Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Kadınlara dayak atan, bu şekilde kendini 'daha erkek, en erkek' hisseden zontalar hayvanat bahçesine bile alınmamalı, orası kesin!
Ama bu erkeklerle hala beraber olan kadınların hiç mi suçu yok?
Cahil bırakılmış, işi ve mesleği olmayan, yoksul, eğer baba evine dönerse hiç de hoş karşılanmayacak kadınları kastetmiyorum, hayır!
Üniversite mezunu, gayet güzel işi olan, konuşmaya sıra gelince mangalda kül bırakmayan feminist kızlardan söz ediyorum.
"Biz" olabilmek için "sen" ve "ben" kavramlarından vazgeçmek gerekiyor, doğru. Ama önce GEÇMEK gerekiyor, önce "ben" olmayı yaşamak, "ben" olabilmek, kendini sevebilmek ve kendine saygı duymak gerekiyor bir sevgiliye ve ilişkiye layık olduğu değeri verebilmek için.
"Beni seviyorsan kötü olmamı kabul et" ya da "kocamdır, sever de, döver de" triplerine oldum olası gıcık olurum. Bir zamanlar çok modaymış böyle tripler. Bütün Rus edebiyatı ve bir dönemin romantik akımı karşılıksız, yakışıksız sevgiler ve bu uğurda tüketilen hayatlarla dolu.
Hastalıklı bir şey "seviyorum" diyerek karşındakini ya da kendini harcamak. İnsanın kendini sevmemesi, saygı duymaması demek. Kendini sevmeyi beceremeyen biri bir başkasını nasıl sever? Saygıyı, saygın olmayı bilmeyen biri karşısındakine nasıl saygı duyar, anlamıyorum.
Böylesi durumlar, immatür ilişkiler... Her şeyi, insan olabilmeyi bile karşısındakinden bekleme tembelliği. Oysa kendini kaybetmek değil, kendini bulmaktır aşk.
İnsanlar sevildikleri zaman "Bakalım beni hangi en kötü halimle sevmeye devam edebilecek?" zorlamasına giriyorlar. Oysa sevilenin sevgiye layık olmaya çalışması, iyi yanlarını ön plana çıkarması gerekmez mi?
Aslında aşk karşımızdakinin beyaz atlı prens veya kuledeki prenses olmasından kaynaklanmıyor. Sevebilme yetisi bize, kendimize ait. Kendi kalbimizi keşfetmekle ilgili.
Tutku ise hastalıklı gibi görünse de aslında yaşama dair, hayatın iyi ve güzel sürdürülmesine dair bir durum. Tutku kötüye, zarar verene değil; idealize edilmiş olanadır hep.
Tekrar soruyorum, bu kadınlar neden düzenli olarak dayak yedikleri kocaları, sevgilileri ile beraber olmaya ve etrafa mutluluk pozları vermeye devam ediyorlar? Kendilerini aşağılık, dövülmeye layık, kötü mü görüyorlar gerçekte?
Bu mudur karı-koca olmanın anlamı? İstemem, eksik olsun!
|