ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Turizmi Nasıl Batırdık?
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Gökben

Zeki Müren

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ferdi Özbeğen

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Yıldırım Gürses

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Kibariye - Kimbilir

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Beş Yıl Önce
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
GLOBAL SİSTEME KARŞI
SAĞLAM LİDERLER LAZIM

Önce herkesin bildiği gerçekleri hatırlayalım:
Üçüncü Dünya Savaşı başladı. Bkz. Şimdi Ne Olacak?

Bu savaş, tıpkı daha önceki büyük savaşlar gibi, dünyayı yöneten büyük güçlerin bu gezegen üzerindeki hakimiyetlerini pekiştirmek ve geliştirmek için giriştiği bir mücadeledir. Bkz. İnsanoğlunun Güç Tutkusu

Dünya üzerindeki hakimiyet derken yalnızca gezegenimizin enerji kaynaklarını ve doğal zenginliklerini kastetmiyoruz.

  • Dünya üzerinde yaşayan insanların düşünce yapılarını değiştirmek
  • ve mümkün olduğu ölçüde onları 'düşünme ve muhakeme' yeteneğinden soyutlayarak sadece 'tüketmeye ve itaat etmeye' elverişli unsurlar halinde getirmek
amacıyla girişilen büyük ve organize projelerin sistemli şekilde uygulamaya konulduğunu da bilmemiz gerekiyor.

  • Hollywood film endüstrisinden Oscar ve Grammy ödüllerine
  • Türkiye'de televizyon dizileri sevdasından kitlelerin afyonu futbola kadar...
  • bütün bir show dünyası, medya ve reklam sektörleri
kitlesel beyin yıkama ve uyuşturma amacına hizmet eden araçlardır.

Bu temel amaca aykırı düşen veya egemen güçlerin çıkarlarına aykırı işler yapan hiç kimsenin show ve medya dünyasında yaşama şansı yoktur.

Global sistem, kapitalist dünya düzeni veya emperyalizm...
adını ne koyarsanız koyun, dünyayı yöneten sistem yukarıda kısaca özetlediğimiz bir işleyiş içersindedir.

Türkiye'de yaşayan bizler öncelikle ve esas olarak bu global emperyalizmin kendi ülkemiz ve bölgemizde yarattığı tahribata odaklanmış durumdayız.

Global emperyalizmin, kendi çıkarları öyle gerektirdiği için, ülkemizi bölmek yolunda doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunduğunu da görüyoruz, biliyoruz. Zaten onlar da bu emellerini ve faaliyetlerini inkar etmiyorlar.

Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, bölünmesi ve çöküşü gibi son derece acıklı ve rahatsız edici toplumsal anılara sahip olduğumuz için de, bu konuda Türkiye'de özel bir duyarlılık var.

Halkımızdaki bu haklı korkulara 'toplumsal paranoya' etiketini yapıştıran gafillere de ayrıca kızıyoruz bu yüzden.

Ancak gene de hatırlamamız gerekiyor ki, global emperyalizmin dünya üzerindeki egemenliğini genişletmek ve derinleştirmek için verdiği savaş, dünyanın yalnız bu bölgesinde değil, Uzak Doğu'dan Güney Amerika'ya kadar çok geniş bir alanda devam ediyor.

Buraya kadar anlatılanları siz zaten biliyordunuz. Kimbilir kaç değişik yerden defalarca duydunuz.

  • Emperyalizm gibi kapsamlı ve donanımlı bir sisteme karşı mücadele edilecekse
  • ülkemizin bütünlüğü ve insanımızın onuru korunacaksa...
başımızdaki yöneticilerin bilgili, donanımlı ve akıllı insanlar olmaları gerekiyor.

* Dünya üzerinde neler olup bittiğini doğru şekilde okuyacak,

* Dinsel dogmalar ve saplantılarla kafası bulanmamış

* iktidar sarhoşluğuna kendini kaptırmayacak,

* iktidar nimetlerini yakınlarına menfaat sağlamak için kullanmaya tevessül ve tenezzül etmeyecek,

* Fikirlerini beğenmediği vatandaşlara, aydınlara ve sanatçılara "Çeksin gitsin, anasını da alsın götürsün" gibi nezaketsiz cümleler kurmayacak,

* sinirlerine hakim, sıklıkla duygusal travmalar geçirmeyen

* Nezaket, akıl ve sağduyu sahibi
    liderler tarafından yönetilen bir Türkiye hayali kuruyorum ben.

Sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi, bugünkü yöneticilerimiz arasında yukarıda saydığımız türden vasıflar bulunmuyor.

Bu konuda ayrıca Şahin Yiğitoğlu'nun Liderlik ve Karizma başlıklı yazısını okumak faydalı olacaktır.

Anlaşılıyor ki bizim neslimiz, o türden yüksek vasıflara sahip yöneticilerin Türkiye'nin başına geçeceği günleri göremeyecek. Bizden sonraki nesillere kısmet olur belki?

Sadece risale veya ilmihal okumakla dünya meselelerini kavrayacak bir donanıma kavuşmak mümkün olsaydı, Türkiye'nin bugün her alanda dünya şampiyonu olması lazımdı. Ne yazık ki hayatın gerçekleri daha farklı.

Dünya üzerinde bir kısım başka liderler de var ki 'anti-emperyalist' mücadele veriyormuş kisvesi altında kendi çapsızlıklarını ve yolsuzluklarını gizlemeye çalışıyorlar.

Duygusal ve psikolojik dengesizliklerini, akıl dışı ve saçma söylemler üzerinden kendi halklarına empoze etme gayreti içindeler.

