İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
"Sosyal Doku Projesi, İstanbullu Olma Bilinci Araştırması"
kapsamında yaptığı anketi ve sonuçlarını duymuş olmalısınız.
Anket sonuçları, Halk Dalkavukluğunun Sonu Yok başlıklı yazımda da belirttiğim gibi ne kadar riyakar bir toplum olduğumuzu açıkça ortaya seriyor.
Belediyenin yaptığı ankete göre: İstanbulluların yüzde 83'ü mecbur kalsa dahi yerlere tükürmüyor, çöp atmıyor, şehir mobilyalarına zarar vermiyor! Yüzde 60'ı trafik kurallarına her zaman uyuyor! Yüzde 83'ü ise toplu taşıma araçlarında sıraya büyük önem veriyor!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, APK Daire Başkanlığı Araştırma Müdürlüğünün araştırma sonuçlarından ortaya çıkan profilde:
"İstanbulluların sosyal davranışı olumlu",
"İstanbulluların çoğu mecbur kalsa da yerlere çöp atmıyor"
ve "İstanbulluların trafik kültürü olumlu" sonuçlarına vardı.
Aynı ankette sorulan "Ulaşım araçlarına binerken ya da bir şey satın alırken 'Hayırlı sabahlar', 'günaydın', 'iyi günler', 'iyi akşamlar', 'teşekkür ederim' gibi şeyler der misiniz?" sorusuna deneklerin yüzde 59'u "Evet" yanıtını vermiş.
Yine ankete göre; İstanbulluların yaşlılara, hamilelere, sakatlara saygısı da sonsuz! Özellikle toplu taşım araçlarında yer verdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 75!
Peki İstanbullular bu kadar ideal vatandaş ise, kim tükürüyor yerlere, kim sebep oluyor trafikteki keşmekeşe? Kent mobilyalarını, tarihi eserleri, ormanları kim talan ediyor? İstanbullular gece uyurken komşu illerden ya da ülkelerden birileri mi geliyor şehre acaba? Mesela İzmitliler kıskançlıktan çatlayıp da, geceleri gruplar halinde İstanbul'a gelip, tükürüp tükürüp kaçıyor olmasınlar? Ya da Yunanlılar mı bir koşu gelip şehri bu hale getiriyorlar?
Bizim toplumun yapısı bu işte. Teoride herkes mükemmel ama pratiğe baktığınız zaman işler hiç de öyle değil. Daha önce de yazdım; teoride herkes dürüst, herkes sorumluluk sahibi, herkes vatansever, herkes her konuda suçsuz, herkes çalışkan, herkes namuslu ama pratikte ortalık namussuzluktan, pislikten, sorumsuzluktan geçilmiyor.
İşte anket sonuçlarından ortaya çıkan tablo da bunun bir kanıtı: İstanbulluların sosyal davranışları olumluymuş, kimse yerlere tükürmüyormuş, herkes trafik kurallarına uyuyormuş. Cinler, periler getiriyor olmalı İstanbul'u bu hale!
Yahu hiç olmazsa hatalarımızı kabul edelim de, düzeltmenin yollarını arayalım değil mi? Yok! Hepimiz sütten çıkma ak kaşığız. Ama her nasılsa artık, gene de bu ülkenin burnu pislikten kurtulmuyor.
Ah o dış güçler yok mu? Hep onların suçu tabii. Trafiğimizi İranlılar karıştırıyor mesela.. Yerlere tükürüp, çöp atanlar da Ruslar olmalı.. Peki ya Suriyelilere ne demeli? Gelip gelip yaşlılarımıza, engellilerimize saygısızlık ediyorlar utanmadan. Duyduğuma göre kentlerimizi gecekondularla dolduranlar da Iraklılarmış. Orman yangınları, banka hortumları, küçücük kızlara tecavüz, yan kesicilik falan da Yunanlıların halt yemesi.
Anıyla, şanıyla Türk milletiyiz biz. Her şeyin en iyisini bilir, en iyisini yaparız. Gerçi yeni yetişen nesiller biraz sorumsuz gibi ama, onları da Amerikalılar kötü eğitiyorlar. Gene bizim bir günahımız yok yani!
Bir bıraksalar bizi kendi halimize, dünyanın en müreffeh ülkesi ve milleti olacağız da bırakmıyorlar ki!
Bertrand Russell "Günümüzde, dünyadaki temel sorun, aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise devamlı şüphe içinde olmalarıdır" demiş.
Hala Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdan dolayı tamamen suçsuz olduğunuzdan emin misiniz?