ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Alem Top Olmuş
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Fransızca & İtalyanca

Ümit Besen

Edip Akbayram

Çeşitli Albümlerden

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Ajda Pekkan'dan
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
İNSANLIĞIN MÜSTEHAKI BU MU?

Uygarlık tarihi, daima ileriye giden bir yol izlemiyor. İnsanlığın kimi dönemleri maalesef geriye doğru bir gidişin, yani gerilemenin öyküsüdür.

Burak Eldem, 2012:Marduk'la Randevu kitabının 32-33. sayfalarında şöyle diyor:
"Bundan üç bin yıla yakın bir süre önce Orta Amerika halkları, en az dört farklı takvim kullanarak mümkün olabilecek en hassas zaman hesaplarına ulaşmayı başarmışlardı. Beş bin yıl kadar önceyse, Mezopotamya'nın güneyindeki Sümer halkının astronomları, bugün modern bilimin henüz izini bulamadığı gizemi 'Gezegen X' de dahil olmak üzere, güneş sistemimizin ve göklerin eksiksiz bir haritasını çıkarabiliyorlardı. Peki ne olmuş, nasıl olmuştu da aradan binlerce yıl geçtikten sonra bilgi ve birikimimizin çok daha ileri bir düzeye erişmiş olması gerekirken, 17.Yüzyıl sonunda bile yaratılışın M.Ö.4004'te olduğunu kabul edebilecek denli gerilere gitmiştik?"

İnsanlık tarihi denilen makro süreci daha küçük ölçeklerde incelediğinizde gene bu 'gerileme' dönemlerini farkediyorsunuz: Aydınlanma çağından başlayarak endüstri devrimiyle devam eden hızlı ve zorlu bir gelişme döneminden de geçmişti insanlık.

20.Yüzyıl'da yaşanan iki büyük dünya savaşı ve takip eden soğuk savaşa RAĞMEN insanlık "yarınların bugünden daha iyi olacağına" dair umutlarını korumayı başarabildi.

Bütün savaşlara ve yaşanan doğal afetlere karşın, dünya üzerindeki nesillerin bir önceki nesilden daha bilgili ve bilinçli olabildiklerini gördük.

Gelişimin bundan sonra hep ileriye doğru olacağına inandı uygar dünya. Karanlık çağların artık ebediyyen geride kaldığını düşünmeye başlamıştı insanlık.

Ama bizim neslimiz şu dönemde artık bu sürecin sona erdiğini gözlemlemekte. Okumuş ve entellektüel insanlarda, insanlığın gidişatına dair genel bir kötümserlik ve tedirginlik her zaman vardır da, bu sefer durum o kadar ciddi ki durumun gidişatından endişe duymayan herkesin aklından şüphe etmek lazım...

İnsan aklına ve insanlığın bilgi birikimine hakaret edilen bir çağda yaşıyoruz.

Eğitim sistemimizin rezil ötesi derecede başarısız olması bir yana; bilgi edinmek için hemen her türlü imkana sahip olduğumuz bu çağda bilginin değil de cehaletin hızla yayılıyor oluşu traji-komik bir çelişki gerçekten de...

Bir sürü televizyon kanalı, Internet, cep telefonları ve aklınıza gelen her türlü iletişim teknolojilerinin geliştiği bir ortamda nasıl oluyor da gençler bir önceki nesle kıyasla daha bilgisiz ve cahil olabiliyorlar?

Bkz. Yeni Nesil Daha mı Zeki?

Hadi diyelim ki Ortaçağ karanlığı, kilise baskısının bir sonucuydu. Belli bir dinsel görüşü hakim kılmak (bir anlamda insanları günahtan korumak adına) kitaplar yasaklanmış ve kütüphaneler yakılmıştı.

Böyle bir sürecin derin ve köklü bir cehalete yol açmış olması makul bir açıklamadır.

Ama bilginin, yasaklanmak bir yana, dört bir yandan erişilebilir kılınmasına rağmen cehaletin yaygınlaşmasını nasıl açıklayacağız peki?

