| ![]() Hal ve Gidişat Gayrinizami - SAYI 31 : 2 Haziran 2003 Internette neşriyat yapan www.gazozagaci.org adlı elektronik mecmuanın naşiri (kendisine editör ya da edi diyorlar ki şahsımca yanlış bir sıfat) benim kiracım olurlar aynı zamanda.
Bana bu mecmuada muharrirlik teklif etti.
Efendim, kompüter mühendisi olan damadım sağ olsun bana çok yardımcı oldu. Kompüterin nasıl kullanılacağını ve INTERNETte bulunan sahifelerin nasıl açılacağını gösterdi. Ben de hepsini not aldım, ezberledim. Önce kompüterin fişi prize takılacak, sonra da power yazan düğmeye basılacak.
En münasibi, lakırdıyı uzatmadan hakikati olduğu gibi beyan etmektir: Bu mülahazayı Harbiye'de bizim zihinlerimize nakşettiler ki insanın makbul olanı harbi olanıdır.
Muhtemeldir ki "Bu mevzuu da nereden çıktı?" diye tecessüs etmektesiniz.
Gezmek ömürden sayılmaz. Seyahat etmek insana ilham bahşeder. Zihin genişliği temin eder. İmkan varsa gezip seyahat etmek ziyadesiyle faydalıdır elbette..
Kendi milletini tanımanın en kolay vasıtalarından biri de, memleket dahilinde seyyahat etmek ve hatta yalnızca ziyaret ettiğin vilayetleri değil bizatihi seyyahat halindeki ahaliyi de temaşa etmektir.
Bu hanım niye dikkatimi çekiyor, onu arz edeyim. Yanında bir köpek dolaştırıyor her gün bu saatlerde. Artık hanım mı köpeği dolaştırıyor yoksa köpek mi bunu dolaştırıyor, bilemem. Fakat bu köpek her uygun gördüğü yere, afedersiniz tuvaletini yapıyor yahu!
Lider dediğin karizmatik gerek. Pekiyi nedir bu karizma?
Lider addedilen şahıs sadece fikriyatı ve müktesebatı itibarıyla sağlam olmayacak, buna ilaveten etrafına hal ve etvarıyla da müteessir ve muvaffak bir intibaa aksettirecek tabiatta olacaktır.
Medeniyetin istikameti hep terakki ve inkişafa müteveccih midir? Ziyadesiyle şüphedeyim.
Kendi memleketinin tarihini ve coğrafyasını dahi bilmeyen tıfıl, kompüterde iki düğmeye basmasını öğrendi diye adam mı olacak?
Reklamcı denen şahıs, sizin gözünüzü boyayıp sizi kandırmayı iş edinmiş kişidir. Size öyle bir dünya resmeder ve bu dünyada öyle mükemmel insanlar ve eşyalar temaşa ettirir ki, siz kendi içinizde derin bir zaafiyet ve mahrumiyet hissedesiniz. Ta ki bu zaafiyet ya da mahrumiyeti bertaraf etmek maksadıyla söz konusu mamule sahip olmayı arzu edesiniz.
Eşyanın tabiatı diye bir mevhum mevcuttur. Bunu işittiğinizde eğer aklınıza 'mobilyaların hangi keresteden yapıldığı' veya 'koltukların ne cins kumaşla kaplandığı'ndan başka bir şey gelmiyorsa, müktesebatınız pek bir aciz manasına gelir.
Cehaletimizle iftihar eder haldeyiz: "Havuz problemlerini bir türlü çözemezdim ortaokulda..." Eh, helal olsun sana evladım! Şuna adıyla sanıyla "basit kesir hesabı yapamayacak kadar cahilim.." desene..
Sizlere bir nebze faydam dokunsun, havuz problemleri nasıl çözülür anlatayım.
'Tabii hayat' denince her ne sebeptense, 'pastoral ve şiirsel bir güzellikler diyarı' tahayyül ediyoruz. Yemyeşil kırlarda, bir su başında keyfe dalıp efkarımızı unutmak vs. vs.
Şehir hayatından bitap düşenlerin daima bir 'tabii hayat' veya 'tabiata rücu' hasleti vardır, bazen yüksek sesle dile getirilir: "Ben doğaya dönecem, huzur bulacam!"
Siz benim cümlelerimi tercüme etmekte müşkülat çekiyorsunuz biliyorum. Halbuki ben yeni nesli anlamak için muazzam gayret gösteriyorum.
İsterim ki bizim lisanımıza vakıf olmak, efendim bizim fikriyatımızı öğrenmek konusunda gayret gösteriniz. Yahya Kemal ne demiştir? "Melali anlamayan nesle aşina değiliz!"
|