Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
KARAOĞLAN:Karaoğlan'ın öyküsü 1959'da Akşam gazetesinde başlar. Tarihsel romanlarıyla tanınan Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun yazdığı öyküler Ratip Tahir Burak'ın çizgileriyle buluşur ve çizgi-romana dönüşür.
Kısa sürede Burak'ın yerini genç çizer Suat Yalaz alır. Bu çizgi-romanlarda Kaan adlı bir kahraman ön plana çıkar. Kozanoğlu'nun 1962'de gazeteden ayrılmasından sonra Yalaz, bu tiplemeyi Karaoğlan adıyla kendisi yazıp çizmeye girişir.
Ancak başrolde Orhan Günşıray'ın, onun sevgilisi Çavdar Tarlası rolünde Fatma Girik'in ve kötü adam rolünde Öztürk Serengil'in oynadığı, özgün müziklerini Ruhi Su'nun yaptığı bu filmin hemen ardından devam filmleri çevrilmedi.
1965'te ise bu kez Suat Yalaz kolları sıvayıp ve yapımcı-yönetmen-senarist olarak sinemaya geçti. Karaoğlan'ı canlandıracak oyuncu bulmak için Akşam'da büyük boy ilanlar yayınlandı. Başvuranlar adaylar arasında bir türlü uygun biri bulunamadı. Derken Ankara'dan konservatuar mezunu, genç tiyatro oyuncusu Kartal Tibet başvurdu.
Suat Yalaz bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "Kartal'ın ismi dikkatimi çekti benim. Hem Kartal, hem Tibet, sanki ben uydurmuşum gibi... Kartal'ı gördüğüm zaman baktım, 1.85 boy.. Boylu, poslu yüzü de fazla silik. Tamam, dedim. Ben buna peruk koyacağım, kaşlarını da boyarım... Yani çizdiğim Karaoğlan'ı olduğu gibi yüzüne koyarım."
Karaoğlan filminin Temmuz, Ağustos sıcağında Anadolu bozkırında 45 günde gerçekleşen çekimlerinde kalabalık bir figüran kadrosu, hatta 60 civarında at kullanılmasından dönemin sinema basınında övgüyle söz edilecektir.
Suat Yalaz ile Kartal Tibet arasındaki verimli işbirliği birkaç yıl sürdü. Bu zaman zarfında çok sayıda Karaoğlan filmi çekildi. Kartal Tibet'in sinema kariyeri de böylece başlamış oldu.
Karaoğlan filmlerinin gördüğü ilgi üzerine bir diğer çizgi-roman kahramanı, 1965'te Cumhuriyet gazetesinde Ayhan Başoğlu'nun yaratmış olduğu Malkoçoğlu 1966'da Süreyya Duru tarafından beyazperdeye uyarlandı. Malkoçoğlu'nu sinemaya jön olarak başlayıp "Horasan'ın Üç Atlısı" (1965) ile tarihsel filmlere geçen Cüneyt Arkın canlandırdı. Malkoçoğlu gösterime girmeden önce Ses dergisi şöyle soruyordu: "Bakalım Karaoğlan Kartal Tibet mi, yoksa Cüneyt Arkın Malkoçoğlu mu seyirciyi daha çok etkileyecek?"
Yani Karaoğlan'ın çizgi-roman olmaktan öte, Türk sinemasına katkısını bilmem anlatabiliyor muyum?
Karaoğlan, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir Uygur Türkü olup, Cengiz Han'ın hizmetinde bir silahşördür. Uzun siyah saçlı, delişmen bir oğlandır. Yakışıklı ve çapkındır. Bazen babası Baybora Alp ile, bazen kadim dostu Çalık ile, bazen de yalnız vaziyette Çin'den Hindistan'a, Bizans'tan Arabistan'a kadar uzanan bir alanda dolaşır durur. "Canını Albızlar alası Camoka"yı gördüğü anda eli kurt başlı kılıcına gider.
Fazla konuşmayan, asık yüzlü Tarkan'ın aksine; Karaoğlan'ın gelişmiş bir espri anlayışı ve güleç bir yüzü vardır. Yerine göre dövüşürken bile espri yapmaktan geri kalmaz.
Bir macerasında, kavga esnasında rakibine şöyle demişti: "Sen cümbüşü seven biri olmalısın, elindeki kılıcı zurna gibi tutuşundan belli.."
Bu tatlı dilli silahşörün kadınlarla da arası hep iyi olagelmiştir. Şimdi size saçma gelebilir ama, bir sevişme sonrası nehir kenarında gusül abdesti bile alır.. "Ne yapıyorsun öyle?" diye soran kıza da "Sen de seviştikten sonra bir su dökünsen, vücudun canlanır. O zaman İslam'ın niye böyle emrettiğini anlarsın.." demiştir.
Türk Hava Kuvvetlerine mensup genç bir pilotun fazla komplike olmayan ve daha sonradan hazırlayacağı Yüzbaşı Volkan'lara göre daha az sayfa sayısına sahip bu çizgi-romanı beklenilenin üzerinde bir ilgi gördü. İşte 1970'lerle kariyerine başlayan -ve o tarihte adı henüz Volkan olmayan Yüzbaşı Volkan'ın kısa başlangıç öyküsü buydu.
