|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
George Orwell'ın Hayvan Çiftliği romanını okumuş olanlar bilirler. Çiftlikteki hayvanlara eşitlik ve özgürlük getirme gibi bir amaçla çiftlik yönetimini ele geçiren hayvanlar önceleri pek sevinçlidir.
Oysa romanın ilerleyen bölümlerinde dehşetle farkederiz ki, eşitlik ve özgürlük gibi vaatlerle girişilen bu çabaların ardından 'domuzlar' yönetimi ele geçirir ve diğer hayvanlara zulüm etmeye başlarlar. "Bütün hayvanlar eşittir, ama domuzlar daha eşittir" gibi bir slogan eşliğinde George Orwell bize ince mesajlar verir.
Kim domuz, kim değil anlamak istiyorsanız etrafınıza bakın:
Hayvan çiftliğinin 'domuzları' kimmiş bu şekilde anlıyorum ben!
Bu tiplerle ilgili olarak Seda Sayan'ın düştüğü zavallı durumları anlattığım Hangi Halkmış Bu Halk? yazısının üstüne, Osman Yağmurdereli adlı kişinin düştüğü acınası halleri de yazdığım
Bu konuda memleketin içine düştüğü durumu Kültürel Çölleşme: İşte Modern Türkiye başlıklı yazımda ayrıntılı şekilde anlatmıştım.
Ülkedeki domuzları ifşa etme konusunda Sebahattin Tezel'in yazdığı
Geçtiğimiz dönemde, orta yaş krizinin de etkisiyle ruhsal durumu iyice dengesizleşen eşcinsel bir modacı, kendine rant yaratmak için iktidar yalakalığına soyunmuş ve kendini son derece sevimsiz ve gülünç durumlara düşürmüştü.
Sonunda ne oldu dersiniz?
Hayvan çiftliğindeki domuzlardan bir başkasına gelince...
Bu şahıs en son genel seçimlerden önce de, iktidar partisinin reklam kampanyasını almak için olmadık şaklabanlıklar yapmış fakat neticede havasını almıştı. Yaklaşan yerel seçimler öncesi bir takım ihale ve avanta beklentisine girdiği anlaşılıyor. Yağcılık ve yalakalığı sanki 'cesaret isteyen bir fedakarlıkmış' gibi sunmaya çalışması bundan olsa gerek. Sinan Çetin'in sinemacılık macerası sayısız sahtekarlıklarla, taklitçilik ve araklamacılıklarla doludur. Bunların bazılarını Feride Kahler
Hadi 'Bay E' filminin senaryosunun, Jonathan Mostow'ın (Kurt Russell'ın başrolünü oynadığı) 'Breakdown' filminin senaryosuna çok benzemesi tesadüf(!) olsun. Ama yapımcılığını Sinan Çetin'in yaptığı OKUL filminin öyküsünün 'Hangman's Curse' filminin öyküsüne benzemesi de mi tesadüf? Bu kadar tesadüfün üstüste gelmesi de NE TESADÜF?" Dahası var! Bu Sinan Çetin denen şahıs geçtiğimiz yıllarda verdiği bir röportajda bütün dinleri ve bütün peygamberleri "kaybedenler" olarak nitelemişti.
Feride Kahler Edeb Yahu başlıklı yazısında; tarih, sosyoloji ve felsefe konularındaki cahilliği bir yana Sinan Çetin'in ahlak ve nezaketten de zerre kadar nasiplenmemiş olduğunu şekil üzerinde örneklerle göstermişti. Ne kadar ilginç değil mi? İktidar partisine şakşakçılık yapmaya çalışan medyatik şahıslar hem ahlaken hem de entellektüel birikim olarak son derece düşük düzeydeler. Ve bir takım maddi hırslarının etkisiyle kendilerini daha alçak seviyelere çekiyorlar. Ama kolay olmayan bir işi başardıklarını söylemek gerek:
|