Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
8 Mart 2007 tarihli PENGUEN dergisinin 6 ve 7. sayfalarında LeMan Bizi Üzdü başlıklı bir değerlendirme yer aldı. Söz konusu yazı, 1 Mart 2007 tarihli (bir hafta önceki) LeMan dergisinde Güneri İçoğlu'nun kaleme aldığı bir yazıya cevap olarak yazılmıştı.
Güneri İçoğlu 1 Mart 2007 tarihli LeMan'da yer alan yazısında; Cihangir parkındaki Oğuz Aral heykelinin akli dengesi yerinde olmayan bir kişi tarafından yakılmaya çalışılmasını anlatıyor, bu üzücü olayın ardından neyse ki heykelin büsbütün yanmadan kurtarılmış olduğunu belirtip şöyle diyordu:
Hemen burada bir kaç noktayı belirtelim:
Daha önceki bir dönemde ise, başta Güneri İçoğlu olmak üzere bir kısım LeMan dergisi çalışanı, çocukların oynaması için tahtadan dev oyuncaklar yapmış ve bunları gene aynı civardaki bir çocuk parkına yerleştirmişlerdi. Güneri İçoğlu'nun yorumundaki 'çocuk oyuncağı' deyimi, o olaya bir gönderme niteliği taşıyor anlaşıldığı kadarıyla.
8 Mart 2007 tarihli Penguen dergisindeki -Bahadır baruter tarafından kaleme alındığını kuvvetle tahmin ettiğim- yazıda
1- Gırgır dergisini 1979 yılından, Ertuğrul Akbay'a satıldığı zamana kadar ARALIKSIZ takip ettim. Ertuğrul Akbay yönetimi altındaki derginin de bir kaç sayısını okudum.
2- Söz konusu dönemde Fırt ve Mikrop dergilerini de izlerdim.
3- Sonraki yıllarda çıkan AVNİ ve HIBIR dergilerini çıktıklarından kapandıkları zamana kadar izledim.
4- LeMan dergisini, ilk olarak Limon adıyla çıkmaya başladıktan kısa süre sonra izlemeye başladım. (Yıl 1987) O zamandan beri ARALIKSIZ takip ediyorum.
Dolayısıyla, Türk mizah dergilerinin son çeyrek asırlık serüvenini takip etmiş dikkatli ve ilgili bir okur olarak bu yazıyı kaleme almaktayım.
Zaman içinde LeMan dergisinin yayın politikası çok zigzaglar çizdi.
O sıralarda bu politikaya itiraz eden Can Barslan ve Derya Sayın gibi isimler ilerleyen aylarda dergiden ayrıldılar. Can Barslan bir ara 'Deli' adlı mizah dergisinin çıkarılması projesinde yer aldı. Başka bir takım nedenlerden ötürü o dergi yürümedi. Derya Sayın uzunca bir süre bu işlerden ayrı kaldı, şimdilerde FERMUAR adlı dergiyi yürütmeye çalışan kadro içinde yer alıyor. Şu örneğe dikkatinizi çekmek isterim:
Sonradan Ahmet Kaya (artık bilinmez hangi nedenle? veya herkesin çok iyi bildiği sebeplerle?) şeklini değiştirip 'Şarkılarım Dağlara' adlı bir albüm yaparak PKK'ya yönelik sempati mesajları göndermeye başladı. Ve işte o zaman LeMan dergisi daha önce 'lale' ilan ettiği Ahmet Kaya'yı yere göre koyamaz oldu. Ahmet Kaya ise Paris'e kaçtı. Aklına uyduğu adamlar yüzünden çizgisini değiştirmiş, hayatını ve kariyerini mahvetmişti. Paris'te 43 yaşında kalp krizinden (kahrından?) öldü. LeMan dergisi ise "en başından beri bu yiğit ve halk dostu sanatçının yanında olduğunu" belirtmekten geri kalmadı.
LeMan dergisinin Kürtçülüğe abandığı dönemde mesela Ender Özkahraman diye bir çizer 'Orası Öyküleri' başlığı altında çizgi hikayeler anlatır ve resmen Kürt ırkçılığı yapardı. O zamanlar 'Maho Bildiriyor' başlığı altında 'yöredeki bir Kürt çocuğun ağzından' bir takım hikayeler anlatılır ve güvenlik kuvvetlerine karşı ağır ifadeler kullanılırdı LeMan'da. Selçuk Parsadan'ın Tansu Çiller'i dolandırması haberiyle dalga geçerken bile Abdullah Öcalan'ın resmini basmaktan geri durmayan bir dergiydi LeMan. Sonradan gün oldu, devran döndü. LeMan dergisi bu çizgiyi devam ettiremeyeceğini farketti, aslına dönmeye çalıştı. Ender Özkahraman ve bazı diğerleriyle yollar ayrıldı. Can Barslan tekrar dergiye davet edildi vs.. Galiba biraz geç kalınmıştı. "Bizim öncelikli işimiz siyaset değil; mizah yapmaktır. Bizim esas işimiz yazıp çizmektir." diyen bir grup LeMan'dan kopup PENGUEN dergisini çıkarmaya başladı.
