ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
İş Görüşmelerinizi
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Başrolde Emel Sayın

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar


ELEŞTİRMEK NİÇİN GEREKLİ OLSUN?

Gazoz Ağacı okurlarının gözünde o bir idol..
Karizmasının sırrını kimse çözemedi. Yazarımız İffet Aymaz'ı röportaj vermeye razı edebildik.. Hiç kolay olmadı. Ama okuyucularımızın merakını gidermek görevimizdi.

Bu röportajı gerçekleştiren arkadaşımızın kim olduğunu siz bilmeseniz de, cesur bir kahraman olduğu konusunda bizimle aynı fikirde olduğunuza eminiz.

* * *
Gazoz Ağacı: - Hayata karşı olan bu eleştirel yaklaşımınızın sebebini anlatır mısınız bize?

İffet Aymaz: - Ben asker çocuğuyum. Babam idealist bir adamdı. Bizi de öyle yetiştirdi. Lakin bu soruda bir ima seziyorum. Yanlışları eleştirmek suç mu sence?

G.A.- Elbette suç değil ama yani hiç mi takdir ettiğiniz, doğru bulduğunuz birşey yok?

İ.A.- Memlekette yeterince 'şakşakçı' var zaten. Olur olmaz herşeyi alkışlayan bir milletiz. Bu yüzden düğünleri çok severiz. Yıllardır bütün düğünlerde aynı detone müzikler çalınır, aynı halaylar çekilir, aynı gelinlikler, aynı takılar... Hiçbir yaratıcılık yok. Ama olsun biz gene de alkışlarız.. Bir tane çoban yeter bize gaz vermeye... Diyeceğim o ki, bu ülkeden yeterince dalkavuk var.. İhtiyacımız olan şey muhalefet, eleştiri, mertlik.. Bakın mesela Gazoz Ağacı'nda o kadar yazar var, bir tek ben editörü eleştirdim. Yani şimdi bizim editör kusursuz mu da kimse eleştirmiyor? Ne münasebet! Benden başka kimsenin yüreği yok editöre laf söylemeye.

G.A.- Peki editörden herhangi bir tepki aldınız mı bu konuda?

İ.A.- Hayır! Şimdiye kadar bir uyarı gelmedi. Demek ki, ya doğruları yazıyorum ya da editörün de bana tepki gösterecek cesareti yok... Bunu editöre sormalı... Editöre sorulacaklar bununla da kalmıyor tabi. Efendim okur yorumlarını takip edenler bilir: Öncelikle Levent Bayındırlı arkadaşımız, yorum bombardımanına tuttu dergimizi.. Sonra çok geçmeden dergiye yazar oldu. Yazmaya hevesli bir arkadaşmış ama aynı zamanda da ayran gönüllüymüş. Çabuk pes etti yani. Şimdi sırada Mehmet Emin Arı beyefendi var. Daha önce bir yazımda da bahsetmiştim; Mehmet Bey sürekli bana hayranlığını belirten yorumlarıyla kabak tadı verdikten sonra, editör tarafından Gazoz Ağacı'na yazar yapıldı. Yani şimdi bizim dergiye 3-5 tane yorum gönderen her okuru yazar mı yapacağız? Hiç mi prensibimiz, kriterimiz olmayacak?

G.A.- Anımsadığınız ilk kavganızı kimle yaptınız desem?

İ.A.- Taktın sen de kavgaya gürültüye.. Bunu da cevaplayayım da bu konuyla ilgili başka bir sualine cevap vermem. Kardeşim, boksörle mi röportaj yapıyorsun, yoksa bir yazarla mı? Gel de eleştirme şimdi bu editörü. Cık cık cık.. Neyse, soruya dönelim.. Anımsadığım ilk kavgamı ilkokul 1. sınıfa giderken yaptım. 3. sınıflarda okuyan bir erkek öğrenci, sıra arkadaşımı dövmüştü. Yani kendinden 2 yaş küçük bir kızı. Sebebi entipüften birşeydi, hatırlamıyorum şimdi. Arkadaşım ağlayarak yanıma geldiğinde, okul bahçesinden bir sopa bulup, soluğu çocuğun yanında aldım. "Savunmasız ve silahsız birisi işte böyle dövülür" deyip, çocuğa sopayla iki tane vurdum. Ağlayarak öğretmeninin yanına gitti. Öğretmen beni, onu ve arkadaşımı bir sınıfa kapatıp olayı anlattırdı. Her ikisi de zırlamaktan birşey anlatamadılar. Benim çenemse hiç susmuyor. Öğretmen bir bana baktı, bir de diğerlerini "Daha meramınızı anlatamıyorsunuz, bu gidişle çok dayak yersiniz ikiniz de" dedi ve bizi sınıflarımıza gönderdi.

G.A.- Bildiğim kadarıyla hiç evlenmediniz, bu bilinçli bir seçim mi?

İ.A.- Yani şimdi benim medeni halimle yazarlığımın ne alakası var, bana bir açıklar mısın?

G.A.- Fikirlerinizi zaten yazılarınızda aktarıyorsunuz. Röportajın amacı, yazılarınızda değinmediğiniz, özel konulara da girmek. Okurlarınızın sizi daha yakından tanıması açısından..

