ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Halk Dalkavukluğunun
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Ajda Pekkan

Zeki Müren

Neşe Karaböcek

Nil Burak - Tatlı Tatlı
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
STRES VE DEPRESYON

Malum teranedir, bilirsiniz. "Stres çağımızın hastalığı.." deniliyor. Hatta Dünya Sağlık Örgütü'nün raporlarına bakılacak olursa, 2020 yılında insanlığın sağlığını tehdit edecek en zararlı faktör stres olacakmış.

Konuyla ilgili bir sürü yazı okumuş, bir sürü şey dinlemiş olmalısınız.

En çok da 'stresle başa çıkmanın yolları' ve bu konuda üretilen reçeteler. Bunlar 'Ilık duş alın' diye başlar, prozac tavsiyesine kadar gider.

Bunların her birinin kendince haklı olduğu yanlar vardır kuşkusuz. Ama ben bir türlü emin olamıyorum.

Stresle yaşamaya alışmamız gerekecek anlaşılan. Bir şekilde stresle başa çıkmamız bekleniyor. İş yerindeki yöneticiniz, iş arkadaşlarınız, ailenizdeki diğer kişiler vb. kısacası günlük hayatta bir arada bulunmak zorunda olduğunuz hemen herkes sizden 'stresinizi kontrol altına almanızı' beklemekte.

Ama nasıl olacak bu iş? Strese karşı savunma geliştirdikçe, yani strese karşı dayanma kapasitenizi arttırdıkça sanki size daha çok stres yüklüyorlar. Çıldırma eşiğini habire öteliyoruz ama ne pahasına? Stresten kaynaklanan bin bir türlü rahatsızlığa davetiye çıkarma pahasına tabii ki...

Depresyon ise korkmamız gereken bir başka sözcük. Hayat enerjimizin giderek düşmesi ve yaşama arzumuzun azalması olarak nitelendiriyorum ben bunu.

Bu iki faktörün vücut kimyasıyla yakından ilgisi olduğu zaten bilinen bir gerçekti. Stres halinde vücut adrenalin salgısını arttırıyor. Eskiden, yani insanoğlu mağaralarda falan yaşarken, türümüze ait bu özellik belki de hayatta kalmamızı sağlamıştı. Korku ve strese maruz kalan insan vücudunda adrenalin salgısı artınca, koşup kaçmaya veya kalıp savaşmaya yarayan bir enerji yüklenmesine neden oluyordu. Benzetmek çok aptalca olabilir ama, doğal olarak litrelerce enerji içeceği içmiş gibi oluyordunuz.

Tehlikeli durumlarla karşılaşan insanlar, o sırada artan adrenalin salgıları sayesinde fiziksel tehlikelere ve tehditlere böylece karşı koyacak gücü bulabildiler. Bugünkü modern hayatta durum nedir?
Trafikte, iş yerinde, hatta evinizde gürültü eden komşunuz yüzünden sinirlendiğiniz veya telaşa kapıldığınız zaman vücudunuzda adrenalin salgısı müthiş yükseliyor. Bir yerlere vurma, bağırma, çağırma, tekmeleme veya ne bileyim işte birisini ısırma isteği duyduğunuz o stres anlarını düşünün.

Kanda dolaşıp duran enerji yüklü adrenalin fiziksel bir hareketlenmeyle boşaltılmazsa (yani adrenalin içindeki şekerli bileşikleri laktik asite dönüştüremezsek) başta sinir sistemi olmak üzere vücudun kendi kendine zarar vermesine yol açıyor.

Nefes alma teknikleri, sayma egzersizleri, ılık duş veya meditasyon.. Strese karşı nasıl mücadele edecekseniz, işte o şekilde adrenalininizi boşaltmanız lazım. Seçtiğiniz yöntemin ne kadar işe yarayacağını bilemiyorum ama size kolaylıklar diliyorum.

Kendi hesabıma, vücut kimyası ile oynamanın çok zor bir şey olduğunu ve eğer vücut kimyasıyla bir şekilde oynamayı başarırsanız (prozac, sigara, alkol veya her neyse işte onunla) bunun çok daha vahim süreçlere yol açtığını biliyorum.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Yeni Zelanda'lı doktorlar bir de ne bulmuş biliyor musunuz? Seratonin salgısını kontrol eden 5-HTT geni kalıtsal olarak bazı insanlarda daha kısa, bazı insanlarda daha uzun bir yapıya sahip oluyormuş. Ve de bu genin kısa olduğu insanlar, depresyona daha dayanıksız oluyorlarmış. Bu insanlarda intihar eğilimi de daha yüksekmiş mesela.

Basit bir tıp haberi gibi mi geldi?
Ama bence bundan biraz daha fazlası...

Eğer depresyona yatkınlık kalıtsal bir özellikse -ki araştırma sonuçları böyle söylüyor- stres ve depresyonla mücadele konusunda yeni bir aşamaya ulaşmak üzereyiz demektir.

Bundan sonra yöneticiniz ya da arkadaşlarınız "Abartıyorsun artık! Bunda bu kadar sinirlenecek ve üzülecek ne var? Niçin sen de arkadaşın falanca gibi sakin olmayı denemiyorsun?" derse bu durumun genetik olduğunu ve bunda sizin hiçbir kusurunuz olmadığını güvenle iddia edebilirsiniz.

Sonrasına karışmam...



Stres, depresyon, kafa karışıklığı, aşk acısı ve geçim sıkıntısı çekiyorsanız size şefin tavsiyesi şöyle olacak:
Haline şükret dostum, beterin beteri var.


Eğer kendinizi neşeli, zinde ve keyifli hissediyorsanız

TELAŞLANMAYIN, BİRAZDAN GEÇER.

Bir yazı da bu kadar mı oynak fikirli olur yahu?
Şizoid miyim neyim?


  CİNSELLİK
Cinsel Performansınız
Kadınlar, Erkekler
Gönlümüzce Bir Sevgili
  MÜZIK
Phil Collins
Hélene Segara
BoneyM - Rasputin
  SİNEMA
Ben Ne Anlarım
Edebiyattan
Ayşecik ve
Türk Sineması Nereye?
  EDEBIYAT
Belki Yollarımız Kesişir
Meşhur Olma Sevdası
İstanbul, Yazmak
  YAŞAM
Yavşak Kime Denir?
Lafı Ters Anlayanlara
Lahmacun Nasıl Yapılır?
Sivil Toplum

Arif Susam

Çeşitli Albümlerden

Beş Yıl Önce

Ajda Pekkan'dan

Al Bano-Romina Power

Semiramis Pekkan

Gülden Karaböcek