ANA SAYFA

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Çeşitli Albümlerden

Ajda Pekkan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION

The Beach Boys

BoneyM

Her Dem Yeni Türkü

Beş Yıl Önce

Best of STYX

20. Sanat Yılı


İster zengin olsun, ister fakir olsun.. Delikanlı kısmı "Nikah Masası" denince boynunu büker. Büyük sanatçı Ümit Besen, bu patolojik durumu irdeleyen bir şarkı yapmış hatta üstüne bir de film çekmiştir.

Evlenilecek Kadın Nasıl Seçilir – 2: Zenginlere Evlilik Akılları...

"Yanlış evliliklerin bünyeye zararını" anlatma işine zenginin hallerinden başladık.. Çünkü zengin evinde dirlik olmazsa maaşlı kısmının evinde hiç olmaz.. Ayrıca zenginlik her şeyin iyisine sahip olmak değildir.. Arabayı, yatı, katı iyi seçersin de iş evlenilecek kadın seçmeye geldi mi kabağına toslarsın..

Bu zengin kısmının her şeyi bildiğinden artık emin değilim.. Özellikle de evlilikteki hallerini gördükten sonra..

Bunu nereden çıkardın, diyeceksiniz..

"Zenginlik" her şeyin iyisine sahip olmak demektir.. Daha da önemlisi her şeyin en iyisine nasıl sahip olacağını bilmek demektir..

Hele ki babadan, dededen zenginsen..

Zengin biri, kurban etinden kavurma yaptıktan sonra yağını çanakla içmez..

Neden mi? Dedesinden duymuştur..

Vaktiyle köy yerinde kurban etiyle kurulan bir fukara sofrasında aç gözlü çobanlardan birinin başına geleni dinlemiştir..

Çoban erimiş kuyruk yağına kaşık sallarken yaşlılar "Yavaş ula öküz.. Sofraya kurt dalsa senin kadar zarar vermezdi.." deyip uyarmışlarsa da çoban bildiğinden şaşmamıştır..

Akşama da çıkmamıştır..

Fukara kısmı böyle şeylerden ders çıkarmaz.. Çoban için "Kadersiz adam, kırk yılda bir et yedi, akşama çıkmadı.." der, geçer..

Zengin ise kavurma yağının kaşıklanmayacağını daha çocukken öğrenir..


Zengin adam, tabii ki sonradan görme değilse yat alırken, kat alırken, çula çaputa para verirken kazıklanmaz..

Canı bir arsa çekti de kendisine pahalıya mı patladı, daha tapu işlemi görülürken aynı arsayı bir başkasına daha pahalıya nasıl sokacağını plânlar..

Sanayici ise elini taşın altına sokmaz..

Bir koyar, kırk kazanmanın hesabını yapar.. Onda da arkasında devlet desteği ister..

Arkadaşlarına lokantada verdiği yemeğin faturasından "vergi indirimi" kazanır..

Evde vukuat çıkmasın diye karısına "Valentine's Day" hediyesi alıp, fişini masraf gösterir..

Yani her vesileyle kazanır.. Kazanamadığı, sürekli kaybedip boynu bükük kaldığı tek şey evliliktir..

BAKIRI ÇIKIVERİR

Bizim en seçkin burjuvamızın kalayını biraz kazı.. Altından köy yerinin bakırı çıkar..

İlânı aldıkça aşka gelen medya gayretiyle "asil" ilân ettiklerimizden, mavi kanlı yakıştırması yaptıklarımızdan söz ediyorum..

Şimdi oturdukları yalılar ile köydeki evleri arasındaki mesafe en çok iki menzilliktir..

Hepi topu iki jenerasyon yani..

İki kuşak evvel köy yerinde eşekle gezen atalarımız rahattı..

Varlıklıysa nasıl evleneceği önceden belliydi.. "Aman tarla bölünmesin.. Aman davara, mala elin adamı ortak olmasın.." derdinden dikkatliydiler..

Evin oğlunun evlenecek vakti geldi mi aile çevresinden bir kız bulunurdu..

Amca, dayı, hala, teyze kızlarından biri gelin seçilirdi.. Kabul "yakın akraba evliliği" tıbben sakıncalı ama bu sayede mala yabancı ortak edilmezdi..

