ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Sizin Gibi Gençleri
Pistlerde
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Hoş Sada

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
MİZAH DERGİLERİNDE HEYKEL KAVGASI

8 Mart 2007 tarihli PENGUEN dergisinin 6 ve 7. sayfalarında LeMan Bizi Üzdü başlıklı bir değerlendirme yer aldı. Söz konusu yazı, 1 Mart 2007 tarihli (bir hafta önceki) LeMan dergisinde Güneri İçoğlu'nun kaleme aldığı bir yazıya cevap olarak yazılmıştı.

Güneri İçoğlu 1 Mart 2007 tarihli LeMan'da yer alan yazısında; Cihangir parkındaki Oğuz Aral heykelinin akli dengesi yerinde olmayan bir kişi tarafından yakılmaya çalışılmasını anlatıyor, bu üzücü olayın ardından neyse ki heykelin büsbütün yanmadan kurtarılmış olduğunu belirtip şöyle diyordu:
"Bu arada.. böylesi bir ustanın heykeli niye polyesterden, fiberglastan (yapılmış) onu da anlayabilmiş değilim. Çocuk parkı oyuncağı mı bu?"

Hemen burada bir kaç noktayı belirtelim:
Söz konusu Oğuz Aral heykeli, başta Bahadır Baruter olmak üzere PENGUEN dergisi ekibi tarafından dizayn edilmiş ve bazı heykeltraşlarla ortak bir çalışma sonucu gene aynı ekibin kendi ceplerinden ödediği paralarla döktürülmüş; ve Oğuz Aral'ın ölüm yıldönümünde 'Ustanın Hatırasına Bir Saygı Nişanesi' olarak Cihangir parkına dikilmişti.

Daha önceki bir dönemde ise, başta Güneri İçoğlu olmak üzere bir kısım LeMan dergisi çalışanı, çocukların oynaması için tahtadan dev oyuncaklar yapmış ve bunları gene aynı civardaki bir çocuk parkına yerleştirmişlerdi. Güneri İçoğlu'nun yorumundaki 'çocuk oyuncağı' deyimi, o olaya bir gönderme niteliği taşıyor anlaşıldığı kadarıyla.
(Güneri İçoğlu ve Bahadır Baruter hakkında biraz daha detaylı bilgiyi bu sayfanın sonuna ekledim.)

8 Mart 2007 tarihli Penguen dergisindeki -Bahadır baruter tarafından kaleme alındığını kuvvetle tahmin ettiğim- yazıda
"Oğuz Aral heykeli yanmaz polyesterden üretilmiştir. Bütün heykeltraşlar bilir; polyester, heykel dökümünde çok yaygın olarak kulanılan bir malzemedir. Daha da tatmin olmayan Güneri İçoğlu'lar Heykelciler Derneği Başkanı Altuğ Atlı'ya sorabilir.." denildikten sonra heykel yapım malzemesi ve teknik açıklamalar yapılarak Güneri İçoğlu'nun konu hakkında yaptığı teknik ve maddi hatalar ortaya konuyor ve şu ifadeleree yer veriliyor:
"İçoğlu'nun bu üslubu, LeMan dergisinin alışılagelmiş eleştiri tarzı içersinde hiç de yabancısı olmadığımız bir şey. Ancak konu ortak ustamız Oğuz Aral olunca daha incelikli bir üslup beklerdik... Açıkça belirtmeliyiz ki LeMan dergisinin ve İçoğlu'nun üslubu bizi bu vahim olayda (heykelin yakılmaya çalışılmasından) çok daha fazla yaralamıştır."


Burada bir ara verip şu hususların altını çizmek istiyorum:

1- Gırgır dergisini 1979 yılından, Ertuğrul Akbay'a satıldığı zamana kadar ARALIKSIZ takip ettim. Ertuğrul Akbay yönetimi altındaki derginin de bir kaç sayısını okudum.

2- Söz konusu dönemde Fırt ve Mikrop dergilerini de izlerdim.

3- Sonraki yıllarda çıkan AVNİ ve HIBIR dergilerini çıktıklarından kapandıkları zamana kadar izledim.

4- LeMan dergisini, ilk olarak Limon adıyla çıkmaya başladıktan kısa süre sonra izlemeye başladım. (Yıl 1987) O zamandan beri ARALIKSIZ takip ediyorum.

Dolayısıyla, Türk mizah dergilerinin son çeyrek asırlık serüvenini takip etmiş dikkatli ve ilgili bir okur olarak bu yazıyı kaleme almaktayım.


