![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Bakın, ailenizin gazetecisi size süper bir kıyak çekiyor: Takdir edin beni!
Los Angeles Times gazetesinde Julia M. Klein imzalı habere rastlayınca DANNNNK oldum. (Burnum acıdı)
Meğerse Amerikan üniversitelerindeki psikoloji profesörleri, modern toplumda kadın ve erkeklerin eş seçerken izlediği süreçleri 20 yılı aşkın süredir inceliyormuş.
Ben de bu konunun teorisi üzerinde 20 yıla yakın zamandır kafa patlatmış ve taa 1989 yılında yazdığı makaleyi sonradan INTERNET'te yayınlama şansı bulmuş biri olarak Los Angeles Times'taki yazıyı ilgiyle inceledim tabii ki.
Bu konuda Türkiye'de benden önce HİÇ KİMSE -araştırma yapmak ne kelime- akıl bile yürütememişti. Benim bu işin teorisini yazdığım zamanlarda doğan çocuklar şimdi çoktan eşek kadar adam oldular da tavşanlar gibi çiftleşiyorlar hatta...
On altı yıl önce kapsamlı bir şekilde yazıp bitirdiğiniz konu hakkında şimdilerde anlı şanlı Amerikan akademisyenlerini araştırma yapıp makale yayınlarken görünce garip bir duygu sarıyor benliğinizi... Amerika'daki koskoca psikoloji profesörlerinin gelip de bulduğu sonucu sizin yıllar önce zaten ortaya çıkarmış olduğunuzu farketmek de gerçekten tuhaf bir his...
Bu makale, Avrupa'da da ilgi uyandırmış ve pek çok websitesine ve foruma konu olmuş. (İsterseniz bir zahmet Google üzerinde araştırma yapınız) Ben size nefis bir güzellik yapıyorum ve makalenin Türkçe çevirisini koyuyorum buraya.. Alkış istemez, hayır dualarınız yeterli...
![]() Kurzban buna şaşırdı ama bunun nedeni romantik bir ilişki arayışında olması değildi. Pennsylvania Üniversitesi'ndeki evrimsel bir psikolog olarak, bu şekilde hızlı buluşmalarla geçecek bir akşamın, böyle durumlarda insanların nasıl davrandıklarını incelemek adına eşsiz bir fırsat olacağını düşündü. Şirketin de onay vermesiyle, Kurzban ve bir meslektaşı, 'hızlı buluşmacılar' üzerinde bir araştırma yürüterek -dini inançlardan çocuk isteyip istememeye kadar uzanan çok değişik konular üzerinde sorular sordular. En önemli soruları şunlardı: Katılımcılar, kendileri gibi insanlardan mı hoşlanıyordu? Yoksa 'beraber olma piyasasında' en iyi alışverişi yapabilmek adına genelde herkesin gözettiği -dış görünüş ve yüksek gelir gibi- özellikler mi tercihleri etkilemekteydi? Araştırmacıların vardığı ilk sonuç, erkeklerin ve kadınların eşlerini "eş seçme konusunda genel kabul görmüş değerler" üzerinden seçtikleriydi. Bir diğer bulgu ise her iki cinsin de fiziksel çekiciliğe en büyük önemi verdiği; gelir ve sosyal statü gibi hususları geniş ölçüde göz ardı ettikleriydi. Araştırmanın sonuçlarını daha sonra bilimsel bir dergide yayınlayacak olan Kurzban şöyle yazacaktı "HurryDate katılımcılarının nihai karar vermek için üç dakikaları vardı ama çoğu kararlarını ilk üç saniyede verebiliyordu." HurryDate araştırması, evrimsel psikoloji uygulamalarının her gün rastladığımız örneklerinden biri. Hem etkisel hem de aykırı bir yaklaşım. Mesela erkeklerin kendilerinden daha aşağı gördükleri konumlardaki kadınlardan, eş seçerken ne gibi konuları göz önünde bulundurdukları veya kadınların hangi sebeplerle evlilik dışı ilişkilere yöneldiklerini ya da her iki cinsin