Yüzbaşı Volkan Türk Hava Kuvetlerinin kahraman pilotlarını sembolize eder. Savaş için eğitim görmüş olmasına rağmen savaşa karşıdır. Fakat barış sürecini sürdürebilmek için güçlü ve caydırıcı olmak gerektiğine inanır. Yüzbaşı Volkan barışçı ve insancıldır fakat görevi gerektirdiğinde, bir makineli tüfeğin mermileri kadar hızlı ve yok edici olur. Her Türk askeri gibi Yüzbaşı Volkan da "Önce Vatan" prensibine inanır ve ona göre "Vatan sevgisi her türlü ideolojinin üstündedir." Bu tür konulara değinmek Yüzbaşı Volkan'ın 25 yıllık yayın yaşamı boyunca çeşitli çevrelerde yankılara yol açmış, övgü ve sövgülere neden olmuştur.
Yüzbaşı Volkan'ın yanında sevgilisi Gazeteci Funda ve yakın arkadaşı Hakkı Başcavuş vardır. Tabii Sovyet pilotu Yüzbaşı Olga'yı unutmak ne mümkün?
14 Temmuz 1975 tarihinde, yani "Bonanza"daki ilk yayından bir yıl sonra, Tay Yayınları sahibi Sezen Yalçıner'le yeni bir anlaşma imzalayan Ali Recan, Yüzbaşı Volkan karakterini bağımsız bir dergi olarak çıkarmak üzere hazırlıklara koyuldu. Haftalık bir derginin yayıncılık zorluklarina karşı yedek sayfa ve macera stokları hazırlayabilmek için yardımcı çizerler de buldu.
Böylece ilk Yüzbaşı Volkan çizim ekibi kurulmuştu. "Son İmdat Çağrısı" adını taşıyan ilk Tay Yayınları amblemli Volkan macerası 9 Temmuz 1976'da çıktı. Daha sonra Alfa yayınlarından çıkarak 1987 yılına kadar dergi olarak, Tercüman gazetesinin kapandığı 1993 yılına kadar da gazete sütunlarında boy göstermeye devam etti.
Hatırladığım ilginç bir olay da, Ali Recan tarafından bir röportaj sırasında anlatılmıştı: Yüzbaşı Volkan'ı izlemiş olanlar hatırlayacaklardır. Tay yayınlarından çıktığı sıralarda, her bir kitabın iç kapaklarında, bazı savaş uçaklarının teknik bilgileri verilirdi. Hatta, çizgi-roman maceralarında geçen dialoglarda, hangi savaş uçağından hangi hava Kuvvetlerinde ne kadar bulunduğundan falan da bahsedilirdi. Bütün bunlarda bir casusluk kokusu alan MİT, Ali Recan'a sorguya alarak 'Sen bunları nerden biliyorsun? Bunlar gizlidir..' deyince, Ali Recan 'Aviation Weekly' ve 'Jane's Defense Weekly' gibi Amerikan dergilerini göstererek "Bütün bu uçakların teknik özellikleri ve sayılarını Amerikan dergilerinden alıyorum.." diye cevap vermişti.
Yüzbaşı Volkan, Ali Recan tarafından 1990'ların sonunda gündeme oturan Susurluk Olayının çözümü için yeniden göreve çağrılmıştı. Üstelik bu kez Tuğgeneral rütbesine sahipti. Ancak eski maceralardan kırpılanlardan kolajla üretilen ve sadece 4 sayı çıkabilen 'Karanlığın Kartalları' adlı bu seri, Volkan'ın da popülaritesinin bir sonu olduğunu göstermişti. Çocuk dergilerinden gazetelere değin pek çok yayın organında kariyerini zenginleştiren Yüzbaşı Volkan, yaratıcısı Ali Recan'ın vefatıyla sona erdi.
Vefatından kısa bir süre önce Ali Recan, macera sayısı iyice çoğalan pilot kahramanını İtalya'daki yayınevlerine de pazarlamak için girişimlerde bulunmuştu. Oradaki yayınevleri bir Türk pilottan ziyade Amerikalı bir pilotun yayın şansının daha fazla olacağına karar vermişlerdi. Artık onun adı "Capitano Volcano" olacaktı. US Air Force'ta bir pilot olarak, Kaddafi'nin, Saddam'ın tozunu attıracaktı. Bugüne kadar Avrupalılar'ın, Amerikalılar'ın kafasına vura vura Türk pilotlarının yeteneğini ve gücünü ispat eden, "it dalaşı" adı verilen küçük kapışmalarda Yunan pilotlarını elaleme maskara eden, belki yüzlerce kez Türkiye'yi komünist olmaktan kurtaran ve 3. Dünya Savaşı'nın çıkmasını önleyen Yüzbaşı Volkan, artık Amerika'ya hizmet edecek; o zamana kadar hep Türkiye'nin çıkarlarını koruyan ve Türkiye'ye yönelik komploları bozan kahramanımız, artık Amerika'nın çıkarları ne gerektiriyorsa onu yapacaktı.
"Yüzbaşı Volkan'ı Amerika'ya sattınız" lafına karşı ise Ali Recan'ın yanıtı şöyleydi:
Karikatürist Cengiz Üstün halen Yüzbaşı Volkan çizgi-romanının karelerini yeniden yorumlayarak karikatürler yapmaktadır. |