Zaman içinde LeMan dergisinin yayın politikası çok zigzaglar çizdi.
(Bir ara mülkiyet değişikliği gündeme gelmişti. 'Limon' adını kullanmaya devam etmelerinin yasal sakıncalarıyla uğraşmak istemedikleri için derginin adını LeMan olarak değiştirdiler. Ama bu isim değişikliği sadece yasal nedenlerden kaynaklanıyordu, derginin yayın politikasında zaman içinde oluşan değişikliklerin bununla ilgisi yoktur.)

LeMan dergisi. sosyalist ve entellektüel bir çizgide başladığı yayın hayatını 1990'ların başlarında aşırı bir Kürtçülüğe dayamaya başlamıştı.

O sıralarda bu politikaya itiraz eden Can Barslan ve Derya Sayın gibi isimler ilerleyen aylarda dergiden ayrıldılar. Can Barslan bir ara 'Deli' adlı mizah dergisinin çıkarılması projesinde yer aldı. Başka bir takım nedenlerden ötürü o dergi yürümedi. Derya Sayın uzunca bir süre bu işlerden ayrı kaldı, şimdilerde FERMUAR adlı dergiyi yürütmeye çalışan kadro içinde yer alıyor.

Şu örneğe dikkatinizi çekmek isterim:
LeMan dergisi, 'Yorgun Demokrat' albümü nedeniyle Ahmet Kaya'yı 'Yılın Lalesi' seçti (yıl 1988 veya 1989) Neden? Çünkü Yorgun Demokrat albümündeki tavrıyla Ahmet Kaya'nın 'tatlısu solculuğu yapan dönek bir burjuva özentisi' olduğu fikrindeydiler.

Sonradan Ahmet Kaya (artık bilinmez hangi nedenle? veya herkesin çok iyi bildiği sebeplerle?) şeklini değiştirip 'Şarkılarım Dağlara' adlı bir albüm yaparak PKK'ya yönelik sempati mesajları göndermeye başladı.

Ve işte o zaman LeMan dergisi daha önce 'lale' ilan ettiği Ahmet Kaya'yı yere göre koyamaz oldu.

Ahmet Kaya ise Paris'e kaçtı. Aklına uyduğu adamlar yüzünden çizgisini değiştirmiş, hayatını ve kariyerini mahvetmişti. Paris'te 43 yaşında kalp krizinden (kahrından?) öldü. LeMan dergisi ise "en başından beri bu yiğit ve halk dostu sanatçının yanında olduğunu" belirtmekten geri kalmadı.
(Bunlar çok uzun hikayelerdir ve şimdilerde kimsenin ilgisini çekeceğini sanmam. Geçelim)

LeMan dergisinin Kürtçülüğe abandığı dönemde mesela Ender Özkahraman diye bir çizer 'Orası Öyküleri' başlığı altında çizgi hikayeler anlatır ve resmen Kürt ırkçılığı yapardı. O zamanlar 'Maho Bildiriyor' başlığı altında 'yöredeki bir Kürt çocuğun ağzından' bir takım hikayeler anlatılır ve güvenlik kuvvetlerine karşı ağır ifadeler kullanılırdı LeMan'da.

Selçuk Parsadan'ın Tansu Çiller'i dolandırması haberiyle dalga geçerken bile Abdullah Öcalan'ın resmini basmaktan geri durmayan bir dergiydi LeMan.

Sonradan gün oldu, devran döndü. LeMan dergisi bu çizgiyi devam ettiremeyeceğini farketti, aslına dönmeye çalıştı. Ender Özkahraman ve bazı diğerleriyle yollar ayrıldı. Can Barslan tekrar dergiye davet edildi vs..

Galiba biraz geç kalınmıştı. "Bizim öncelikli işimiz siyaset değil; mizah yapmaktır. Bizim esas işimiz yazıp çizmektir." diyen bir grup LeMan'dan kopup PENGUEN dergisini çıkarmaya başladı.

LeMan dergisi bir yandan lumpenliğe ve toplumsal hoyratlığa karşı bir duruş sergileme iddiasındayken bir yandan da 'Kozzi' tipinin ne kadar bizden ve ne kadar sevimli olduğunu anlatmaya girişti. Bugünkü durumu itibarıyla böyle bir noktadadır.

Mizah, politik ve toplumsal muhalefetin en canlı ve dinamik şeklidir. Bir toplumun zekasından, akıl ve düşünce yapısından beslenir, topluma 'herşeye rağmen yaşama tutunma gücü' aşılar.

Politik muhalefetin iyice aşındığı ve zayıfladığı günümüz Türkiye'sinde, tirajları düşük de olsa mizah dergileri toplumsal muhalefetin en canlı ve renkli kısmını oluşturuyor.