de partner seçimi sırasında nelerin karşılığında ne gibi şeyler verebileceklerini araştırıyor. Evrimsel psikoloji, insan zihnini evrim sürecinde -hayatta kalmak ve türün devamını sağlayacak şekilde- oluşmuş veya değişikliğe uğramış bir takım psikolojik mekanizmaların yan yana geldiği bir sistem olarak ele alıyor. Evrimsel psikolojinin bir dalı, erkek ve kadınların eş seçimlerindeki tercih ve stratejiler üzerinde odaklanıyor. Mesela, erkek atalarımız kendi sağlık ve düzenlerine pek de zarar vermeden, tek bir dişiden pek çok çocuk yapabilecek durumdayken, çok sayıda partnerle kısa dönemli ilişkiler içine girmeyi tercih ettiler. Eş seçimlerini yaparken de fiziksel açıdan daha çekici ve daha genç olanlara yöneldiler ki bu iki özellik doğurganlık ve sağlığın belirtileridir. Diğer yandan dişiler ise, hamile kalmanın ve çocuk bakmanın getirdiği ihtiyaçlar nedeniyle, daha seçici davranıyor ve bu yüzden maddi bakımdan daha varlıklı erkekleri tercih ederek onlardan uzun vadeli taahhütler bekliyorlardı. Bir anlamda onların maddi kaynaklarına ve sağlayacakları imkanlara bakarak yatırım yapıyorlardı. Teorinin Gelişmesi Bu teoriye ilk destek, Psikolog David M.Buss ve meslektaşlarının 1980'lerde 37 değişik kültürden gelen 10.047 birey üzerinde gerçekleştirdikleri çok önemli bir çalışmayla geldi. Texas Üniversitesi'nde Psikoloji Profesörü olan Buss; çok değişik kültürlerden gelseler de insanların eş seçimindeki davranışları arasında geniş çapta bazı benzerlikler saptamıştı. Bunlardan belki de en önemlisi: kadınların kendi servet ve maddi imkanları son derece gelişmiş olduğu durumlarda dahi -kararlı bir şekilde- maddi kaynak ve sosyal statü sahibi erkekleri tercih etme eğiliminde oluşuydu. Genel olarak bakıldığında, kadınlar eş seçerken karşı tarafın maddi imkanlarına, erkeklerin eş seçerken ki tutum ve davranışlarına kıyasla, iki kat daha fazla önem vermekteydi. "O zamana kadar, bu tür tercihlerin sosyo-kültürel yapıdan kaynaklandığı ve kültürlerin sayısız değişiklikler içerdiği düşünülüyordu" diyor Profesör Buss. Profesör Buss tarafından gerçekleştirilen araştırma, insanların eşleşme sürecini inceleyen çalışmaları etkilemeyi sürdürüyor. Ama bazı bilim adamları ve sosyal bilimciler 'evrimsel psikoloji' teorisine kuşkuyla yaklaşıyor ve bu teorinin 'öğrenmenin rolü'nü ihmal ettiğini söylüyorlar. İtirazlara rağmen evrimsel psikoloji alanı genişlemeye devam ediyor. Kadın hangi erkeği tercih eder? Geçtiğimiz yıllarda Darwinci feministler ve diğerleri, kadın davranışının karmaşıklıklarını daha ince detaylarla inceleyen bir görüş açısı geliştirdiler. Görünen o ki kadınlar, partnerlerinin ummak isteyecekleri kadar monogam davranışlar sergilemiyorlar. Kadınlar da bazen kısa dönemli eşleşme stratejileri izliyor. Ama bunun nedenleri konusunda herkes hemfikir değil. New Mexico Üniversitesi'inde Biyoloji Profesörü olan Randy Thornhill'in verilerine göre kadınlar, daha iyi genlere sahip çocuklar doğurabilmek adına bilinçdışı bir güdüyle, kendi uzun dönemli ilişkileri dışında, daha çekici fakat 'uzun dönemli bir ilişkiye girmek konusunda isteksiz' erkeklerle kaçamak ilişkilere girebiliyorlar. Bir diğer araştırma ise, kadınların