Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SAĞLAM LİDERLER LAZIM
Önce herkesin bildiği gerçekleri hatırlayalım:
Bu savaş, tıpkı daha önceki büyük savaşlar gibi, dünyayı yöneten büyük güçlerin bu gezegen üzerindeki hakimiyetlerini pekiştirmek ve geliştirmek için giriştiği bir mücadeledir.
Bkz. İnsanoğlunun Güç Tutkusu
Dünya üzerindeki hakimiyet derken yalnızca gezegenimizin enerji kaynaklarını ve doğal zenginliklerini kastetmiyoruz.
Bu temel amaca aykırı düşen veya egemen güçlerin çıkarlarına aykırı işler yapan hiç kimsenin show ve medya dünyasında yaşama şansı yoktur.
Global sistem, kapitalist dünya düzeni veya emperyalizm...
Türkiye'de yaşayan bizler öncelikle ve esas olarak bu global emperyalizmin kendi ülkemiz ve bölgemizde yarattığı tahribata odaklanmış durumdayız.
Global emperyalizmin, kendi çıkarları öyle gerektirdiği için, ülkemizi bölmek yolunda doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunduğunu da görüyoruz, biliyoruz. Zaten onlar da bu emellerini ve faaliyetlerini inkar etmiyorlar.
Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, bölünmesi ve çöküşü gibi son derece acıklı ve rahatsız edici toplumsal anılara sahip olduğumuz için de, bu konuda Türkiye'de özel bir duyarlılık var.
Halkımızdaki bu haklı korkulara 'toplumsal paranoya' etiketini yapıştıran gafillere de ayrıca kızıyoruz bu yüzden.
Ancak gene de hatırlamamız gerekiyor ki, global emperyalizmin dünya üzerindeki egemenliğini genişletmek ve derinleştirmek için verdiği savaş, dünyanın yalnız bu bölgesinde değil, Uzak Doğu'dan Güney Amerika'ya kadar çok geniş bir alanda devam ediyor.
Buraya kadar anlatılanları siz zaten biliyordunuz. Kimbilir kaç değişik yerden defalarca duydunuz.
* Dünya üzerinde neler olup bittiğini doğru şekilde okuyacak,
* Dinsel dogmalar ve saplantılarla kafası bulanmamış
* iktidar sarhoşluğuna kendini kaptırmayacak,
* iktidar nimetlerini yakınlarına menfaat sağlamak için kullanmaya tevessül ve tenezzül etmeyecek,
* Fikirlerini beğenmediği vatandaşlara, aydınlara ve sanatçılara "Çeksin gitsin, anasını da alsın götürsün" gibi nezaketsiz cümleler kurmayacak,
* sinirlerine hakim, sıklıkla duygusal travmalar geçirmeyen
* Nezaket, akıl ve sağduyu sahibi
Sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi, bugünkü yöneticilerimiz arasında yukarıda saydığımız türden vasıflar bulunmuyor.
Bu konuda ayrıca Şahin Yiğitoğlu'nun Liderlik ve Karizma başlıklı yazısını okumak faydalı olacaktır.
Anlaşılıyor ki bizim neslimiz, o türden yüksek vasıflara sahip yöneticilerin Türkiye'nin başına geçeceği günleri göremeyecek. Bizden sonraki nesillere kısmet olur belki?
Sadece risale veya ilmihal okumakla dünya meselelerini kavrayacak bir donanıma kavuşmak mümkün olsaydı, Türkiye'nin bugün her alanda dünya şampiyonu olması lazımdı. Ne yazık ki hayatın gerçekleri daha farklı.
Dünya üzerinde bir kısım başka liderler de var ki 'anti-emperyalist' mücadele veriyormuş kisvesi altında kendi çapsızlıklarını ve yolsuzluklarını gizlemeye çalışıyorlar.
Duygusal ve psikolojik dengesizliklerini, akıl dışı ve saçma söylemler üzerinden kendi halklarına empoze etme gayreti içindeler.
