Bu köşede erkekler hakkında yazdıklarımı beğenmeyen bir 'delikanlı' önce bana küfürler yağdırıp sonra da e-posta adresimi hack'leyerek sözüm ona intikamını aldı.
Benim asıl dikkatimi çekense, yazdıklarımı yanlış bulan ve kendine 'erkek' diyen bir mahluğun, haddimi bildirmek için seçtiği yol ve bu yolda sarfettiği efordu.
Doğrusunu isterseniz bahsi geçen 'delikanlı'nın azmini takdir ettim. Zira bana öyle bir sinirlenmiş ki, işini gücünü bırakıp bütün mesai, enerji ve hünerini benden intikam almaya adamış.
Aferin çocuğum! Başın göğe erdi mi?
E-posta dediğiniz şeye kıran girdi ya, yenisini almak zor iş sanki!
Erkeklerin hepsi böyledir işte!
İşin içinden çıkamayınca maçolukla hallederler.. Kafaları bir tek kaba kuvvete çalışır. Sonra haklarında yazı yazılınca kanlarına dokunur, gidip e-posta adresi hack'leyerek tatmin olurlar. Oysa gerçekler bakidir, aklın yolu birdir ama e-posta adresi ganidir.
Bir de kaz artık kül olduktan sonra aklı başına gelen cinsi vardır bu erkek milletinin.
Haşmet Babaoğlu, 6 Ağustos tarihli Vatan Gazetesi'ndeki köşesinde Dolunay Gecelerinin Ardından başlıklı bir yazı yazarak, erkek milletinin ancak andropoza girdikten sonra romantizmle barıştığını itiraf etti.
Bazen acıyorum şu erkeklere...
Hayatlarının en verimli çağlarını kadınların peşinden koşarak geçiriyorlar. Amma ve lakin ne zaman ki yontulup odunluktan sıyrılıyorlar ve kadınlara layık birer birey oluyorlar, o zaman da kadınların bunlarla işi bitmiş oluyor...
Geçti romantizm pazarı, sür eşeği yalnızlığa!