kendi menstrüal döngülerine bağlı olarak değişik zamanlarda değişik tercihler ortaya koyabildiğini gösteriyor. Menstrüal olarak en doğurgan oldukları evrede kadınlar, daha iyi görünüşlü, daha simetrik vücut yapısına sahip ve daha erkeksi görünüşteki erkekleri seçiyorlar. Psikolog Norman P. Li ve Douglas T.Kenrick'in bulgularına göreyse, kısa dönemli ilişkiler söz konusu olduğunda kadınların partner seçimindeki birinci önceliği 'fiziksel çekicilik' oluyor ki, bu erkeklerin eş seçerken gösterdiği davranış tarzının hemen hemen aynısı. "Lüksler" ve "zorunluluklar" arasındaki ayrımı daha net ortaya koyabilmek açısından araştırmacılar erkek ve kadınlara değişik "eşleşme bütçeleri" verdiler ve bir seri test süresince onlardan kendi ideallerindeki eşi 'görünüş, sosyal statü, yaratıcılık ve nezaket'gibi özellikleri kullanarak tarif etmelerini istediler. Bir gecelik ilişkiler ya da kaçamaklar için her iki cins de 'diğer bütün parametrelerin üstünde olarak' fiziksel çekiciliği en önemli özellik olarak niteledi. Uzun dönemli eşleşmeler içinse, cinsler arasında daha önce beklenen farklılıklar ortaya çıktı: Erkekler 'çekiciliği' tercih etmeyi sürdürürken, kadınlar sosyal statü -ve onunla neredeyse aynı oranlarda- sıcaklık ve güvenilirlik aradıklarını belirttiler. Ama minimum gereklilikleri sağlandığında her iki cins de 'iyi çizgilere sahip' partnerleri; en mükemmel hatlara veya en yüksek statülere tercih ettiklerini gösterdiler. Diğer bir deyişle "Ne erkekler tam olarak duygusuz sayılabilir ne de kadınlar tam olarak servet avcısı gibi düşünülebilir." diyor Texas Üniversitesi'nden Doç.Dr.Li. "Bir çocuğa babalık yapmak için dünyanın en güzel kadınına ihtiyacınız yok. Aynı şekilde doğurganlık başarısını sürdürmek için bir kadının da dünyanın en zengin erkeğine ihtiyacı yok. Temelde bütün ihtiyacınız olan, tembel ve aylak olmayan biri." İlişki bir tür alışveriş mi? "Eşleşme piyasasında insanların bütçeleri, aslında başkalarına ne sunabilecekleriyle belirlenir.." diyor Norman P.Li "..o yüzden çok yüksek statüye sahip veya çok zengin bir adam, fiziksel olarak çok daha çekici olan bir partnere yönelecektir. Dolayısıyla, daha yüksek kalitede bir partner arayışıyla kendilerini 'fiziksel anlamda daha çekici' bir hale getirmeye gayret eden kadınların da tam olarak yanlış iş yaptıkları söylenemez." Dr.Li'nin argümanına göre çok zeki ve başarılı kadınlar da uygun eş bulmada çok büyük zorluklar çekiyor. Erkekler, kendi zekalarını takdir edecek kadar akıllı birini arıyorlar, kendi zekalarıyla rekabet edecek birini değil. Syracuse Üniversitesi Maxwell School'dan antropoloji profesörü John Marshall Townsend, kadınların kendi statülerinden kaynaklanan gerekliliklerin, eş arayışlarını çok karmaşık bir hale koyduğunu söylüyor. Profesör Townsend; tıp ve hukuk öğrencisi ve profesyonel kariyer sahibi hanımlardan oluşmuş bir gruba, değişik şekillerde giyinmiş bazı erkeklerin resimlerini gösterdi. Bu resimlerdeki erkekler mesela fast-food restoranında çalışan biri giyinmiş veya tasarımcı kostümü içinde Rolex saat takmış biri olarak görünüyorlardı. Katılımcılara, resimlerde görünen erkeklerin sosyal statüleriyle ilgili detaylı tarifler de ayrıca