Şimdi biz 1970'li veya 1980'li yılların nostaljisini yapıyoruz ya arada. İşte Grease filmi de 1970'li yıllarda, 1950'li yılların nostaljik bir parodisini yapmıştı.
(İlk defa gösterime çıkışı 1 Haziran 1978)
Filmin yapılışının 20. Yılında, yani 1998'de, Grease tekrar sinemalarda boy gösterdi. Nostaljinin de nostaljisi olurmuş meğer!
Şimdi ikibinli yıllardayız ve ben hala Hopelessly Devoted to You veya
You are the one that I want şarkılarını dinliyorum. Nereden bakılsa garip bir durum yani.
* * *
Grease, komedi unsurları taşıyan müzikal bir filmdi. Film çevrildiği sırada 23 yaşında olan John Travolta'nın dansları ve filmin şarkıları hala hatırlarda.
Filmin konusu 1959 yılında Güney Kaliforniya'daki Rydell Lisesi'nde geçer. Yönetmen Randal Kleiser, 1950'li yılların 'o sıralar hatırlattığı' kostüm ve dekorlarla bizi karikatürize edilmiş bir geçmişe götürür.
Grease filminde, 1970'li yıllardan bakıldığında görülen 1950'li yılların gençliği; cinsel sorunlarla boğuşan, kendi duygularına yabancılaşmış ve bu yüzden sıklıkla aptal durumuna düşen figürlerle ifade edilir. (James Dean filmlerine göndermeler sıklıkla yer alır).
Şunu belirtmek gerek: Bu film beyzbol veya Elmalı Pay kadar 'Amerikan'dır.
Amerikalı olup da 1950'li ve/veya 1970'li yılları yaşamamış birine biraz 'garip' ve hatta 'anlamsız' görünebilir.
Romantizm komediyle karıştığında, aslında nerede gülünüp nerede ağlanacağını bilmek de kolay değil.
Şimdi oturup burada Danny Zuko (John Travolta) ve Sandy Dombrowski (Olivia Newton-John) arasındaki ilişkiyi, şarkılarda kullanılan 1950'li yılların Amerikan argosunu, filmdeki araba yarışı sahnesinde James Dean filmleriyle dalga geçilmesini uzun uzun anlatmak abes olacak.
Düşünün mesela... Amerikalı bir arkadaşınız olsa, dünya sineması konusunda araştırmalar yapıyor olsa.. Diyelim ki çok meraklı ve ilgili bir kişi olsa bu arkadaşınız ve size Türk sineması hakkında sorular sorsa.
Mesela 1970'li yılların melodramlarını, sonra 1980'li yıllardaki apolitik ve içi boş filmleri, '80'li yılların sonunda çevrilen bu sefer aşırı 'politik/entel' filmleri karşılaştırmalı olarak anlatmak zorunda kalsanız...
Ardından da arkadaşınız
"Evet ama, Ertem Eğilmez'in 'Arabesk' filmi ile daha sonradan çevrilen 'Kahpe Bizans' filmi niye anakronik duruyor? Çevrildiği yılların değil de, 1970'li yılların sinematografik ve tematik özelliklerini taşıyor?" diye sorsa neler anlatırdınız?
Aman Tanrım! Kabusa bak!.. Bütün bunları bir yabancıya anlatmak zorunda kalmak ne büyük felaket ve azap olurdu!
Hah, Grease filmi de öyle bir şeydir işte...
Üf, daha fazla anlatamayacağım.
Bu kadarını yazmak bile beni nasıl gerdi, tahmin edemezsiniz.
Çeviriler biraz fazla 'özgün' ve uçuk duruyorsa, kusura bakmayın. Ciddi ve edebi değerleri olduğunu düşünmüyordunuz zaten, yanılıyor muyum?
