|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Burada bahsedilen kişilerin adlarını daha önce duymadıysanız ne mutlu size! Size sözümüz şudur: Hep böyle kalın!
Bu dergi sanal bir dergi, bu alem sanal bir alemdir. Burada anlatılan şeylerin hiç biri güvenilir bilgi değildir. Gene de şüpheye düşüp "Bu adamın yazdıkları doğru olabilir mi acaba?" diyecek olanlar için Erkin Koray söylüyor:
"Ne kadar cahil olduğunu en baştan ilan ediyor. Bu adam yazar olsa ne yazar?" şeklindeki lafınızı gönül rahatlığıyla geçiriniz. Fevkalade haketmiş durumdayım. Şu vakte kadar "Bir şey yazıyorsak, bildiğimiz içindir. Bilmesek zaten oturup yazmayız herhalde..." diye ahkam kesmiş olan ben nihayet kendi haddimi bilme noktasına gelmiş bulunuyorum. (Bravooo! Şak şak) Yaşım kırka yaklaştı, ayaklarım ancak suya eriyor.
Yaklaşık yirmi yıl önceydi, 1986 ilkbaharı. Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde 'Irregular Freshman' öğrenciyim.
O zamanlar aldığım 'Humanities' dersinin okutmanlarından Nuray Mert şimdi anlı şanlı entellektüel ve köşe yazarı. Yirmi yıl önce ders anlatırken nefesleri keserdi, ama anlattıklarıyla değil. (Bu bahsi şimdilik geçelim.)
Diğer bazı hocalarımız hakkında da çok dedikodu dönerdi ortamlarda. O zamanki hocalarım hala Türkiye'nin elit fikir insanları. Sınıf arkadaşlarımın da hepsi adam oldular. Aralarından fevkalade gazeteciler de yetişti ama o günlerin anılarını ve dedikodularını kendilerine saklayacaklardır. Onları kınayamam. Aralarındaki en işe yaramaz ve sümsük adam ben olmalıymışım ki şimdi oturup bunları yazıyorum.
Dedikoduculuğum zaten tescilli. Bunları da benden başka kimse size anlatmaz:
Dedikodu bitti, şimdi cehaletimi arz edeyim:
Nilüfer Göle sonradan 'Mühendisler ve İdeoloji' kitabını çıkaracaktı Aradan geçen yıllar içinde Nilüfer Göle 'Modern Mahrem' kitabını yazdı. Orada anlatılanların yüzde yirmisini anladım sanki. Çok kendimi vererek okumuştum. Ama gene de emin değilim tam olarak.
Bu kadar sene geçti ve geçenlerde Tempo dergisinden öğreniyorum ki Nilüfer Göle Fransa'da yeni bir kitap yazmış: Bu kitapla ilgili olarak bakın Nilüfer Göle ne diyor? Tempo dergisinden aynen yazıyorum:
"Avrupa'nın İslam'la karşılaştığı sömürge dönemleri gibi çağlardan farklı olarak bizim çağımız, yaşananların yakınlığını ve eşzamanlılığını gösteriyor. Bu yüzden bu olay her iki tarafta da kör edici bir rahatrsızlıkla karşılandı ve çağdaşlığı zor, katlanılmaz hale getirdi.." İşte budur arkadaş! Cehaletimin iyice tepeye vurduğu andır bu. Aradan yirmi yıl geçti, ben hala aynı yerde sayıyorum. Hala Nilüfer Göle'nin dilini ve kavramlarını anlayamıyorum. Dave Barry'nin dedikleri geliyor aklıma:
Örneğin, çocukların yere düşünce ağladıklarını gözlemlediniz diyelim. Bunu şöyle yazmalısınız: "İzole edilmiş ve gelişimini henüz tamamlamamış insanların sosyometrik davranış eğilimlerinin metodolojik gözlemleri, yere yönelik tropism ve gözyaşı veya 'ağlama' biçimindeki davranış formu arasında sebep-sonuç ilişkisi olduğunu göstermektedir." Bu şekilde elli altmış sayfa yazmayı sürdürebilirseniz, geniş ölçüde devlet burslarından yararlanabilirsiniz." |