İ.A.- Okurlarımın benim medeni halimle ilgilendiğini sanmıyorum. O senin dediğin magazin dünyasında olur evladım. Neyse gene de büyüklük bende kalsın, cevaplayayım sorunu. Yoksa editörle papaz olursun, onun da suçlusu ben olurum. Eğer mükemmeliyetçi bir insansanız, idealleriniz varsa ve yaptığınız işleri laf olsun diye yapmıyorsanız, hayatınızı birleştireceğiniz insanın da en az sizin kadar donanımlı olmasını beklersiniz. Yazık ki benim karşıma çıkmadı o adamlardan. Evleneceğim adamın benden daha kültürlü, zeki, prensipli ve ahlaklı olması lazım ki, bu da zaten çok zor.

G.A.- Çocuğunuz olsun istemez misiniz mesela? Öğretmensiniz ve bu mesleği seçtiğinize göre çocukları seviyor olmalısınız..

İ.A.- Bu soruda da yaşıma gönderme yapıyor olmalısın. Dua et iyi günümdeyim, yoksa elindeki laptop'u kafana geçirirdim.

Elbette herkes yuvasi olsun, çocuklari olsun ister. Ama bu illa ki "olmazsa olmaz" bir kural degildir. Evet çocuklara ya da gençlere birşeyler ögretmek, onlarla ilgilenmek hoşuma gidiyor. Onlari seviyorum ama öncelikle vatansever birisi olarak hedefim, bu ülkeye iyi yetişmiş insanlar kazandirmak. Olaya bu açidan yaklaşinca benim bir sürü çocugum var aslinda. Hatta bir çoguna annesinden, babasindan daha faydali oldugum da ayri bir konu.

G.A.- Peki öğrencileriniz sizi seviyor mu sizce? Onlara karşı da çok katısınız. Malum, gençler eleştiriye açık değiller.

İ.A.- Akıllı, çalışkan ve olgun öğrencilerimin beni sevdiğini hissediyorum. Açıkçası, çok da umurumda değil beni sevip sevmemeleri. Bana saygı duysunlar, benden birşeyler öğrensinler bu yeterli benim için. Meslek hayatımda çok gördüm sırf öğrencilerinin sevgisini kazanmak uğruna inisiyatifi elden bırakan eğitimcileri. Maalesef sevgiyle karın doymuyor, eğitim olmuyor. Varsın benden nefret etsinler ama ilerki hayatlarında işlerine yarayacak iki kelime bir şey öğrensinler.

G.A.- Benim şahsen en çok merak ettiğim şey şu, eminim okurlarınız ve öğrencileriniz de merak ediyordur bunu: sizi de eleştiren birileri var mı etrafınızda?

İ.A.- Sırf kuyruk acısı yüzünden beni eleştirdiğini sananlar var elbette. Amma ve lakin ben buna eleştiri değil, boş boğazlık derim. Çoğunlukla da 'hayata karşı takındığım muhalif tavrı, insanlara karşı çok katı olduğumu, her şeye negatif baktığımı, yüzümün hiç gülmediğini' dile getirir bu insanlar. Mutlaka bir vesileyle onları eleştirmişimdir ve onlar da bunu hazmedememiştir.

G.A.- Hiç özeleştiri yapmaz mısınız? Yani insanların sizin hakkınızda söylediklerinin doğru olabileceği üstünde düşünür müsünüz mesela?

İ.A.- Bugüne kadar hakkını vererek eleştiren birisi çıkmadı beni. Eleştiri yapmak birikim gerektirir. Laf olsun diye yapılan eleştirileri dinleseydim ben olmazdım zaten. Yüzüm gülmüyormuş. Gülünecek bir durum mu var ortada? Memleketin çivisi çıkmış, gençler okumuyor, her yanımız pislik, riya, ahlaksızlıklarla dolu.. Yani hiç de komik değil bu olan biten.

G.A.- Bu soruyu sormaya çekiniyorum ama sormazsam da çatlarım. Bu yaşınıza kadar evlenmediniz; peki ya hiç erkek arkadaşınız da mı olmadı?

İ.A.- Senin aklın fikrin muzırlıkta. Sana ne kardeşim benim özel hayatımdan? 2 saattir konuşuyoruz, bir tane dişe dokunur bir soru sormadın. Ama suç sende değil, seni röportaj yapmakla görevlendiren aklıevvelde.. Anladın herhalde: röportaj burada bitti. Benim böyle neye hizmet ettiği belirsiz sorulara harcayacak vaktim de, verecek cevabım da yok. Bana müsaade... Sen de git adamakıllı birkaç röportaj oku da, bir şeyler öğren.

G.A.- Gene yaptın yapacağını İffet Abla! Tamam.. Sinirlenme. Teşekkür ederiz.

İ.A.- Çıkarken kapıyı kapat.. Hadi iyi günler..

  YAŞAM
Hormonlar:
Kalp Kazanmak
Uğraştırmayın Beni
  MÜZİK
When the Rain
Balkan Sendromu
Audrey Landers
  CİNSELLİK
Teknoloji Sayesinde
Sanal Pezevenk
Kadınlar ve Kocaları
  SİNEMA
Kill Bill
Clint Eastwood
Türk Sineması Nereye?
  EDEBİYAT
Eski Defterler
Aziz Nesin'den Bir Yazı
Kitsch'iliğinizi

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Yıldırım Gürses