Filme adını veren Grease şarkısı Frankie Valli'ye aittir. Jenerikle birlikte başlar. Yani filmin ilk şarkısıdır. Sabahleyin yatağından zorlukla kalkan bir genç (çizgi-film olarak verilir) ile başlar. Sonra yaz tatilinden okula dönen öğrencileri izlerken şarkı devam eder.
Grease aslında 'gres yağı' demektir. Filmde gençlerin saçına sürdüğü briyantine atıfta bulunulmasını, onarılan ve yarışa sokulan arabanın yağlanmasını ve genel olarak -cinsel imaları da içerir şekilde- 'işleri kolaylaştırmak ve işler hale sokmak' için 'takınılacak tavır' veya 'yapılacak şey' olarak düşünebilirsiniz.
GREASE
I saw my problems and I'll see the light
We got a lovin' thing, we gotta feed it right
There ain't no danger we can go too far
We start believin' now
That we can be who we are
Grease is the word
They think our love is just a growin' pain
Why don't they understand?
It's just a cryin' shame
Their lips are lyin', only real is real
We stop the fight right now,
We got to be what we feel
Grease is the word
Grease is the word,
is the word that you heard
It's got groove, it's got meaning
Grease is the time, is the place, is the motion
Grease is the way we are feeling
We take the pressure and we throw away
Conventionality belongs to yesterday
There is a chance that we can make it so far
We start believin' now that
We can be who we are
Grease is the word
Grease is the word,
is the word that you heard
It's got groove, it's got meaning
Grease is the time, is the place, is the motion
Grease is the way we are feeling
This is a life of illusion, lack of control
Laced with confusion - what're we doin' here?
We take the pressure and we throw away
Conventionality belongs to yesterday
There is a chance that we can make it so far
We start believin' now
That we can be who we are
Grease is the word
GREASE
Sorunlarımı anladım ve rahata ereceğim
Bu sevme şeyimiz var ya,
Onu iyi beslememiz lazım
Tehlike yok, o kadar ileri gitmeyeceğiz
Artık inanmaya başladık ki
Kendimiz gibi olabiliriz
'Grease' diyelim buna
Aşkımızı ergenlik bunalımı sanıyorlar
Niye anlamıyorlar ki
Bu aslında utanç (tan başka bir şey değil)
Dudakları yalan söylüyor
Gözünle gördüğün gerçektir sadece
Kavgayı bırakıyoruz şu anda
Hissettiğimiz gibi olmamız gerek
'Grease' diyelim buna
'Grease' diyelim buna
Duyduğun kelime bu işte
Bu kelimenin tarzı var, anlamı var
Zamanın, yerin ve hareketin adı Grease
Hissettiğimiz şeyin adı Grease
Üstümüzdeki baskıyı fırlatıp atıyoruz
Gelenekçilik düne ait
O dereceye kadar gitmemiz mümkün
Artık inanmaya başladık ki
Kendimiz gibi olabiliriz
'Grease' diyelim buna
'Grease' diyelim buna
Duyduğun kelime bu işte
Bu kelimenin tarzı var, anlamı var
Zamanın, yerin ve hareketin adı Grease
Hissettiğimiz şeyin adı Grease
Bu bir yanılsama, kontrol eksikliği hayatı
Kafa karışıklığıyla süslenmiş
Ne yapıyoruz biz burada?
Üstümüzdeki baskıyı fırlatıp atıyoruz
Gelenekçilik düne ait
O dereceye kadar gitmemiz mümkün
Artık inanmaya başladık ki
Kendimiz gibi olabiliriz
'Grease' diyelim buna
* * *
İkinci şarkı Hopelessly Devoted to You Olivia Newton-John tarafından seslendirilir. Yaz tatilinde tanıştığı ve aşık olduğu Danny Zuko (John Travolta) onu okulda görünce tanımazlıktan gelmiştir. Kalbi kırılan genç kız, ümitsiz bir şekilde bağlandığı aşkını anlatır.
