![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Tesadüfen bir gün tekrar karşılaşırsak yüzümü bir yerlerden hatırlar mı acaba? Benimle konuşurken bile kim olduğumu umursamazdı, ben onun için sadece 'diğerlerinden biri'ydim.
Yeşil gözlerindeki hüznü hala gözlerimin önünde...
Adını nasıl unuturum: Yasemin!
Şişli'de dokuz buçuk yıl oturdum ben. Bu kadar uzun süre bir yerde kalınca, çevredeki insanlar dostunuz, arkadaşınız olur. Selamlaşmadığınız kişilerle bile göz aşinalığı geliştirirsiniz. Mesela kimin saat kaçta nereden geçeceğini bilirsiniz.
Şişli Migros'ta kasiyerdi. Öyle bir işyerinde kasiyerler fazla kalmaz, çoğu geçici bir iş olarak çalışır. Ama Yasemin dikkatimi çekecek kadar uzun zamandır oradaydı, yılların sayısını unuttum. Haftada iki veya üç defa uğradığım mağazada, her seferinde değilse de sıklıkla onu görürdüm. Bazen onun kasasından geçer, kredi kartımı ve kimliğimi onun küçücük ellerine teslim ederdim. Bir gün baktım, sağ elinde bir alyans. Onun adına sevinsem iyi olurdu herhalde. Yüzü gülüyordu o zamanlar. Bir süre sonra alyans sol eline geçti, artık evlenmişti. Hayat benim başımdan bin bir türlü maceralarını geçirirken, Yasemin'in de başından neler geçiyordu kimbilir. Önce giderek kilo almaya başladı, bir süre sonra yüzü gülmez olmuştu. Tanımadığım kocasına kızıyordum bazen, ona iyi bakmıyor, onu üzüyor diye. Hatta bir akşam gözlerinin kızarmış olduğunu da farketmiştim, ağlamıştı..
İçimde ılık ılık bir sevinç. Demek kurtulmuştu o adamdan. Onu hayatın zorluklarından ve kötü adamlardan sakınıp koruyacak kişi artık ben olabilirdim.. Sadece hayallerimde tabii.. O sıralar başka bir kadınla, başka bir dünyada, başka şeyler yaşıyordum.
Boşanmak Yasemin'e yaradı.
Tekrar zayıfladı ve eski haline döndü, ama buğulu gözlerinde gene gidip gidip gelen bir hüzün... Ama arada bir onu görmek beni mutlu ediyordu. Bu kavanoz dipli dünyada güzel şeylerin de olduğunun canlı kanıtıydı Yasemin. Gün oldu, devran döndü. Hayat beni başka yollara soktu, Şişli'den Üsküdar'a taşındım. Yasemin'i artık göremeyeceğimi ve özleyeceğimi biliyordum. Bu sırrımı anlattığım en yakın üç arkadaşım da biliyordu. Hatta birisi, en azından ona gidip veda etmemi bile söyledi. Ne kadar enterasan arkadaşlarım var değil mi? Şişli'den Üsküdar'a taşınalı yıllar oldu. Ama bilir misiniz, ben hala arada sırada Şişli'deki eski evime giderim. Eski komşularımla ve eski evsahibemle oturur sohbet ederim. Köşedeki bakkala da uğrarım hep. Ayaküstü ne hikayeler anlatır eski bakkalım Engin, çok can çocuktur. Ve günlerden bir gün, Şişli'yi tekrar ziyaret ederken ayaklarım beni Migros'a götürdü. O sırada çalışmakta olan kasiyerlerden hiç birini tanımıyordum. Ama aldığım gazozun parasını öderken gene de sordum:
Kız biraz durdu, ama soruya şaşırmadı. "Hangi Yasemin?" DEMEDİ.
İçim CIZZZ etti. Ama bozuntuya vermedim.
Kasiyer kız son derece nazik ve yardımsever biri olmalıydı:
Öylece kalakalmışım. Yasemin'e bir not iletebilecektim.. Ama ne diyecektim ki? Beni tanımıyordu bile. "Madem evlenmiş, artık bir önemi yok.." desem, hem yalan olacak hem de kimbilir ne dedikodular çıkıp kızın başına ne işler gelecekti. Tereddütle geçen birkaç saniyeden sonra başımı salladım ve kasiyer kıza "Gerek yok, teşekkürler.." dedim. Anlayışla gülümsedi ve bana iyi günler diledi.
Salaklık böyle bir şeydir işte, aklınız ve cesaretiniz aynı anda bulunmaz. Hatta çoğu kere ayrı ayrı da bulunmaz ki o zaman size 'Alper' derler. Oturup bir de marifetmiş gibi bunları yazarsanız 'Salak Alper' rütbesine yükselmişsiniz demektir, tebrikler!
Gene de söylemem gerek:
|