verildi. Sonuçlar son derece belirgindi. "İşte Bay Cazip! Ama eğer yanlış kostüm giymişse veya statüsü yanlış belirtilmişse, bayan denek -bırakın onunla ilişkiye girmeye veya evlenmeyi- akşam yemeğine bile çıkmaya değer bulmuyor. "Cary Grant'ı Burger King çalışanı gibi giydirebilseydiniz, kadınlara hiç cazip görünmeyecekti." Diyor Profesör Townsend. "Eğer kadınlar toplumsal statüsü 'aşağıda' birileriyle ara sıra çıkabiliyorsa, bu kesinlikle çaresizlikten kaynaklanmaktadır." Buna karşılık, erkekler fiziksel açıdan çekici olan her türden kadınla birlikte olabiliyorlar. Ama iş evliliğe gelince "erkekler 'toplumsal sınıf' meselesine büsbütün duyarsız değiller. Ama evlilik söz konusu olduğunda erkeklerin sosyo-ekonomik bir kazanım peşinde olmadıkları da açık. Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nden Stephanie L. Brown ve New York'taki Syracuse Üniversitesi'nden Brian P. Lewis'in ortaklaşa gerçekleştirdikleri bir diğer çalışma ise, erkeklerin uzun dönemli ilişkilerinde kendi altlarındaki konumlardan kadınları kendi eşiti veya üstü konumundaki kadınlara tercih ettiğini ortaya koydu. Buna karşılık, kadınların tercihinde belirgin bir 'toplumsal olarak dominant' olan erkeklere karşı bir belirgin bir ilgi yönelmesi saptanmadı. Lewis'in hipotezine göre bu sonucun sebebi, erkeklerin kendilerinden aşağı konumlardaki kadınların davranışları üzerinde daha fazla kontrol sağlayabileceklerine inanmaları. Böylece kadınların mongam kalmalarını sağlayabileceklerini ve çocukların nesebi hakkında kesin emin olacaklarını varsayıyorlar. Uzun dönemli ilişkilerde kadınların sadakatsizliği erkeklere ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bazı evrimsel psikologlar cins farklılıklarının abartıldığını düşünüyorlar. "The Mating Mind: How Sexual Choice Shaped the Evolution of Human Nature" (Eşleşen Zihin: Cinsel Tercih, İnsan Doğasının Evrimini Nasıl Şekillendirdi) adlı eserinde Geoffrey Miller, insan zihni de tıpkı tavuskuşunun görkemli kuyruğu gibi, esas itibarıyla karşı cinsin ilgisini çekebilecek şekilde evrimleşti. Mesela müziksel veya artistik yetenek, insanların hayatta kalması için gerekli bir rol oynamış sayılmaz ama böyle yeteneklere sahip olanların üreme konusunda daha başarılı oldukları da görülüyor. New Mexico Üniversitesinde Doçent olan Miller'a göre, zeka ve yaratıcılık çok 'seksi' özellikler. "Erkekler kısa dönemli ilişkilerinde seçici değildirler. Bu yüzden Penthouse dergisinde IQ sonuçlarına rastlamayız. Ama iş uzun dönemli ilişkilere geldiğinde, erkeklerin de 'partnerlerinin zeka özellikleri' hakkında kadınlar kadar seçici olduğuna dair yeterli kanıtlar var." diyor Dr. Miller. Anlık izlenimlerin önemli olduğu 'hızlı eşleşme' bahsine dönülürse, HurryDate girişiminin sahibi Adele Testani, her iki cinsin de fiziksel çekicilik konusunda bu kadar seçici olmasını yadırgamadığını söylüyor. "Katılımcılar her seferinde birbirlerine birbirlerinin kariyerleri hakkında sorular sormasına rağmen, bütün sorun yüz yüze oluşan kimya, elektriklenme ve cazibe" diyor Testani. "Tabii ki o kişiyle evlenip evlenmeyeceğinize birkaç dakikada karar veremezsiniz." Son sözü Norman P.Li'ye bırakmak uygun olacak: |
|