İnsanlığın Müstehakı Bu mu? başlıklı yazımda da belirttiğim gibi:
Bu sisteme kökten karşı olduğunu söyleyen devlet başkanları bile
Geçmişte de 'emperyalizme kafa tutma' pozları kesen liderler olmuştu. Ama dünyayı doğru anlayıp mantıklı çıkış yolları bulacak kadar akıllı olamadılar. Egolarına, iktidar hırslarına, cehaletlerine ve aptallıklarına yenik düştüler. Sonra da tarihin çöplüğüne atıldılar.
Cemal Abdülnasır'dan Kwame Nkrumah'ya, Pol Pot'tan İdi Amin'e kadar buraya bir sürü isim yazabilirim ama gençlerin bu liderleri hiç tanımadıklarını biliyorum.
Bugün de 'anti-emperyalist' pozlar kesen ama son tahlilde donanım ve birikimleri 'dünyayı doğru algılamaya' yetmeyen devlet başkanları var.
Kimisinin ahlaki ve psikolojik dengesi son derece bozuk. O kadar ki, uluslararası bir toplantıda başka bir ülkenin kralının sabır taşını çatlatıp "Sen neden susmuyorsun?" lafına muhatap olabiliyorlar.
Kimisinin görgüsüzlüğü o kadar ayyuka çıkmış ki Paris'te alışveriş yapmaya çıktığında kabalık ve görgüsüzlüğüyle hem kendini hem de ulusunu rezil ediyor.
Kimisinin ufku, bırakın kendi ülkesini, kendi köyünün bile ötesini göremiyor.
Kimisi ise megalomani ve türlü kompleksler içinde pozlar atıyor. Oysa aynı anda kendi halkı açlıktan ölmekte.
Tekrar Türkiye'ye dönecek olursak:
Dinci gençler maalesef anti-emperyalist br mücadeleyi sırtlayacak bilgi, birikim ve bilince sahip değil. Hatta onlar kendi küçük hesaplarına uyduğu sürece emperyalizmle işbirliği yapmaktan yana.
Ama ilerici ve aydın genç kardeşlerimizin 'cehaletin gölgesine sığınarak kendilerini sorumluluktan kurtarma' gibi bir lüksü yok. O yüzden onlara sesleniyorum.
1970'li yıllarda anti-Amerikancı her kesime geniş bir entellektüel hoşgörü gösterilirdi. Anti-Amerikancı bir görüntü veren her lidere -sırf bu görüntünün hatırı için- "haklı bir davanın adamı" gözüyle bakıldı. Adlarından övgüyle bahsedildi, kusurları görmezden gelindi.
Aradan geçen yıllar boyunca emperyalizm ise boş durmadı. Dersini çok iyi çalıştı, taktiksel hatalarını görüp amaçlarını gerçekleştirecek daha ustaca yöntemler keşfetti.
'Anti-Amerikancılık' maskesi altında soytarılık yapan bir takım budalaların Güney Amerika'da veya Güneydoğu Asya'da iktidara gelmelerinden dolayı global emperyalizmin gizli bir keyif duyduğuna eminim.
Medya ve iletişim kanallarını çok ustaca kullanan bir sisteme karşı duruş sergilenecekse; akıl, mantık ve ahlak olarak sağlam ölçülere sahip olmamız gerekiyor.
Görüyorum, genç kardeşlerimizin hazırladığı solcu yayınlarda, websitelerinde ve mizah dergilerinde "ezilmiş halkların kardeşliği" babından "bu garibanlara sahip çıkalım" mantığı var.
'Ezilen halkların dayanışması' ahlaki açıdan doğru bir ideal olabilir ama sırf anti-Amerikancı poz kesiyorlar diye Ahmedinejad, Chavez, Morales, Kim Jong- Il gibi liderlere arka çıkmak zararlı sonuçlar verecektir. Bu liderlerin kendi halklarına yönelik tutumlarını asla gözardı etmemek lazım.
Ufukta Görünen Şey Demokrasinin Dibi mi? başlıklı yazımda da işaret ettiğim gibi anti-emperyalist bir tutum benimsemiş olmak, diğer totaliter rejimleri haklı çıkarmaz.
Emperyalizm karşısında sağlam bir duruş sergileyeceksek;
Bundan daha azına razı olmak ancak cehalete ve emperyalizme hizmet edecektir.
|
|