ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Eğitim ve Rekabet
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Best Memories
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
MEDYA OKUR-YAZARLIĞININ NERESİNDEYİZ?

Medya, kitlelerin düşünce yapılarına müdahale edebiliyor. Bu yüzden ona kızıyoruz ama onsuz da olamıyoruz.

İnsanlara 'neyi bilmeleri gerektiğini' söyleyerek, kendileri dışındaki olayları ve olguları 'nasıl algılamaları gerektiğini' empoze etmek mümkündür.

Kitlesel iletişim araçları (medya) üzerinde inisiyatif ve kontrol sahibi olunarak; gerçekte hiç var olmamış olguları veya hiç cereyan etmemiş olaylar 'tartışılmaz ve somut gerçekler' olarak lanse etmek; ve gene aynı şekilde, son derece somut ve gerçek olayları 'hayal ürünü ve safsata' olarak göstermek de mümkün olabilmektedir.

Aklıbaşında herkes bu gerçeğin çok uzun bir süredir farkında. Bu konuda yapılmış çok sayıda akademik çalışma ve popüler bilgi kaynağını Internet üzerinde kısa bir araştırmayla hemen bulabilirsiniz.

Bu konuda yapılmış çok sayıda akademik çalışma ve popüler kaynağı Internette kısa bir araştırmayla hemen bulabilirsiniz.


Bu kadar cafcaflı lafları sıraladıktan sonra dikkatinizi çekmek istediğim konu şu: İlkesel açıdan hemen hepimiz aynı fikirdeyiz. İnsanların 'doğru bilgilendirilmesi' gerektiğini söylüyor ve 'kitlesel manipülasyonların' ahlaksız ve tehlikeli girişimler olduğunu iddia ediyoruz. İnsanların böyle bir dezenformasyon tehlikesinden korunması gerektiği konusunda fikirler ileri sürüyoruz.

Ama şurası bir gerçek ki aşağıdaki düşünceler hemen hepimizin aklından geçiyor:

  • Aslında biz haklıyız, diğerleri haksız
  • Çünkü bizim gibi düşünmeyen insanlar ya cahil ya da kötü niyetli
  • Bizim gibi 'doğru' düşünenlerse azınlıkta kalmış durumda
  • Yanlış ve haksız görüşlere sahip diğer insanların 'tehlikeli şekilde' çoğunluk oluşturmuşlar
  • Biz, medyadan kaynaklanan manipülasyonlara karşı uyanık ve dikkatliyiz
  • Ama diğer yandan, yanlış şekilde bilgilendirildikleri için yanlış ve haksız görüşlere sahip diğer insanların aslında 'doğru şekilde yönlendirilebilirlerse' herşeyin daha güzel ve olumlu olacak...
Bu yukarıdaki düşüncelere sahip olan insanlar, aslında ilkesel olarak medyanın tarafsız olması gerektiğini söyleseler de, kendi amaç ve görüşlerine uygun fikirlerin medya üzerinden kitlelere empoze edilmesine aslında olumlu yaklaşıyorlar.
(Burada bir parantez açayım ve "Paranoyak olmanız, takip edilmediğiniz anlamına gelmez" özdeyişini hatırlatayım.

Kendinizi haklı ve çoğunluğu ise 'tehlikeli derecede haksız' buluyor olmanız, haklı olmadığınız anlamına gelmez! Burada lütfen kapatalım parantezi)


İşte elimde Tony Buzan'ın orijinal ilk basımı 1984'te yapılan Make the Most of Your Mind adlı kitabının

Türkçe olarak Aklını En İyi Şekilde Kullan adıyla ilk olarak 1995'te basılan nüshası...

Kitaplığımı düzenlerken arka raflardan çıktı.


Beyin ve öğrenme teknikleri üzerinde önde gelen otoritelerden biri olarak ‘Mind Maps’ (Zihin haritaları) ve ‘Mental Literacy’ (Zihinsel okur-yazarlık) gibi kavramların yaratıcısı Tony Buzan (d.1942) zihin ve algıların kullanılması konularında çok sayıda kitap yazmış bir uzman olarak dünyaca ünlüdür. Matematik, mantık ve dilbilim konularındaki akademik derecelerinin yanısıra pek çok global şirket ve medya kuruluşuna danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Zihin, medya, doğru iletişim vs. gibi konular Batı dünyasında 30 yıla yakın süredir gündemde. Ülkemizde ise konunun önemi çok geç anlaşılmaya başladı.

Orijinali 1984 yılında basılan kitabın Türkçesi ancak 1995'te çıkabilmişti. Arada geçen bunca zamana rağmen Türkiye'de konuya yabancı çok sayıda insan bulunuyor.


Kitabın Türkçe versiyonunu Ideefixe.com'dan almak için TIK'layın

Kitabın orijinalini amazon.com'dan almak için TIK'layın


Tony Buzan'ın okurlarına zihin geliştirme egzersizleri önerdiği bu kitabın Mantık ve İrdeleme başlığı taşıyan dokuzuncu ve son bölümü tamamen 'medya yoluyla iletilen mesajları doğru okuma ve anlama' yeteneğinin geliştirilmesi konusuna ayrılmış.

