Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
3 Ekim 2005 tarihinde AB ile Türkiye arasındaki katılım müzakerelerinin başlaması kararı alındı. Elimize tutuşturulan 'Çerçeve Belgesi'nde, Türkiye'nin durumunun dikkatle izleneceği belirtilerek özellikle kadın haklarına vurgu yapılıyordu. Uygar bir ülke olmak için 'kadınlarına insan gibi davranan' bir toplum olmamız gerektiğinin altı bir kere daha çizildi.
Alexis de Tocqueville "Bir toplumun gelişmişlik seviyesi, kadının o toplum içindeki yeriyle ölçülür!" diye yazalı 170 yıl olmuş. Ama Türkiye bu gerçeği idrak edebiliyor mu?
'İnsan gibi bir hayat' yaşamadan önce bu ülkede kadınların çekeceği daha çok çile, dökeceği daha çok gözyaşı var.
Şimdi bir takım aklıevveller çıkar ve kadının 'insanca yaşama hakkı'nı 'başörtüsü' meselesine indirgemeye kalkar. "Kadınlarımıza en çok biz değer veriyoruz.." diye lafı geveleyen bu adamların 'birden fazla kadınla evlilik' fikrine ve 'gerekiyorsa kadının dövülebileceğine' inançları tamdır oysa!
Ekim 2005, Türkiye tarihinin en ironik aylarından biri oldu! ![]() Ekim 2005 tarihli bir diğer haber de aşağıda! ![]() Bu barbarlar Türkiye'de hala serbestçe dolaşıyor, 'bilirkişi' sıfatıyla televizyonlarda ahkam kesiyor... ve, ha evet, gazetelerde köşe yazarlığı yapıyorlar. Bu insanların utançtan yerin dibine geçmesi lazımdı çoktan! Bu ülkenin insanlarına biraz saygıları olsaydı, bu 'kadın dayakçıları'nın bir daha ortaya çıkmamak üzere gözümüzün önünden yok olup gitmeleri gerekirdi! Hemen şimdi! 'Saygı' mı dedim? 'İnsan' mı dedim? Pardon... Bir yanlışlık olmuş! |