Guess mine is not the first heart broken
My eyes are not the first to cry
I'm not the first to know there's
Just no getting over you
You know I'm just a fool who's willing
To sit around and wait for you
But baby can't you see
There's nothing else for me to do
I'm hopelessly devoted to you
But now there's nowhere to hide
Since you pushed my love aside
I'm out of my head hopelessly devoted to you
Hopelessly devoted to you
Hopelessly devoted to you
My head is saying fool forget him
My heart is saying don't let go
Hold on to the end that's what I intend to do
I'm hopelessly devoted to you
UMUTSUZCA BAĞLANMIŞ
Sanırım benimki ilk kırılan kalp değil
Gözlerim ilk ağlayanlar değil
Seni unutmanın yolu olmadığını
İlk bilen ben değilim
Biliyorsun ben bir aptalım
Oturup seni beklemeye istekli
Ama görmüyor musun
Yapacak başka bir şey de yok ki
Umutsuzca bağlanmışım sana
Ama şimdi saklanacak bir yer kalmadı
Aşkımı elinin tersiyle ittiğinden beri
Aklım başımda değil
Umutsuzca bağlanmışım sana
Aklım diyor ki : 'Aptal, unut onu!'
Kalbim diyor ki 'Sakın bırakma'
'Sonuna kadar git'
Niyetim de bu zaten
Umutsuzca bağlanmışım sana
* * *
Son şarkımız You are the one that I want filmin son sahnesinde yer alır. Sandy'e layık bir adam olmaya karar veren Danny, efendi bir oğlan gibi giyinir. Artık halini ve gidişatını düzeltecektir. Lunaparkta Sandy'ile karşılaşırlar, fakat o da ne? Sandy de, Danny'le birlikte takılabilmek adına şeklini ve tarzını değiştirmiş, 'fırlama kız' olmuştur. Düet şeklinde bu şarkıyı söylerler ve dans ederek mutlu bir şekilde filmi bitirirler.
I got chills they're multiplyin'
And I'm losin' control
Cause the power you're supplyin'
It's electrifyin'
You better shape up cause I need a man
And my heart is set on you
you better shape up
you better understand
That to my heart I must be true
Nothing left nothing left for me to do
Your the one that I want
You oo oo
The one that I want
You oo oo
The one that I want
You oo oo are what I need
Oh yes indeed
Oh yes indeed
If you're filled with affection
You're too shy to convey
Meditate in my direction
Feel your way
I better shape up
Cause you need a man
I need a man
Who can keep me satisfied
I better shape up if I'm gonna prove
You better prove that my faith is justified
Are you sure?
Yes I'm sure down deep inside
You're the one that I want
You oo oo honey
The one that I want
You oo oo honey
The one that I want
You oo oo are what I need
Oh yes indeed
İSTEDİĞİM SENSİN
Ürperdim, üstelik giderek de artıyor
Ve kontrolümü kaybediyorum
Çünkü senin yaydığın güç
(Acayip) elektrik veriyor
Kendine çeki düzen versen iyi olur
Çünkü bir erkeğe ihtiyacım var
Ve kalbim seni istiyor
Kendine çeki düzen versen iyi olur
Anlasan iyi olur
Yüreğime karşı dürüst olmalıyım
Bana yapacak bir şey kalmadı.. kalmadı
İstediğim sensin
Sensin oo oo istediğim
İhtiyacım olan sensin
O evet gerçekten
O evet gerçekten
Şefkat doluysan eğer
(Bunu) gösteremeyecek kadar utangaçsın
Benim yönüme dikkatini ver
Hisset yolunu
Kendime çeki düzen versem iyi olacak
Çünkü bir erkeğe ihtiyacın var
Bir erkeğe ihtiyacım var
Beni tatmin edebilecek
Kendime çeki düzen versem iyi olacak
Eğer sana ispat edeceksem
Güvenimin boşa olmadığını ispat etsen iyi olur
Emin misin?
Evet, çok eminim
İstediğim sensin
Sensin tatlım benim istediğim
Sensin ihtiyacım olan
O evet gerçekten