ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Mes'uliyet İdraki
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan

Zeki Müren

Boney M
Alper EĞMİR logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
GEYİK MUHABBETİ VE DEDİKODU

Geyik muhabbetinin hafifliği sizi aldatmasın. Geyik muhabbeti yapmak eğlenceli olduğu kadar yararlı da olabilir. Konuşmanın derinleştiği bir noktada esprili bir üslup bazen can simidi olur, sizi boğulmaktan kurtarır.

Bu tarz bir dialog, çok yakın zamana kadar 'iletişimin fastfood versiyonu' olarak görülürdü. Ama 'chat' çıkalıberi, delikanlı olmak biraz da 'keyifli bir geyik yapabilme' yeteneğini gerektirir oldu.

Ağır takılan büyüklerimizi bir kenara alacak olursak (Şöyle buyurun efendim, bu koltukta daha rahat edersiniz) zaten günlük hayatın ağırlığından bunalmış ve zamanı kısıtlı insanların, araya elektronik devreler sokmadan doğal ve insanca bir iletişim kurabilmesi iyice zorlaştı. Yoksa bana mı öyle geliyor?
(Kibarlık olsun diye kafanızı sallamayın öyle! Farklı düşüncedeyseniz açıkça söyleyin. Duvara mı konuşuyoruz, kardeşim?)

Berberler ve taksi şoförleri geyik muhabbetinin geleneksel icracılarıdır. Hatta bundan on yıl kadar önce şöyle denirdi: "Memleketi kurtaracak bilgi ve sağduyuya sahip bütün insanların berber veya taksi şoförü olmakla yetinmeleri ne büyük kayıp!"
(Gerçi son zamanlarda taksi şoförlerinin durumuna bakıyorum da, çoğu espri anlayışından nasiplenmemiş durumda ve iki lafı bir araya getirmekte epey zorlanıyorlar.)

Geyik muhabbetinin ateşini harlayan libidal enerjidir. Yeteri kadar sayıda insanla yeteri kadar uzun muhabbetler yaptıysanız bilirsiniz ki hormon salgıları düzgün ve düzenli olan bir adamın anlatacak pek fazla hikayesi yoktur. (Ya, evet.. Hormonlarla ilgili yazımda değinmiştim bu konuya)

Bir de, geyik muhabbetinin dedikoduya döndüğü durumlar var tabii. Orada da, insanların kendi iç dünyalarını nasıl yansıttıklarına dair ipuçları bulursunuz. Dedikodu bu işe yarar işte: Anlatana terapi işlevi görür, dinleyene 'anlatanı çözme' fırsatı verir.

Küçük bir çocukken, büyüklerin kendi aralarındaki sohbetleri anlayacak kadar aklım ermeye başladığında, insanların net bir şekilde iyiler ve kötüler (ya da iyi niyetliler ve kötü niyetliler, diyelim) ayrıldığını sanırdım.

Ve şansa bakın ki sohbetlerini dinleyebildiğim herkes 'iyi, dürüst ve akıllı' ve konuya üçüncü şahıs olarak dahil olanlar genelde 'kötü, aptal veya beceriksiz'di. Ne şanslı çocuktum, Tanrım! Çevrem hep iyi insanlarla çevriliydi, kötü ve aptal olanlar hep başka yerlerdeydi..

Aklıbaşında yetişkinlerin konuşmalarından böyle bir sonuç çıkıyordu ve onların buna gerçekten inandıkları apaçık ortadaydı. Rol kesecek (!) değillerdi ya?!

Aslında herkesin, başroldeki iyi adamın (veya kadının) kendileri olduğu bir hayat senaryosundan pasajlar okumakta olduğunu anlamam için yirmi yıla yakın zaman geçmesi gerekti.

Herkes kendini Cüneyt Arkın veya Türkan Şoray olarak görüyor ve hiç kimse kendine Erol Taş veya Lale Belkıs olmayı konduramıyordu. Hepimiz Fatih'in torunlarıydık, ama kimse Deli İbrahim'in torunu olabileceğini düşünmüyordu.

Hikayeleri herkes kendine göre anlatır. Politikacının biri çıkıp da "Vatan elden gidiyordu, uçurumun kenarındaydık. Kahramanca davranıp kurtarmasaydık şimdi neler olurdu, düşünmek bile istemiyorum. Teşekkür istemiyorum ama hiç olmazsa arkamdan konuşmasınlar..." dediğinde siz de şüpheyle karşılamıyor musunuz anlatılan hikayeleri?

Kendimize yakın insanlardan takdir beklediğimizde, onların senaryolarında kötü adam olmamak isteriz ama sonunda bize düşen biraz Cevat Kurtuluş biraz da Sami Hazinses, gerçekten şanslıysanız Süleyman Turan rolü olabilir en iyi ihtimalle.

Ha bu arada, Hulusi Kentmen veya Münir Özkul olmak isteyen varsa el kaldırsın lütfen...

Efendim? Ne? Alo! Ses gelmiyor.. Nerdesiniz ahali? Hadi yazıyı sonuna kadar okumak zor geldi, insan çıkarken bir haber verir yahu! Bari gidip bir kahve içeyim ben de...

  YAŞAM
Demokrasi, Halkımız
Bekarlara Özel Tarifler
Küresel Isınma İşinden
  MÜZIK
Stairway to Heaven
Dertler Benim Olsun
I Like Chopin
  EDEBIYAT
Körlerle Sağırlar
Renaud Mon Héro
Esnaf-Müşteri İlişkileri
  CİNSELLİK
Boynuz Modaymış
Sevginizi Anlatın Ona
Uçkurunuz Batsın
  SİNEMA
Son Osmanlı
Dünyayı Kurtaran
Cats Müzikali

Fransızca & İtalyanca

Al Bano-Romina Power

Semiramis Pekkan

Gülden Karaböcek