"Ellerinden öperim abiciğim, ben artık kısmetse evlenmeyi düşünüyorum." dedi ve beni biraz şaşırttı doğrusu. Adını söylesem kim olduğunu şıp diye anlayacaksınız. Delikanlı adama laf taşımak yakışmaz, ama son zamanlarda yazılarını biraz aksatan bir yazar kardeşimiz, diyelim.
"Hayırlısı olsun..." dedim ki bak bu laf çok mühim bir laftır. Hatta Türk kültürünün icad etmiş olduğu en faydalı laflardan biridir. Herkesin hakkında en hayırlısı neyse onu arzu ederiz elbette.
Bu işler ciddi işlerdir, hafife almaya gelmez! Kadın kısmına bakarsan, bir kere uygun bir koca bulunmuşsa asıl mesele hallolmuştur. Geriye kalır düğünde ne tür bir saç yaptırılacağı ve de nasıl bir gelinlik diktirileceği... Bir de tabii elalemin düğün hakkında neler konuşacağı...
"Düğün olur iki kişiye, tasası düşer konu komşuya." demişler. Bu lafın eksiği var, fazlası yoktur. Düğün-dernek mevzuu cemiyet hayatında çok önemli bir yer tutar çünkü evlilikten kastedilen, sadece bir kadınla bir erkeğin 'uygun koşullarda rahatsız edilmeden ve devlet güvencesi altında çiftleşme ruhsatı alması' değildir. Yeni eve alınacak mobilya veya beyaz eşya bile teferruattır.
Evliliğin mühim noktası şudur ki: Aileler bir araya gelir, birleşir. Normalde değil oturup iki çift laf etmek, dönüp de suratına bakmayacağın cinsten adamlarla 'akraba' olmak durumu hasıl olur ki, yiğidi bitiren işte bu felakettir.
İkide bir borç isteyen, ödünç aldığı öteberinin üstüne yatan kayınçolarla doludur bu memleket. Kıskanç ve bunalımlı baldızların ise hiç eksikliği çekilmez.
Düğün dediğimiz hadisede fotoğraflar çektirilir ve işte o zaman iki ailenin nasıl kaynaştığı veya asla kaynaşamayacağı o fotoğraflarda ortaya çıkar. Buradan bakarak da o evliliğin ne şekilde yürüyeceği veya ne kadar vakte kadar şapa oturacağını tayin etmek mümkündür bir şekilde.
Bakın ne diyorum, iki ailenin uymayacağını gördünüz mü çenenizi tutun. Kimseye yek kelam etmeyin. Delikanlı adabı bunu gerektirir. Yoksa kabahati sizden bilirler.
Peki eskiden bu işler nasıldı? Daha mı iyiydi, daha mı kolaydı?
Valla eskiden bu işlere öncelikle aileler arasında verildiği için, aileler arası uyuşmazlıklar şimdikine kıyasla çok daha az görülürdü. Ama tabii hısım akraba arasından çıkan arıza kişilerle başetmek meselesi o zaman da insanların başını çok ağrıtan bir meseleydi.
Şimdi bakınız 40 küsur yıl önce çekilmiş bir nikah fotoğrafını dikkatinize sunuyorum. Ailelerin kim olduğunu gizli tutuyorum, kusura bakmayın.
Bakın üniversitede kürsü sahibi profesörler bilmez, hayatın imbiğinden geçmiş delikanlılar bilir ki, böyle bir fotoğraf en kıymetli sosyoloji ve psikoloji dersi kadar ibretli bir belgedir.
Şimdi arkadaş, resme bakın da söyleyin bu aileler birbiriyle uyuşmuş mudur? Yoksa akrabalar arasında tatsız bir takım mevzuular cereyan etmiş olabilir mi? Resimde kim kimdir? Hangisi damadın kız kardeşidir, gelinin ailesi duruma nasıl yaklaşmaktadır?
Ha bu soruların cevabını bulmak zor mu geldi? E güzelim siz de o zaman INTERNET'ten eş aramaya devam edin. Belki de kısmetinize üçün biri düşer, nereden bileceksiniz? Hayırlısı olsun...