ANA SAYFA
|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SİZİ SEVMEK ZORUNDA DEĞİLİZ
Özür dileyerek belirtmek istiyorum:
Her kim ki bu yanılsamaları 'gerçek' zanneder ve bunun büyüsüne kapılır, o insanı hayalkırıklıkları, kıskançlık ve bolca hüsran beklemektedir. Kendini 'şöhret' hezeyanına kaptıran hiç kimse buna istisna değildir. Dikkatli bakan bir göz için bu kişileri ayırdetmek çok kolaydır. Çünkü kendilerini şöhret hezeyanına kaptıran kişiler hayatı bir 'video klipmiş gibi' algılama ve yaşama eğilimindedirler.
Bugünkü medya sektörü giderek gelişen teknolojinin de yardımıyla, kitleleri oyalamak, bilinçlenmekten alıkoymak -ve hatta cahil bırakmak- ve böylelikle süregiden sosyal ve ekonomik çarpıklıkların devam edebilmesini sağlamak gibi bir misyon yüklenmiştir.
Medyanın kitlelere 'eğlence' sunmak, onları 'hayattan ve olaylardan haberdar etmek' ve 'eğitmek' gibi bir takım önemli işler gördüğü ileri sürülse de, bu argümanlar geçerli değildir, artık yalandır. Büyük bir aldatmacadır.
Düşünün ki bu medya, halkımızı eğitmeye ve eğlendirmeye çalıştığı oranda halkın durumu bozulmakta, suç oranları yükselmekte... Eğer medya ve reklam sektörü hakikaten de 'kendi iddia ettikleri' işleri görüyor olsalardı, arada sırada tesadüfen bile olsa iyi ve hayırlı bir takım sonuçlar almaları gerekmez miydi?
Ünlü birilerini öne sürerek dikkatleri başka yerlere çekmek ve medya patronlarının halka uygun gördükleri düşünce ve tüketim kalıplarını dayatmak çok daha kolaydır.
Şöhret denilen şey, cahil kitlelere atılmış bir yemliktir aynı zamanda... "Siz de meşhur olabilirsiniz.. Gelin sizi de meşhur edelim. Yeter ki bizim kurallarımızı kabul edin, kişiliğinizi ve onurunuzu silmemize izin verin ve sizi şebek gibi oynatmamıza sakın ses çıkarmayın..." Medya ve reklam sektörüyle bunların arkasındaki devasa sistem; bir tür dünyevi tatmin ve maddi menfaat önermek suretiyle 'ruhunu satın alabileceği' ve bu sayede 'işine geldiği sürece' kullanabileceği sonra da bir kenara fırlatıp atacağı 'şöhretler' yaratmak ister. Bu yemi yutmaya istekli (yani ruhunu şeytana satmaya hazır) milyonlarca insan var bu dünyada. Ve bu durum böyle devam ettiği sürece biliniz ki dünyada hiç ama hiçbir şey daha iyiye gitmeyecek. Ruhunu şeytana satmaya istekli bu kadar çok insanın olduğu bir dünyada asla barış, huzur ve gelişme beklemeyin. Pop kültürün idollerine dönüp "Hayır, sizi sevmek zorunda değiliz!" diye haykırmadıkça sizin ruhunuz da kurtulmuş değildir. Haberiniz olsun! |