Ben televizyoncu, medyacı taifesinden çekinirim.
Neden? derseniz.. Çünkü yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar. Allah muhafaza bir kara çalarlar üstünüze, öldürseniz çıkmaz.
Sözlerine de güven olmaz. Bunlarla el sıkışacaksan, akabinde parmaklarını sayacaksın eksik var mı diye...
Geçen gün, ismi lazım değil bir televizyon kanalının ismi lazım değil bir adamı nerelerden bulduysa bizim telefon numarasını bulmuş. Beni arıyor
"Sebahattin Bey, İstanbul'un harbi beyefendilerini konu alan bir program yapıyoruz. Sizinle de konuşmak, mümkünse yakın arkadaşlarınızla da tanışmak isteriz..."
Karagöz mü oynatıyoruz burada?!
Ne alaka? Vatandaşı iki dakika rahat bıraksanıza, kardeşim.
Yok efendim, öyle değil diyor bu.
Hırtlar vadisi miymiş neymiş, tırışkadan bir televizyon dizisi varmış.
Gençler bu programa özenip kafayı yemiş, alenen cinayet işlemeye, efendim suç işlemeye başlamışlar.
İşte bu adamlar da güzel bir program yapıp "Esas efendi ve delikanlı olmak nasıl olurmuş bakın da görün..." mealinde bir program yapmak ve bizi tanıtmak istiyorlarmış
Eskiden, af buyrun, helaları temizlemek için kezzap kullanılırdı. Şimdi belaları temizlemek için televizyon programlarını kullanıyorlar. Hay sizin hafsalanızı...
Faydası oluyor mu?
Olmaz kardeşim! Televizyon seyrederek efendi olunsa, televizyoncuların evliya gibi adamlar olması lazım gerekmez miydi?
Memlekette tek bir tane TV kanalı varken bu millet daha bir ağır başlı ve efendi değil miydi?
Ne zaman bir sürü kanal açtılar, millet de zıvanadan çıktı.
Bir yerde bina ve zina artmışsa, orada huzur olmaz. Orada kıyamet yakındır. Ben de diyorum ki, bir yerde televizyon kanalı artmışsa, orada densizlik kendine yeni mecralar bulacak demektir.
Bu televizyoncu arkadaş amirlerine karşı mahcup olsun istemedim. Odur yani. Dedim buyrun gelin, çayımızı için. Ama bizi medya maymunu etmeyin. Edebiyle çalana kapımızı açmayacak mıyız?
Günü saati gelince iki kişi kalktılar geldiler, birisi kameraman (kulağındaki küpesine gıcık oldum)
...öteki sunucu (fırlama biri ama saçlar afili, gözler kaymış)
Sordum, bana telefon eden falanca bey gelmeyecek mi?
"Efendim onun bir işi çıktı. Ben onun asistanıyım.."
Haa, bu olmadı işte. Sen bana telefon etmişsin, ben seni çağırmışım.. Sen bana gönderiyorsun çoluk çocuk. Ne o? Delikanlı adam görecekler.
Kahvede çocuklara birer çay söyledim, dedim böyleyken böyle. Çaylarınızı içtikten sonra, gidin bizim yazıhaneye. Orada benim kalfam Nuri ile görüşün, size anlatsın ne merak ediyorsanız. Madem sizin ustanız kendi kalkıp gelmeye üşendi, sizin gibi tıfılları yolladı buraya delikanlılık nasıl olur görün diye.. İşte bu da sizin ustanıza bir delikanlılık dersidir. Siz de bakın ibret alın!
Bunlar bozum bozum bozuldular. Renkleri uçtu. Benim mekanda, bir delikanlının huzurunda olmasalar, belki lagaluga ederlerdi ama duruşumuz yetti. Ağızlarını açamadılar. Kös kös gittiler.
Sonradan o televizyoncu arkadaş telefon bile edemedi bana ama bir program yapmış, seyreden arkadaşlar anlattı. Bizi çağırdı, sonra da mekanından kovdu, böyle delikanlılık mı olur şeklinde.. İyice saçmalamış, iftira atmış yani.
Ne dedik başta?
Ben televizyoncu taifesinden çekinirim. Neden? Çünkü Allah muhafaza bir kara çalarlar üstünüze, öldürseniz çıkmaz.
Televizyoncu taifesinden delikanlı çıkmaz. Delikanlının da televizyoncularla işi olmaz.
O kadar açık söylüyorum yani.