İnsanlığın Müstehakı Bu mu? başlıklı yazımda da belirttiğim gibi:

Bu sisteme kökten karşı olduğunu söyleyen devlet başkanları bile
(ki bu liste Mahmud Ahmedinecad'tan başlar, Kaddafi ile devam edip Hugo Chavez ve Evo Morales'e kadar uzanır) insan aklına ve sağduyuya aykırı söylemlerini sanki 'kahramanlık ve erdem'miş gibi sunmaktan geri durmuyorlar.

Geçmişte de 'emperyalizme kafa tutma' pozları kesen liderler olmuştu. Ama dünyayı doğru anlayıp mantıklı çıkış yolları bulacak kadar akıllı olamadılar. Egolarına, iktidar hırslarına, cehaletlerine ve aptallıklarına yenik düştüler. Sonra da tarihin çöplüğüne atıldılar.

Cemal Abdülnasır'dan Kwame Nkrumah'ya, Pol Pot'tan İdi Amin'e kadar buraya bir sürü isim yazabilirim ama gençlerin bu liderleri hiç tanımadıklarını biliyorum.

Bugün de 'anti-emperyalist' pozlar kesen ama son tahlilde donanım ve birikimleri 'dünyayı doğru algılamaya' yetmeyen devlet başkanları var.

Kimisinin ahlaki ve psikolojik dengesi son derece bozuk. O kadar ki, uluslararası bir toplantıda başka bir ülkenin kralının sabır taşını çatlatıp "Sen neden susmuyorsun?" lafına muhatap olabiliyorlar.

Kimisinin görgüsüzlüğü o kadar ayyuka çıkmış ki Paris'te alışveriş yapmaya çıktığında kabalık ve görgüsüzlüğüyle hem kendini hem de ulusunu rezil ediyor.

Kimisinin ufku, bırakın kendi ülkesini, kendi köyünün bile ötesini göremiyor.

Kimisi ise megalomani ve türlü kompleksler içinde pozlar atıyor. Oysa aynı anda kendi halkı açlıktan ölmekte.
Bkz. Ne Olacak Bu Kuzey Kore'nin Hali?

Tekrar Türkiye'ye dönecek olursak:

Dinci gençler maalesef anti-emperyalist br mücadeleyi sırtlayacak bilgi, birikim ve bilince sahip değil. Hatta onlar kendi küçük hesaplarına uyduğu sürece emperyalizmle işbirliği yapmaktan yana.

Ama ilerici ve aydın genç kardeşlerimizin 'cehaletin gölgesine sığınarak kendilerini sorumluluktan kurtarma' gibi bir lüksü yok. O yüzden onlara sesleniyorum.

1970'li yıllarda anti-Amerikancı her kesime geniş bir entellektüel hoşgörü gösterilirdi. Anti-Amerikancı bir görüntü veren her lidere -sırf bu görüntünün hatırı için- "haklı bir davanın adamı" gözüyle bakıldı. Adlarından övgüyle bahsedildi, kusurları görmezden gelindi.

Aradan geçen yıllar boyunca emperyalizm ise boş durmadı. Dersini çok iyi çalıştı, taktiksel hatalarını görüp amaçlarını gerçekleştirecek daha ustaca yöntemler keşfetti.

'Anti-Amerikancılık' maskesi altında soytarılık yapan bir takım budalaların Güney Amerika'da veya Güneydoğu Asya'da iktidara gelmelerinden dolayı global emperyalizmin gizli bir keyif duyduğuna eminim.

Medya ve iletişim kanallarını çok ustaca kullanan bir sisteme karşı duruş sergilenecekse; akıl, mantık ve ahlak olarak sağlam ölçülere sahip olmamız gerekiyor.

Görüyorum, genç kardeşlerimizin hazırladığı solcu yayınlarda, websitelerinde ve mizah dergilerinde "ezilmiş halkların kardeşliği" babından "bu garibanlara sahip çıkalım" mantığı var.

'Ezilen halkların dayanışması' ahlaki açıdan doğru bir ideal olabilir ama sırf anti-Amerikancı poz kesiyorlar diye Ahmedinejad, Chavez, Morales, Kim Jong- Il gibi liderlere arka çıkmak zararlı sonuçlar verecektir. Bu liderlerin kendi halklarına yönelik tutumlarını asla gözardı etmemek lazım.

Ufukta Görünen Şey Demokrasinin Dibi mi? başlıklı yazımda da işaret ettiğim gibi anti-emperyalist bir tutum benimsemiş olmak, diğer totaliter rejimleri haklı çıkarmaz.

Emperyalizm karşısında sağlam bir duruş sergileyeceksek;
Entellektüel birikim, dünyayı doğru okuyacak bilgi ve perspektif, sağlam bir psikoloji ve ince bir nezaketi kendi bünyesinde harmanlayabilmiş 'doğrudürüst' bir liderlik lazım.

Bundan daha azına razı olmak ancak cehalete ve emperyalizme hizmet edecektir.

  EDEBIYAT
Ekonomik Kalkınma
Yapma Bana Numara
Şöhretiniz Batsın!
Sizi Sevmek
  MÜZIK
Charles Aznavour
Soldier of Fortune
Careless Whisper
  CİNSELLİK
Böyle Kutlanırmış
Boynuz Modaymış
Sevginizi Anlatın Ona
  SİNEMA
Star Wars ve
Antalya Film Festivali
Rocky
  YAŞAM
Rakı Kültürü
Koskoca Eşek
İş Görüşmelerinizi
ÇİZGİ-ROMAN ANTOLOJİSİ