Artık iyice anlaşılıyor ki;

A) Rating kaygısı içindeki televizyon kanalları

B) Tiraj peşinde koşarken sansasyonel safsataların tuzağına düşen yazılı basın

C) ve önüne gelen herkesin kafasına göre palavralar sıkabildiği INTERNET ortamı

aslında insanlara doğru ve geçerli bilgi sunmak konusunda başarılı değildir!

Çünkü

  • Yaşadığımız post-modern çağda 'gerçekler' kimsenin işine gelmiyor. Herkes "kendini daha iyi hissettiği" bir takım imajlar dünyasında yaşamayı tercih ediyor.
  • Kötünün iyiyi kovması ilkesi gereği (ve "Nerde çokluk orda bokluk" deyimini haklı çıkarır şekilde) ortaya dökülen içeriğin miktarı ve hızı arttığı oranda bu içeriğin kalitesi ve gerçekliği giderek kayboluyor.

Bkz. Beyinsel Üretim ve INTERNET

Dünyanın egemen güçleri ve genel anlamda hükümetler, çok uluslu şirketler vs. yönettikleri kitlelerin bilgisiz ve cahil olmasından hoşnutlar.

Bu durumun sürmesini istiyor ve destekliyorlar. Çünkü bu sayede kitleleri daha kolay yönetebileceklerini ve yönlendirebileceklerini biliyorlar.

Politikacılar ve hükümet destekçisi kesimler bu gerçeği ne kadar inkar etseler ve hatta tersini savunsalar bile aklıbaşında hiç kimseyi inandırmaları mümkün değildir.

Bu sisteme kökten karşı olduğunu söyleyen devlet başkanları bile (ki bu liste Mahmud Ahmedinecad'tan başlar, Kaddafi ile devam edip Hugo Chavez ve Evo Morales'e kadar uzanır) insan aklına ve sağduyuya aykırı söylemlerini sanki 'kahramanlık ve erdem'miş gibi sunmaktan geri durmuyorlar.

Böyle bir durumda aydın insanlara düşen sorumlulukları
Entellektüel Kimdir? Ne İş Yapar? başlıklı yazımda irdelemiştim.

Ve son olarak:
Kapitalist sistemin artık insan neslini ve ekolojik sistemi, yani yeryüzündeki hayatı bir bütün olarak tehdit ettiği noktadayız.

Gezegenimizi tehdit eden sorunları yaratan şeyin kapitalizm (yani bir anlamda Amerikan yaşam tarzı) olduğu gerçeğini gözardı ederek belgesel film çeken ikiyüzlü politikacılara "Sen bunun sorumlularından bir değil misin? Güç senin elindeyken bu felaketleri önlemek için niçin hiç bir şey yapmadın? Sen aslında sadece SHOW yapmak derdindesin!" diye hesap sormak yerine, ödül verilen garip bir çağdayız.

Kapitalizm, kendi yarattığı felaketleri bile paraya çevirme derdinde.
Bkz. Küresel Isınma İşinden Nasıl Para Kazanılır?

Tanıl Bora'nın deyimiyle "Ekolojik sorunların yarattığı bunalım, kapitalizmin 'krizleri idare etme' yeteneğine meydan okuyor."

İnsan aklına ve doğru bilgiye en çok ihtiyaç duyulan çağda, cehaletin ve bilgisizliğin bu kadar hızla yayılıyor olmasıysa bende derin bir umutsuzluk yaratıyor. Anlaşılan insanlığın müstehakı buymuş.

Bkz. Canınız sağolsun! Hadi size Geçmiş Olsun!

  EDEBIYAT
Halk Dalkavukluğunun
Ben Her Zaman
Eski Defterler
  MÜZIK
Hasta Siempre
Comandante
ABBA - The Day
Sealed with a Kiss
  YAŞAM
Babalarımızın
İşi Olmayan Çavuşlar
Internet
  CİNSELLİK
Cinsel Performansınız
Kadınlar, Erkekler
Gönlümüzce Bir Sevgili
  SİNEMA
Vizontele Tuuba
Star Wars
Turkish Star Trek

Ferdi Özbeğen

Yıldırım Gürses

Gökben

Zeki Müren

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Ajda Pekkan &

Nil Burak - Tatlı Tatlı