Tarla, bostan bölünmezdi.. Üstelik genç evlilerin komik çocukları olurdu..

Zenginlik köyden taşıp büyük şehirleri basınca zagon değişti.. Üstelik iyi okullara gönderilen oğlanların gözü açıldı..

Eskisi gibi boydan fukara veya gözü iki değişik yöne bakabilen amca kızlarına oğulları razı etmenin imkânı kalmayınca göz çevreye dikildi..

Burada da temel prensip aynıydı, yöntem değişikti..


Köy yerinde gelin seçerken tarlayı, bostanı böldürmemeyi hedefliyordun..

Şehir yerinde kız beğenirken de sermayeyi böldürmeyip tam tersine katlamayı amaçlıyordun..

En iyisi kendi ayarında bir zenginin kızını bulup, gelin getirmekti..

Bu sefer de balta "kızların okumuşluğuna" tosladı.. Şehir yerinin zengin oğlu Amerikan okuluna gider de zengin kızı geri mi durur..

Hele ki Atatürkümüz onlara "Medeni Kanun" ile yol vermişken.. Onlar da kolejlere gittiler, yurt dışından okullar beğendiler..

Oralarda "Babalarına, kocalarına para harcatma eğitimi.." aldılar.. Kısmetleri çıkınca da aldıkları eğitimin hakkını verdiler..

DÜĞÜN FELAKETİ

Köy yerinin insanına göre iki göç bir yıkım demektir.. Yıkımdan ne anlıyorsan.. Savaştan depreme kadar hepsi içine girer..

Şehir yerinde ise "Bir düğün iki yıkım" sayılır..

Zengin oğlana zengin yerin kızını beğenip almaya kalkarsın.. Okumuş, İngilizce, Fransızca dillenmiş kız sana bir düğün icatları çıkarır ki vay başına..

Kız anası eski gelenekten ister evlilik haracını, kızın kendisi yeni modalardan çıkarır acısını..

Bir de bakmışsın ki "Zengin babalı kız alıp sermayeyi katlayalım.." derken, düğün masrafıyla eldekinden de olmuşsun..

Üstelik zengin yerden gelin gelen kızın masrafı bitmez.. Kimde ne takı gördüyse aynısından ister.. Elbise ister, araba ister, yazlık ister.. Yurt dışında gezip tozmak ister..

Hele bir de taraveti geçti mi masraf üçe beşe katlanır.. İki vakitte bir yerlerini gerdiresi gelir..

Masrafından yılar "Bre kadın" dersin..

Senin gerdirdiğin deri Piri Reis'in dünya haritasını çizdiği antika deriden pahalıya geliyor.. Biraz tasarruflu ol.. Botoksla idare et..

Dinlemez bile..


Köy yerinde olsan kolay..

Al eline kiraz ağacından sopayı, karının suratına botoksu bizzat kendin uygula..

Kafasını istediğin gibi şişir, istediğin gibi şekil ver.. Paran cebinde kalsın..

Şehir yerinde bunu da yapamazsın.. O erkeğe hayat veren feodal ilişkilerin yerini para ilişkilerinin egemen olduğu metropol düzeni almıştır artık..
(Yazarın notu: Feodal düzenin sonunun gelmesine sebep olanlar Allahından bulsun..)

Kafana göre boşayamazsın kadını..

Köyde olsan hesabı sorulmaz.. Memur olsan "Şiddetli geçimsizlik" deyip kurtulursun..

Ama zenginsen, hele zengin evinden kız almışsan daha senin dilekçen Asliye Hukuk Kalemi'ne gitmeden dedikodusu çıkar..

İşlerin de etkilenir..

Temsil banka sahibiysen boşanmaya kalkıştın mı iş dünyası sana "Sanki kendi bankan seni filanca holdingle boynuzluyormuş.." muamelesi yapar ki daha beteri tren kazasıdır..

Evlenilecek Kadın Nasıl Seçilir – 3: Zenginin Derdi Hiç Biter mi?
Ferdi Özbeğen:
Sting
Kızıl Ordu Korosu:
Ajda Pekkan: Erkek Adın

Kamuran Akkor:
C. C. Catch:
Hélène Ségara:

Gönül Yazar

Barış Manço

Cem Karaca

Juanito (1967)

Felicita


Orijinal Film Müziği


Laura Branigan (1984)