Şöyle diyor Tony Buzan:
"İletişimin giderek önem kazandığı ve gün be gün siyasi liderlerimizin, televizyon ve radyomuzun, gazete ve dergilerimizin, idari ve bilimsel danışmanlarımızın 'sözlerinin ardındaki' gerçeğe ulaşmamız gereken bir dünyada, hepimizin mantıksal irdeleme kapasitemizi geliştirmesi gerekmektedir.

Propaganda ve ikna teknikleri ustalaştıkça, sapı samandan ayıracak zihinsel donanım da ustalaşmıştır..."

Tony Buzan ile ilgili geniş bilgi için TIK'layın

Şimdilerde Medya Okur-Yazarlığı dersini ilköğretim okullarımızın müfredatına sokmayı başarabilmiş olmamıza seviniyorum. Fakat bu dersi işleyecek öğretmenlerimizin donanım ve yöntemleri konusunda kuşkularım var.

Bazı gazetelerimizin Internet sayfalarında yer alan haberlere ve hatta köşe yazılarına bile okuyucuların yorum ekleyebilmesi imkanı tanındı uzunca bir süredir.

Bunun çok yararlı olduğunu düşünüyorum:
Gazetede okuduğu bir haberi yorumlama ihtiyacı duyan okur, hem söz konusu websitesinin yöneticilerine ve yazarlarına hem de diğer okurlara çok değerli bir geri bildirimde bulunmuş oluyor.

İlk başlarda şaşırarak karşıladığım ancak daha sonra kanıksadığım ve bir tür 'sosyolojik vaka çalışması' olarak kabul ettiğim durum şu:
Maalesef ortalama bir okuyucu, izlediği/okuduğu bir haberi doğru analiz etmek bir yana, anlamakta bile güçlük çekiyor.
Dahası, ortalama okuyucu herhangi bir haberi okurken (veya herhangi bir TV programını izlerken) konunun esas parametrelerini kaçırdığı yetmezmiş gibi, mantıksal ve anlamsal ilişkisi olmayan olayları da birbiriyle ilişkilendirebiliyor.

Söz gelişi, geçtiğimiz dönemde sansasyonel bir haber medyada kendine yer buldu: Öldürdüğü kurbanlarının etini yiyen 'yamyam' bir katil soğukkanlı bir şekilde polise verdiği ifadesinde "insan etini yerken nasıl da zevk aldığını" anlatıyordu.

Normal şartlarda insanın kanını dondurması gereken bir haber bu!
(Ya da en azından: benim gibi eski model adamlar için korkunç bir haber bu!)

Oysa söz konusu habere bırakılan okur yorumlarına baktığınızda farkediyorsunuz ki okurlar:

  • Durumun vehametinden ve korkunçluğundan pek etkilenmiş gibi görünmüyorlar
  • Bu türden bir cinayeti tamamen alakasız konularla -söz gelişi, Merkez Bankasının faiz politikalarıyla- ilişkilendirebiliyorlar
  • Normalde bir insanlık trajedisi olarak ele alınması gereken bu haberi 'bir mizah unsuru' veya 'gündem değiştirmek için ortaya atılmış bir saçmalık' olarak değerlendirebiliyorlar.

O zaman ister istemez merak ediyorsunuz:
Medya okur-yazarlığımız ve toplumsal duyarlılığımız bu derece düşük olduğu için mi aramızdan 'yamyam katillerin' çıkması bizi hiç şaşırtmıyor?

Yoksa toplumsal iletişim ve duyarlılık kodlarımız bozulduğu için mi aramızdan yamyam katiller çıkmaya başladı?

Okur yorumlarına baktığımızda anlıyoruz ki gidecek daha çok yolumuz var!..


Son olarak, konuyla dolaylı şekilde ilişkili olduğunu düşündüğüm bir not iletmek istiyorum. Üstad Stephen King, yazar olmak isteyenlere verdiği öğütlerde şöyle demiştir:
"Okumak zaman ister ve o camdan emzik (televizyonu kastediyor) zamanınızın çoğunu alır götürür. O aptal kutusunu kapatmak, söylemek isterim ki, yazdığınız yazıların kalitesi kadar, yaşam kalitenizi de geliştirecektir. TV seyretme saplantısından kurtulan pek çok insan, okuyarak ne kadar eğlenceli vakit geçirebileceğinin farkına varır. Hayatınızı bütünleştirmek için daha kaç TV dizisine ihtiyacınız var ki? Ve eğer, CNN'deki haber analizlerini, MSNBC'deki borsa haberlerini ve ESPN'deki spor haberlerini seyretmenizin ŞART olduğuna inanıyorsanız, yazı işini ne kadar ciddiye aldığınızı sorgulama vakti gelmiştir." (Bkz. On Writing s.143)

Zihinsel yeteneklerinizi geliştirmek gibi bir kaygınız yoksa, televizyon seyretmeye (veya diğer kitlesel iletişim araçlarını izlemeye) aynen şimdiki gibi devam edebilirsiniz.

  YAŞAM
68 Ruhu Ne Alemde?
Alın Size Test
INTERNET'te Müzayede
  CİNSELLİK
İnsanlığın
Boynuz Modaymış
Aydın Kadının
  EDEBIYAT
Geyik Muhabbeti
TV Dizileri
Üniversite Eğitiminin
  SİNEMA
Cats Müzikali
Korku Filmleri
Sinema:
  MÜZİK
Supertramp
Eye of the Tiger
The Beatles - Girl

Yıldırım Gürses

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Başrolde Emel Sayın

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Beş Yıl Önce

Best of STYX