ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Medya Okur-Yazarlığı
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Kibariye - Kimbilir

Charles Aznavour'dan

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Yıldırım Gürses
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
POSTMODERN BİR AŞK ÖYKÜSÜ: YASEMİN

Tesadüfen bir gün tekrar karşılaşırsak yüzümü bir yerlerden hatırlar mı acaba? Benimle konuşurken bile kim olduğumu umursamazdı, ben onun için sadece 'diğerlerinden biri'ydim.

Yeşil gözlerindeki hüznü hala gözlerimin önünde...

Gülümserken bile gözleri az sonra yaşla dolacakmış gibi bakardı.
Sıkıca sarılmazsanız düşüp kırılıverecek bir biblo gibiydi.

Adını nasıl unuturum: Yasemin!

* * *

Şişli'de dokuz buçuk yıl oturdum ben. Bu kadar uzun süre bir yerde kalınca, çevredeki insanlar dostunuz, arkadaşınız olur. Selamlaşmadığınız kişilerle bile göz aşinalığı geliştirirsiniz. Mesela kimin saat kaçta nereden geçeceğini bilirsiniz.

Şişli'de dokuz buçuk yıl oturmuşsanız eğer,
19 Mayıs caddesindeki Migros'a da defalarca girip çıkmışsınız demektir. Alışveriş alışkanlıklarınızda benim gibi tutucuysanız, bir zaman sonra kasiyerleri de tanırsınız artık.

Şişli Migros'ta kasiyerdi. Öyle bir işyerinde kasiyerler fazla kalmaz, çoğu geçici bir iş olarak çalışır. Ama Yasemin dikkatimi çekecek kadar uzun zamandır oradaydı, yılların sayısını unuttum.

Haftada iki veya üç defa uğradığım mağazada, her seferinde değilse de sıklıkla onu görürdüm. Bazen onun kasasından geçer, kredi kartımı ve kimliğimi onun küçücük ellerine teslim ederdim.

Bir gün baktım, sağ elinde bir alyans. Onun adına sevinsem iyi olurdu herhalde. Yüzü gülüyordu o zamanlar. Bir süre sonra alyans sol eline geçti, artık evlenmişti.

Hayat benim başımdan bin bir türlü maceralarını geçirirken, Yasemin'in de başından neler geçiyordu kimbilir. Önce giderek kilo almaya başladı, bir süre sonra yüzü gülmez olmuştu. Tanımadığım kocasına kızıyordum bazen, ona iyi bakmıyor, onu üzüyor diye.

Hatta bir akşam gözlerinin kızarmış olduğunu da farketmiştim, ağlamıştı..

* * *

Bir yıl kadar sonra mıydı, bir gün küçük ellerinde alyans olmadığını farkettim.

İçimde ılık ılık bir sevinç. Demek kurtulmuştu o adamdan. Onu hayatın zorluklarından ve kötü adamlardan sakınıp koruyacak kişi artık ben olabilirdim.. Sadece hayallerimde tabii.. O sıralar başka bir kadınla, başka bir dünyada, başka şeyler yaşıyordum.
(Yasemin'in de umurundaydı sanki?!)

Boşanmak Yasemin'e yaradı.
(Ya da ben öyle düşünüyordum?)

Tekrar zayıfladı ve eski haline döndü, ama buğulu gözlerinde gene gidip gidip gelen bir hüzün...

* * *
Müşteri-kasiyer dialogundan öte bir konuşmamız olmamıştı hiç.
Ama arada bir onu görmek beni mutlu ediyordu. Bu kavanoz dipli dünyada güzel şeylerin de olduğunun canlı kanıtıydı Yasemin.

Gün oldu, devran döndü. Hayat beni başka yollara soktu, Şişli'den Üsküdar'a taşındım. Yasemin'i artık göremeyeceğimi ve özleyeceğimi biliyordum. Bu sırrımı anlattığım en yakın üç arkadaşım da biliyordu. Hatta birisi, en azından ona gidip veda etmemi bile söyledi.

Ne kadar enterasan arkadaşlarım var değil mi?

* * *

Şişli'den Üsküdar'a taşınalı yıllar oldu. Ama bilir misiniz, ben hala arada sırada Şişli'deki eski evime giderim. Eski komşularımla ve eski evsahibemle oturur sohbet ederim. Köşedeki bakkala da uğrarım hep. Ayaküstü ne hikayeler anlatır eski bakkalım Engin, çok can çocuktur.

Ve günlerden bir gün, Şişli'yi tekrar ziyaret ederken ayaklarım beni Migros'a götürdü. O sırada çalışmakta olan kasiyerlerden hiç birini tanımıyordum. Ama aldığım gazozun parasını öderken gene de sordum:
  "Yasemin hala burada mı çalışıyor?"

Kız biraz durdu, ama soruya şaşırmadı. "Hangi Yasemin?" DEMEDİ.
  "Buradan ayrıldı. İstifa etti.." dedi ve ben sormadan devam etti:
  "Epey oldu. Yılbaşından önceydi. Bu seferki evliliği bir yılını doldurmadan tazminatını almak istedi, o yüzden ayrıldı..."

İçim CIZZZ etti. Ama bozuntuya vermedim.
  "Peki şimdi nerede çalıştığını biliyor musunuz?" diye sordum, küstahlığa bak!

Kasiyer kız son derece nazik ve yardımsever biri olmalıydı:
  "Nerede çalıştığını bilmiyorum..." ve gene ben sormadan devam etti "Ama on beş günde bir falan buraya uğruyor. Bir notunuz varsa iletebilirim..."

Öylece kalakalmışım. Yasemin'e bir not iletebilecektim.. Ama ne diyecektim ki? Beni tanımıyordu bile. "Madem evlenmiş, artık bir önemi yok.." desem, hem yalan olacak hem de kimbilir ne dedikodular çıkıp kızın başına ne işler gelecekti.

Tereddütle geçen birkaç saniyeden sonra başımı salladım ve kasiyer kıza "Gerek yok, teşekkürler.." dedim. Anlayışla gülümsedi ve bana iyi günler diledi.

Dışarı çıktıktan üç dakika sonra aklıma geldi: "Seni sevdiğini zamanında sana söyleyemeyen eşek geldi, seni sordu..." şeklinde bir not iletebilir miydim ona acaba?

Salaklık böyle bir şeydir işte, aklınız ve cesaretiniz aynı anda bulunmaz.

Hatta çoğu kere ayrı ayrı da bulunmaz ki o zaman size 'Alper' derler.

Oturup bir de marifetmiş gibi bunları yazarsanız 'Salak Alper' rütbesine yükselmişsiniz demektir, tebrikler!
Kutlu olsun, hayrını görün..

Gene de söylemem gerek:
Yasemin Güney! Bu şehirde seni seven ama senin tanımadığın biri var..

  SİNEMA
Turkish Star Trek
Mahremiyet
Son Osmanlı
  CİNSELLİK
Doğrusunu Bulana Dek
Delilah
Vatandaşın
  MÜZİK
Eye of the Tiger
The Beatles - Girl
U2 - I Still Haven't
Found What I'm
  YAŞAM
Dünya Çapında Salgın Hastalıklar Olacak mı?
Bit Pazarına
Robotlar Nerede Kaldı?
  VİDEO
Ferdi Özbeğen-Piyanist
The House of
Bonnie Tyler: Total
  EDEBİYAT
İstanbul, Yazmak
'Efsanevi' Gırgır
İnsanlığın Müstehakı

Başrolde Emel Sayın

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Fecri Ebcioğlu Sunar

Edip Akbayram

Best Memories

A Glimpse of