ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Elle Gelen
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Al Bano-Romina Power

A Glimpse of

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Arif Susam

The Beach Boys

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Çeşitli Albümlerden

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
İŞİ OLMAYAN ÇAVUŞLAR

Şu dünyadaki en olgun kişi acıya gülendir..
Şenay Yüzbaşıoğlu - HAYAT BAYRAM OLSA

..Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah'a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Sabahattin ALİ - ALDIRMA GÖNÜL

Bir de o cins arkadaşlar(!) vardır ki, keşke bu dünyayı varlıklarıyla hiç kirletmeselerdi. Size onlarsız bir dünya dilemek isterdim, ama ne yazık ki bu mümkün değil. Bu kaşkavallar her zaman etrafımızda olacaklar, olmaz olasıcalar..

Bunlara, yeni insanlarla tanıştığınız ortamlarda rastlarsınız en çok. Genellikle bir arkadaşınızın arkadaşıdırlar.

Klasik tanışma faslından sonra "Ne iş yapıyorsunuz?" sorusu gelir ki, aslında çok masum bir sorudur. Sohbeti devam ettirmek için öylesine sorulur.

Sizin işsiz olduğunuzu öğrendiğinde "Kısmet işte.. İnşallah yakında gönlünüze göre bir iş bulursunuz.." deyip konuyu değiştirenler saygıdeğer insanlardır. Onları sevin!

(Tam burada sevgili babam geldi aklıma. Ne kalender ve feylesof adamdır. "Sen aslında işsiz değilsin, bir sürü şey yapıyorsun. Sadece bu işlerden para kazanamıyorsun.." demişti bana bir keresinde. Kesinlikle dalga geçmiyordu. İçten ve dürüst bir teselliydi onun sözleri. Ne yazık ki böyle adamlardan pek kalmadı ortalarda)

Saygıdeğer ve kalender olmayan insanların, işsiz olduğunuzu öğrendiklerinde size sorduğu aptalca sorulardan bazı örnekler vereyim de, benim yerimde olmadığınız için ne kadar şanslı olduğunuzun farkına varın:

"Yaa? İş arıyor musun peki?"

(Aramama gerek kalmadı, senin gibi bir iş çıktı başıma! Bu soruya evet desem ne olacak, hayır desem senin için ne değişecek? )

"Ne tür işler arıyorsun?" veya "Neler yaparsın sen iş olarak?"

(Şu aralar yaptığım en önemli iş, seninki gibi sorulara cevap yetiştirmek ve 'Ya Sabır' çekmek.

Ne tür bir iş mi arıyorum? Şöyle yağlı bir kapıda bütün gün ense yapıp çuvalla para kazanacağım bir iş bulsam valla ne güzel yaparım. Arada bir yurtdışı geziler ve şirket arabası gibi güzellikler de sunulursa, çifte kaymaklı ekmek kadayıfı olur hatta)

Dikkat: Böyle bir soru soran kişiden kuşku duyun!

Bu soru 'Ben sana yardımcı olabilirim' gibi tehlikeli -ve eğer boşa çıkacak olursa, terbiyesizce- bir ima içermektedir.

Bu soruyu sorup 'doğru' cevabı aldığı halde konuyu değiştiren kişilerin özgüvenlerinin düşük olduğu gibi genel bir teşhisim var.
(Sorunun 'tehlikesi' işte burada, bilmem anlatabildim mi?)

"Nasıl olur da senin gibi iki dil bilen bir Boğaziçi mezunu iş bulamaz?"

(Ben salağım ya, işte ondan)

Eğer kendisi de işsiz değilse bu soruyu soran kişi için iki ihtimal öngörüyorum:

a) Safi salaktır! Durumun ciddiyetini kavrayacak durumda değildir.

veya

b) Sizi aşağılayarak kendi egosunu cilalayan ve aklısıra size üstünlük taslayıp (Sen Boğaziçi mezunusun da ne oldu?) bundan haince zevk alan biriyle karşı karşıyasınız.

AIDS'ten kaçar gibi kaçın bu tiplerden!

Kaçarken de "Nasıl oldu da senin gibi biri böyle akıllıca bir soru sorabildi?" diyebilirsiniz.

Haketti çünkü!..

Bu soruyu soran şahıs eğer salaksa, cevabınızla ona iltifat ettiğinizi sanıp memnun bile olur. Eğer ikinci şıkta anlatılan cinsten biriyse, oyununun geri teptiğini anlayıp bozulacaktır.

