ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Entel Öten Horozlar
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BU KADAR KARAKTERSİZ OLMAK KOLAY DEĞİL

George Orwell'ın Hayvan Çiftliği romanını okumuş olanlar bilirler. Çiftlikteki hayvanlara eşitlik ve özgürlük getirme gibi bir amaçla çiftlik yönetimini ele geçiren hayvanlar önceleri pek sevinçlidir.

Oysa romanın ilerleyen bölümlerinde dehşetle farkederiz ki, eşitlik ve özgürlük gibi vaatlerle girişilen bu çabaların ardından 'domuzlar' yönetimi ele geçirir ve diğer hayvanlara zulüm etmeye başlarlar. "Bütün hayvanlar eşittir, ama domuzlar daha eşittir" gibi bir slogan eşliğinde George Orwell bize ince mesajlar verir.

Kim domuz, kim değil anlamak istiyorsanız etrafınıza bakın:
"Aman ne güzel oldu, şahane bir parti şahane bir siyasi ortam geldi Türkiye'ye" diye zil takıp oynayan tipler 'herkesten biraz daha eşit' olma hevesindedirler.

Hayvan çiftliğinin 'domuzları' kimmiş bu şekilde anlıyorum ben!

Bu tiplerle ilgili olarak Seda Sayan'ın düştüğü zavallı durumları anlattığım Hangi Halkmış Bu Halk? yazısının üstüne, Osman Yağmurdereli adlı kişinin düştüğü acınası halleri de yazdığım
Memleketi Edi ile Büdü Yönetse Nasıl Olurdu? yazısı da arşivlerde duruyor.

Bu konuda memleketin içine düştüğü durumu Kültürel Çölleşme: İşte Modern Türkiye başlıklı yazımda ayrıntılı şekilde anlatmıştım.

Ülkedeki domuzları ifşa etme konusunda Sebahattin Tezel'in yazdığı
Eşcinsel Vatandaşlara En Uyan Parti Hangisi? başlıklı yazı da apayrı bir ibret vesikası niteliğinde...

Geçtiğimiz dönemde, orta yaş krizinin de etkisiyle ruhsal durumu iyice dengesizleşen eşcinsel bir modacı, kendine rant yaratmak için iktidar yalakalığına soyunmuş ve kendini son derece sevimsiz ve gülünç durumlara düşürmüştü.

Sonunda ne oldu dersiniz?
Söz konusu modacı, arkasından pek bir hevesle koştuğu işi kaybediverdi. Konuyla ilgili haber için TIK'layınız.

Hayvan çiftliğindeki domuzlardan bir başkasına gelince...

Konuyla ilgili haber için TIK'layınız.

Bu şahıs en son genel seçimlerden önce de, iktidar partisinin reklam kampanyasını almak için olmadık şaklabanlıklar yapmış fakat neticede havasını almıştı.

Yaklaşan yerel seçimler öncesi bir takım ihale ve avanta beklentisine girdiği anlaşılıyor. Yağcılık ve yalakalığı sanki 'cesaret isteyen bir fedakarlıkmış' gibi sunmaya çalışması bundan olsa gerek.

Sinan Çetin'in sinemacılık macerası sayısız sahtekarlıklarla, taklitçilik ve araklamacılıklarla doludur. Bunların bazılarını Feride Kahler
Türk Sineması Nereye? başlıklı yazısında yazmış ve şöyle demişti:
"Sırf muhalefet olsun torba dolsun diye abuk sabuk hikayeleri filmleştirmeye kalkarsanız, aklıbaşında bir takım seyircilerden eleştiri gelmesini göze almalısınız.

Hadi 'Bay E' filminin senaryosunun, Jonathan Mostow'ın (Kurt Russell'ın başrolünü oynadığı) 'Breakdown' filminin senaryosuna çok benzemesi tesadüf(!) olsun. Ama yapımcılığını Sinan Çetin'in yaptığı OKUL filminin öyküsünün 'Hangman's Curse' filminin öyküsüne benzemesi de mi tesadüf? Bu kadar tesadüfün üstüste gelmesi de NE TESADÜF?"

Dahası var!

Bu Sinan Çetin denen şahıs geçtiğimiz yıllarda verdiği bir röportajda bütün dinleri ve bütün peygamberleri "kaybedenler" olarak nitelemişti.
(Bu mantalitedeki birinin şimdi de dinci bir partiden avanta beklentisi içine girip de ayrıca saçmalaması ise bambaşka bir ironi)

Feride Kahler Edeb Yahu başlıklı yazısında; tarih, sosyoloji ve felsefe konularındaki cahilliği bir yana Sinan Çetin'in ahlak ve nezaketten de zerre kadar nasiplenmemiş olduğunu şekil üzerinde örneklerle göstermişti.

Ne kadar ilginç değil mi? İktidar partisine şakşakçılık yapmaya çalışan medyatik şahıslar hem ahlaken hem de entellektüel birikim olarak son derece düşük düzeydeler. Ve bir takım maddi hırslarının etkisiyle kendilerini daha alçak seviyelere çekiyorlar.

Ama kolay olmayan bir işi başardıklarını söylemek gerek:
Evet, BU KADAR KARAKTERSİZ OLMAK KOLAY DEĞİL!

  CİNSELLİK
Postmodern Bir Aşk
La Donna e Mobile
Anlayan Anlar
Anlamayana
  VİDEO
Beş Yıl Önce
Charles Aznavour
Elton John (1997)
  EDEBİYAT
Roland Kara Kule'ye
Alternatif Teorisi
Lessons in Love
  SİNEMA
Gegen Die Wand
(Duvara Karşı)
Ben Ne Anlarım
Edebiyattan
Indiana Jones Filminin
  MÜZİK
Michel Fugain
Men at Work
Depeche Mode
  YAŞAM
ÖSS ve Gençliğin
Delikanlı Adam
Hitler ve NAZI

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen