ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Alçaklara Kar Yağıyor
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Yıldırım Gürses

Arif Susam

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Ümit Besen
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
ÖDÜL NASIL VERİLİR

Türkiye'de fikir ve sanat eserlerine verilen ödüllerin hemen hepsi şaibelidir.

Antalya Film Festivali'nden Orhan Kemal Roman Ödülü'ne; bilmemne kasabasındaki muşmula festivalinden TRT şarkı yarışmalarına kadar Türkiye'de fikir ve sanat eserlerine verilen her türlü ödülü değersiz ve muhataralı bulurum.

Bu ödülleri almaya layık görülen sanatçıların veya fikir insanlarının bu ödüllere tenezzül etmesi kusur sayılmasa da, sağda solda bu 'şaibeli' ödüllerle övünmeleri çok komik bir görüntüdür.

Dünyanın en seçkin ve saygın ödülü Nobel'in bile ne kadar spekülatif kriterlere dayanılarak verildiği ve bu ödüle sahip olmak adına insanların ne kadar tamahkar ve yalancı olabileceğini, kendilerini ne kadar alçaltabileceklerini gördük.

Şimdilik Nobel ödülünü bir kenara bırakalım da biz kendi işimize bakalım. (Bunu böyle söyleyebilmek de her yazarın harcı değildir yani)


Ödül jürisi diye bir kavram vardır, bir yerlerde kulağınıza çalındı mı hiç?

Şöyle oluyor:
Verilecek bir ödülünüz varsa, bu ödülün kimlere verileceği konusunda bir karara varması için bir araya topladığınız kişilere ödül jürisi denir.

Peki bu kişileri nasıl ve nereden toplayacaksınız?
İşte orada da ahbap-çavuş ilişkisi devreye girer. Araya alakasız ve çıkıntı adamların sızmasına müsaade edilmez.

Peki bu jüri neye dayanarak karar verir de ödülleri dağıtır?
İşte meselenin ince noktası da orası. Jüri eserlere bakar ve
    a) Paşa gönlü kimi çekiyorsa
    b) Hangi eserin sahibi daha fazla yalakalık yaptıysa
    c) Hangi eserin sahibi en fazla avantayı çıktıysa
            ona göre bir değerlendirme yapıp ödül dağıtır.

Yok yok.. Şaka yaptım! Bu yukarıda söylediklerimin hepsi yalan!
Hiç öyle şey olur mu yahu?

Bütün jüri üyeleri; estetik anlayışları, bilgi ve kültür birikimleri ve hatta söz konusu sanat dalına hakimiyetleri çok üstün kişiler arasından büyük bir dikkatle seçilir.

Zaten ülkemizde genel kültür ve sanatsal estetik düzeyi çok ileri boyutlarda olduğundan, bu türden kişileri bulmak hiç zor değildir.
(Dalga geçtiğimi nereden anladınız hemen? Sizden de birşey kaçmıyor)

Bizim insanlarımızda haset ve kıskançlık, adam kayırmacılık, kendini diğerlerinden üstün görme ve fakat gene de alçaklık kompleksiyle malul olma gibi hasletler bulunmadığı için, bu jüri üyeleri son derece objektif ve isabetli kararlar alarak gayet hakkaniyetli bir şekilde ödül dağıtırlar.

Yoksa inanmıyor musunuz bu yazdıklarıma?
Dalga geçtiğimi falan düşünmüyorsunuz deği mi? Sanki bir an yüzünüzde garip bir ifade oluşmuş gibi geldi de, o yüzden tereddüde kapıldım yani...

Bir de fonksiyonel ödüller vardır.
Onlar son yıllarda çok moda oldu.

(Fonksiyonel ödül deyince, ödülün kalın ve uzun olanı manasında değil! Ne kadar fesatsınız siz?)

O da şöyle oluyor:
Farzedelim siz Sazlıdere Kurbağalarının Vraklamasını Sevenler Derneği gibi bir sivil toplum örgütüsünüz..

Veya Hacıcavcav Lisesi'nin fırlama öğrencilerisiniz diyelim.

Medyada yer almak arzusuyla yanıp tutuşuyorsunuz. Ah bir televizyona çıksanız, ah gazeteler sizden bir bahsetse başınız göğe erecek, mutluluktan uçacaksınız.

(Ya da ne tür ince işler peşindeyseniz artık?)

İşte 'fonksiyonel ödül' sizin dertlerinize derman olacak şeydir.

Bir kısım köşe yazarını, bir kısım televizyoncuyu gözünüze kestiriyorsunuz. Onlara telefon, e.mail, posta güvercini, dedikoducu Melahat...
artık Allah ne verdiyse onunla haber gönderip müjdeyi veriyorsunuz:
    "Sizi yılın en asortik televizyoncusu seçtik..."
    "Sizi yılın en kıvrak köşe yazarı seçtik..."
    "Sizi yılın en abuk programcısı seçtik..."
    "Sizi yılın en alafortanfonik sunucusu seçtik..."
diyorsunuz.

Yüksekkaldırım'daki pantografçılara artık plaket mi olur, iki ucu macunlu değnek mi olur, bir tür 'ödül' yaptırtmayı ihmal etmiyorsunuz tabii.

Tırışkadan bir de ödül töreni düzenlediniz mi tamam

Ödül vereceğiniz medyacı kardeş eşek değil ya?

Gazetesindeki sütununda veya televizyondaki programında sizden de bahsedecek ve
  "Meslek yaşamındaki en anlamlı
  ve gururlu gününü yaşadığını"
belirterek Hacıcavcav Lisesi öğrencilerine teşekkür edecektir.

Bir ihtimal, kendisine ödül olarak verilen iki ucu bilmemneli değneği gururla elinde tutarak poz vermesi bile mümkün.

Sonra o değneği ne yapar, orası bizi artık ilgilendirmez

Medyacı abinizin, ablanızın gururunu okşadınız, onu havaya soktunuz.. O da sizin muradınızı yaptı, meşhur oldunuz.

Daha ne istiyorsunuz sorarım size?!

    "Ödül almak için ne yapmak lazım?"
    "Nasıl kolay para kazanılır?"
    "Köşeyi dönmenin garantili yolları nelerdir?"
gibi sorular aklınıza geliyorsa hiç telaş etmeyin. Zamanı gelince hepsini bir bir anlatacağım.

  EDEBIYAT
Okumuş Adam
Çağlar Ötesi Siyaset
Mevsim Normalleri
  YAŞAM
Vize Meselesi
Mason Magazin
Çin İşleri Ne İş
  SİNEMA
The Turkish Exorcist
Star Wars
Turkish Star Trek
  MÜZIK
Oçi Çornye
The House of
Joe Dassin
  CİNSELLİK
İnsan Neden Evlenir?
Uçkurunuz Batsın
Kadınlar, Erkekler

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Ajda Pekkan'dan

Best Memories

A Glimpse of

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Sezen Aksu - SERÇE

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Best of MFÖ