Böyle bir durumda verilecek cevaplar için Charles Bukowski ve Boris Vian'ın kitaplarında zengin örnekler bulmanız da mümkün.

Ara not: İşsiz birine sorduğunuz densiz bir soruya aldığınız cevap size 'iltifat' gibi gelmiş ve hoşunuza gitmişse, bu yazıyı burada bırakın. Nedenini de sormayın lütfen.

Ara not 2: İşsiz birine sorduğunuz soruya sinirinizi bozan bir cevap almışsanız; karşınızdaki kişinin kaba ve huysuz olduğunu düşünmeden önce, kendi ruh haletinizi ve genel karakterinizi gözden geçirin. "İğneyi kendine¸ çuvaldızı ele batır" atasözünün anlamı üzerinde düşünün.

"Dur ya! Benim bir arkadaşım / tanıdığım / akrabam senin gibi birini arıyordu... Söylerim, sana yardımcı olur. İlgilenir misin?"

Masum ve yardımsever bir öneri gibi görünüyor değil mi?

Bu soruyla yeteri kadar karşılaşmamış biri aynen böyle düşünür.

Genel olarak 'keyifli anlarda verilen sözlerin tutulmayacağını' gözönünde bulundurun. Size bu lafı eden kişinin yüzüne bakın ve davranışlarını kısaca inceleyin.

Büyük ihtimalle 'laf olsun' diye konuşan biridir.
(Bu lafı ettiği sırada mesela sizin adınızı hatırlayıp hatırlamadığını bulmaya çalışın. Oradan anlaşılır)

Ya da (daha kötüsü) gene 'sizi kullanarak' (onun yardımına muhtaçsınız ya!) kendi egosunu cilalamak isteyen ve bu sayede 'ne kadar yardımsever' biri olduğunu kendisine ve etrafındakilere göstermek isteyen biriyle karşılaştınız.

Çünkü hiç kimse iyice tanımadığı birine böyle bir yardımda bulun(a)maz. Tanımadığı (yeni tanıştığı) insanlara, tutamayacağı vaatlerde bulunan kişilerden KORKUN! Ciddi söylüyorum.

Size gerçekten yardım edebilecek biri bunu size sormadan, araya başka kişileri katmadan ve sizi kendine borçlu hissettirmeden yapar zaten.

'İş bulma vaadiyle insanları kandırmak' Ceza Kanununda özel yeri olan bir dolandırıcılık suçudur.

'İş bulma konusunda yardım vaadederek' insanlardan yararlanmaya çalışmak -velev ki bu yararlanma sadece ego okşamaya yönelik olsun- büyük bir ahlaksızlıktır!

Bu türden ahlaksız insanlara karşı sabır ve dayanma gücü, onların verebileceği zararlardan korunabilmeniz için de basiret ve şans diliyorum sizlere..


Son bir rica: Herhangi bir yerde bir işsizle karşılaşırsanız, George Washigton'un dediği gibi "Doktor değilseniz, doktorluk taslamayın!"

Doğrudan size sorulmadıkça, ne kadar iyiniyetli olursanız olun, işsiz bir insana 'akıl vermeye' kalkışmayın. Sizi 'aptal ve kötü' göstermekten başka bir işe yaramaz!

Büyük Türk düşünürü Tarkan'ın dediği gibi "Verecekseniz huzur verin, akıl değil.."

  MÜZIK
I Like Chopin
The Cars
Why Can't I Have You
Dertler Benim Olsun
  SINEMA
Sinemaya Gitmek
Mahremiyet
Son Osmanlı
  YAŞAM
Eğitim Şart
Uyanalım,
Depremi Beklerken
  EDEBIYAT
Demokratikleşme,
Avamlaşma,
Aydınlarımız
A Practical Guide
  CINSELLIK
Böyle Kutlanırmış
Boynuz Modaymış
Sevginizi Anlatın Ona

Kibariye - Kimbilir

Ajda Pekkan &

The Best of MFÖ

20. Sanat Yılı

Fecri Ebcioğlu Sunar

Best Memories

Gülden Karaböcek

Ajda Pekkan'dan

Her Dem Yeni Türkü

Ajda Pekkan

Zeki Müren

Beş Yıl Önce

Best of STYX