LeMan dergisi bir yandan lumpenliğe ve toplumsal hoyratlığa karşı bir duruş sergileme iddiasındayken bir yandan da 'Kozzi' tipinin ne kadar bizden ve ne kadar sevimli olduğunu anlatmaya girişti. Bugünkü durumu itibarıyla böyle bir noktadadır. Mizah, politik ve toplumsal muhalefetin en canlı ve dinamik şeklidir. Bir toplumun zekasından, akıl ve düşünce yapısından beslenir, topluma 'herşeye rağmen yaşama tutunma gücü' aşılar. Politik muhalefetin iyice aşındığı ve zayıfladığı günümüz Türkiye'sinde, tirajları düşük de olsa mizah dergileri toplumsal muhalefetin en canlı ve renkli kısmını oluşturuyor. Yakın zamana kadar, özellikle hükümetin mizahçılara yönelik sert tavırları karşısında -mesela Başbakan'ın karikatüristlere karşı açtığı davalar ve Penguen'in o ünlü 'Tayyipler Alemi' kapağı- LeMan dergisi Penguen dergisiyle yakın dayanışma içinde olduğunu göstermişti. Örneğin, Tayyip Erdoğan'ın söylediği "Başbakan'ı hayvan olarak çizmek mizah değildir" lafına cevap olarak LeMan dergisi kendi kapağını Başbakanı muhtelif sebzelere benzeterek çizmek suretiyle (ki o sayfanın yapısı 'Tayyipler Alemi' karikatürüne benzetilere çizilmişti) PENGUEN dergisine omuz vermişti. Esasen PENGUEN dergisini oluşturan kadronun LeMan dergisi içinden çıktığını; bu kopuşun aslında LeMan dergisindeki Kürtçülük ve Kozzi sempatizanlığına bir tepki olarak -daha elit bir kitleye daha kaliteli ve sofistike bir mizah dergisi sunmak amacıyla- yapıldığını biliyoruz. Bu kopuş süreci bile kavgasız yaşanmıştı. LeMan'ın babaları Mehmet Çağçağ ve Tuncay Akgün, kendilerinden kopan ekibe -başta Erdil Yaşaroğlu ve Bahadır Baruter- "Hayırlı olsun" demişlerdi.
Mehmet Çağçağ'ın bir ara Press Bey tiplemesi nedeniyle Latif Demirci'ye yönelttiği ağır lafları -onu düzene uşaklık etmekle suçlamıştı- ve Latif Demirci'nin buna verdiği "Ama sen de kaç çizerin hakkını yiyip kariyerini harcadığını unutma.." mealindeki cevabı saymazsak, mizahçılar birbirlerine karşı sertleşmemişlerdi. (İyi haber şu ki; bu ikisi -biraz da LeMan'da çalışan Behiç Pek ustanın ricası ve himmetiyle olduğunu tahmin ediyorum- barışmış görünüyorlar. Öyle ki, Behiç Pek ve Latif Demirci'nin ortak yarattığı -ve yıllardır ortalıkta görünmeyen- karakterler 'Cırcırböceği Muhlis Bey' ve 'Yavlum Mithat', LeMan yayınlarından kitap olarak çıktı. Siyasi muhalefetin cılız, bölünmüş ve etkisiz kaldığı günümüz Türkiye'sinde toplumsal muhalefetin en canlı ve renklisini yapan ve bu anlamda büyük bir boşluğu dolduran mizah dergileri arasında BİLE sürtüşme çıkmaya başlamışsa, ben bundan üzüntü ve endişe duyarım. Umarım yanılıyorumdur. İlgilenenlere Not : a) Güneri İçoğlu, LeMan'ın babalarından biri olup 'Gönül Adamı' karakterinin ve 'Dumur Detayları' konseptinin yaratıcısıdır. b) Bahadır Baruter, LeMan'dan kopan kadro içinde yer alır ve PENGUEN'in babalarından biridir. Çok usta bir çizer ve grafikerdir. Lombak konseptini Fatih Solmaz'la birlikte yaratmıştır. Söz konusu Oğuz Aral heykelinin tasarımı ona aittir. Bu iki isim birlikte uzun zaman mesai arkadaşlığı yaptığı için birbirlerini çok iyi tanırlar. İşte o yüzden düşünüyorum ki, Bahdır Baruter'in "Leman dergisinin alışılagelmiş(?) tarzı'nı aşağılaması, kalbinin çok kırıldığını gösteriyor. Bu yazıyı bana yazdıran şey, mizahçılar arasında 'bu sefer ciddi' bir sürtüşme olabileceğinden endişe etmemdir. |