Yakın zamana kadar, özellikle hükümetin mizahçılara yönelik sert tavırları karşısında -mesela Başbakan'ın karikatüristlere karşı açtığı davalar ve Penguen'in o ünlü 'Tayyipler Alemi' kapağı- LeMan dergisi Penguen dergisiyle yakın dayanışma içinde olduğunu göstermişti.

Örneğin, Tayyip Erdoğan'ın söylediği "Başbakan'ı hayvan olarak çizmek mizah değildir" lafına cevap olarak LeMan dergisi kendi kapağını Başbakanı muhtelif sebzelere benzeterek çizmek suretiyle (ki o sayfanın yapısı 'Tayyipler Alemi' karikatürüne benzetilere çizilmişti) PENGUEN dergisine omuz vermişti.

Esasen PENGUEN dergisini oluşturan kadronun LeMan dergisi içinden çıktığını; bu kopuşun aslında LeMan dergisindeki Kürtçülük ve Kozzi sempatizanlığına bir tepki olarak -daha elit bir kitleye daha kaliteli ve sofistike bir mizah dergisi sunmak amacıyla- yapıldığını biliyoruz.

Bu kopuş süreci bile kavgasız yaşanmıştı. LeMan'ın babaları Mehmet Çağçağ ve Tuncay Akgün, kendilerinden kopan ekibe -başta Erdil Yaşaroğlu ve Bahadır Baruter- "Hayırlı olsun" demişlerdi.
Anlaşılan kol kırılmış, yen içinde kalmıştı. Şu ana kadar da bu mizahçı kadro birbirleri aleyhine tutum ve söylemlerde bulunmamışlardı.


Mehmet Çağçağ'ın bir ara Press Bey tiplemesi nedeniyle Latif Demirci'ye yönelttiği ağır lafları -onu düzene uşaklık etmekle suçlamıştı- ve Latif Demirci'nin buna verdiği "Ama sen de kaç çizerin hakkını yiyip kariyerini harcadığını unutma.." mealindeki cevabı saymazsak, mizahçılar birbirlerine karşı sertleşmemişlerdi.

(İyi haber şu ki; bu ikisi -biraz da LeMan'da çalışan Behiç Pek ustanın ricası ve himmetiyle olduğunu tahmin ediyorum- barışmış görünüyorlar. Öyle ki, Behiç Pek ve Latif Demirci'nin ortak yarattığı -ve yıllardır ortalıkta görünmeyen- karakterler 'Cırcırböceği Muhlis Bey' ve 'Yavlum Mithat', LeMan yayınlarından kitap olarak çıktı.


Siyasi muhalefetin cılız, bölünmüş ve etkisiz kaldığı günümüz Türkiye'sinde toplumsal muhalefetin en canlı ve renklisini yapan ve bu anlamda büyük bir boşluğu dolduran mizah dergileri arasında BİLE sürtüşme çıkmaya başlamışsa, ben bundan üzüntü ve endişe duyarım.

Umarım yanılıyorumdur.

İlgilenenlere Not :

a) Güneri İçoğlu, LeMan'ın babalarından biri olup 'Gönül Adamı' karakterinin ve 'Dumur Detayları' konseptinin yaratıcısıdır.

b) Bahadır Baruter, LeMan'dan kopan kadro içinde yer alır ve PENGUEN'in babalarından biridir. Çok usta bir çizer ve grafikerdir. Lombak konseptini Fatih Solmaz'la birlikte yaratmıştır. Söz konusu Oğuz Aral heykelinin tasarımı ona aittir.

Bu iki isim birlikte uzun zaman mesai arkadaşlığı yaptığı için birbirlerini çok iyi tanırlar. İşte o yüzden düşünüyorum ki, Bahdır Baruter'in "Leman dergisinin alışılagelmiş(?) tarzı'nı aşağılaması, kalbinin çok kırıldığını gösteriyor. Bu yazıyı bana yazdıran şey, mizahçılar arasında 'bu sefer ciddi' bir sürtüşme olabileceğinden endişe etmemdir.

  EDEBIYAT
Biz Ne Yapalım?
Demokratikleşme,
Avamlaşma,
Aydınlarımız
  YAŞAM
Gırgır'ın Eski Tadı Yok
Lilliput'ta Son Durum
Bankacı Dediğin
  CİNSELLİK
Ayrılık Kapıyı Çalınca
Bunun Baymayan
Eşcinsel Vatandaşlara
  SİNEMA
Go Rattle or G.O.R.A.
En İyi 20 Korku Filmi
İntikam Almanın
  MÜZIK
Those were the Days
Melancholy Man
Still Got the Blues

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Başrolde Emel Sayın

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Sezen Aksu - SERÇE

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys