| ANA SAYFA |
Alın size köylü kısmının iki yakasının bir araya gelmemesini açıklayan sosyolojiden süzülme formül.. Köylü kısmının rekabetçiliğini açıkladıktan başka, evliliğe nasıl yaklaştığını da birinci elden anlatır.. Köy yerinde evlilik hem üretime katkı hem de imaj yapma meselesidir..
Köy yiğidinin evlenirken "yanlış kızı" seçmesi çok önemli değildir..
En vahim yanlışlık bile yiğit adam eline şimşir ağacından değneği aldı mı değişir..
Tartışmada erkek hatalı olsa bile kadın değneğin yardımıyla ikna olur..
Mesele "düğün dernek kurma" olayının, beşe seli baskınından daha hasar verici olmasıdır..
Sekiz dönümlük bostanını işlemek için koca bir traktöre para yatıran köylünün mantığı dur durak bilmediğinden, daha da ileri gider..
Dört bir dönüm arazi işleyen ağanın traktöründen daha pahalısını, daha fiyakalısını seçer..
En kalender meşrep olması gerekenler bile birileriyle üre yarıştırır.. Sıra oğlan evlendirmeye geldi mi çöküş başlar..
Yiğidi huysuz at, memuru süslü avrat yıkar.. Köylünün yıkımı ise evlenme vakti gelip çatan hayırsız oğlandan gelir..
Köy delikanlısı çocukluktan çıkıp aklı baliğ olunca tuhaflaşır.. Kızların peşinde dolanmaya başlar.. Ona buna tahriklenir..
Kendi halinde otlayan keçinin memesi bile onda uyarıcı etkiler yapar..
Arayışa başlar.. Pazar yerinden tedarik ettiği arkasında horoz resmi bulunan bir ayna ile kızların gözüne güneş ışığı tutmaya başlar..
OĞLAN AZIYORSA
Eve geç girer.. Çünkü orada burada dolanıp havayı kararttıktan sonra hangi pencerede ışık yanıyorsa oraya seğirtir..
Baba bakar ki ahırda ineği beslemek için ayrılan yem çuvalları eksiliyor, saman azalıyor.. Evden bazı eşyalar kayboluyor..
O saat durumu anlar..
Kadından yana bilinci seyiren oğlan bunları çalıp çalıp satmakta.. Çerçiden kuru üzümdü, kuru incirdi, lokumdu almakta..
Neden mi? Ticaretini yapacağından değil tabii.. Bunları temiz bir mendile sarıp, gözüne kestirdiği kıza hediye ediyordur..
Akıllı bir baba böyle bir durumda "Bu hayırsız evimi başıma yıkacak.. Hele evlendireyim de gidip başkasının evini yıksın.." der, kız bakınmaya başlar..
Eskiden "mal bölünmesin, arazi başkasına gitmesin" kaygısı çoktu.. O yüzden de evlenecek vakti gelen yiğitleri aile çevresinden birilerine koca yaparlardı..
Emmi kızı, bibi kızı.. Onlar da olmadı, köyün arkası zayıf fukara ailesinin kızı..
Akraba çevresinden tedarik edilen, ikinci el bodur gelin vakitsiz bir ölümle ortada kaldığında "aman malı kaptırmayalım" kaygısı ile aynı tedbirin daha şiddetlisi evin küçük oğluna uygulanırdı..
Eskiden köy yerinde on üç yaşındaki oğlan ile kırkına yıl sayan dul gelinin evlendirilme sebebi buydu..
Haliyle oğlan önce başına geleni anlamaz.. Ne zaman ki başına geleni anlayacak yaşa gelir, akranlarının körpe kızların koynuna girmesine bakar.. İşte o zaman türküye dururdu..
Verirsin ellere genci güzeli
Gerdanı aktır da incedir beli
Bana gelince kocamış dulu
Gelip yamamak olur mu Allah!
Zaman değişti.. Ahalimiz üretime değil de üremeye hız verdiğinden beri nüfus sayımlarında yedi haneli basamaklar hızla atlanmaya başladı.. Dededen miras birkaç yüz dönümlük tarlalar on, on beş dönüme indi..
Elin adamına kaptırılacak toprak kalmayınca bu tedbirden vaz geçildi..
NEREDE O KIZLAR?
Zaman değişince eskinin fukara kızlarının tafrası da değişti..
Fukara kızının evliliği "ezmesi kolay olduğundan" daha bir iyiydi, geçimi hoştu..
Koca diye istersen dağdan kopup gelmiş ayıyı göster.. Kız kanaat ederdi.. Hatta koca fukara takımından olsa bile..
"Çalı idi çırpı idi evimdir ya! Ayı idi mayı idi kocamdır ya!" deyip boyun büken kızlar kapanın elinde kalırdı..
Görgülü, varlıklı evin kızlarını istemek herkesin harcı olmazdı..
Zaten kız tarafı da ele güne "Anası besler hurmayla, eloğlu karşılar yarmayla.." dedirtmemek için talipler içinden köy kibarını arardı..
Şimdi şartlar değişti.. Köy yerinin gelinlik kızı da vakti geldi mi Prenses Diana'nın evinde bulaşık makinesi mi var, aynısını istiyor..
Köylüde rekabetçi kafa kıl kadar değişmediğinden düğünler daha da yıkıcı oluyor..
Yine de bazı standartlar var tabii.. Mesela kızın marifetli ve edepli olması..
"Eliyle hamur ovalar, gözüyle geleni geçeni kovalar" kızlar daha geç müşteri bulur..
Kızın çok gezeni de iyi değildir, böyleleri "Gelin içeride, saçı dışarıda.." diye tarif edilir..
BÜNYEYE ZARAR
Olmazsa olmaz özellik kızın doğurgan olmasıdır.. Bunun belirtisi de taşıdığı kilolardır..
Köy yerinde kızın tombulu, iri kemiklisi her daim makbuldür..
Sonra sosyal şartlar gelir.. O zaman da kız anasının durumuna bakılır..
Kızın anasının soluk almadan yedi sekiz çocuğu arka arkaya firesiz doğurmuş olması, alınacak gelinin o eve nasıl bir "genetik çeyizle" geleceğini gösterir..
Anası çok dilli kıza da meyletmemek gerekir.. Bunlara "Lafı cebinde kadınlar.." derler ki icabında iki koca bir eğri lafla kazma kürek birbirine katarlar.. Telefat olur..
Fitneye meyilli kadınların kızlarından da uzak durulmalıdır..
Bunlardan öyle yetenekliler çıkar ki koca bir köyün ahalisini bir eşeğe yüklerler, yine de eşekte boş yer kalır..
Bütün bunları yapsan bile oğlan evlendirmeye kalktın mı yıkımdan kurtulamazsın..
Zengin evinden kız alır, düğüne çalgıcı yığarsın, köyün istemezleri "Dokuz davulla düğün savdı.." lafını ederler..
Fukara evinden kız alırsın, kaynananın arkasından "Duvaksız gelin geldi süzüldü, çeyizi yok anası üzüldü" diye konuşurlar..
Sen düğün yaparsın iki kişiye, tasası düşer konu komşuya..
Falancanın düğünü şöyleydi, filancanın ki böyleydi diye yarışırken bakarsın ki çökmüşsün..
Uzun lafın kısası..
Bu işin zengin evine de fakir evine de hayrı yoktur.. Şehirlinin de köylünün de hali birdir.. Her yerde kazanan kızlar olur..
Yiğitlik kaybeder.. Diyeceğimi dedim gayri.. Laf bitti..
Evlenilecek Kadın Nasıl seçilir – 1: Harmanı Yel, Bekâr Adamı El Döndürür!
|