İşler şirazesinden çıktı, dünyanın dengesi bozuldu. Bu saatten sonra iflah olmayız herhalde... Yakında 'eş arıyorum' sitelerinin televizyonda reklamları başlar. Mesela kadın odaya girip kocasına der ki:
"Selim; ben sana gıcığım! Duruşun, konuşman, herşeyin benim sinirimi bozuyor.. O yüzden yepyeni bir eş sitesine girdim ve kendime mis gibi bir koca buldum.."
Kocası olacak hödük de buna şöyle cevap verir herhalde:
"Ayla, ben de senin pasaklı ve paçoz hallerinden bıktım. O yüzden tıkır tıkır 'yepyeni bir eş' sitesine girdim ve kendime cillop gibi bir hanım aldım. Yalnız, orası burası seninki kadar sarkmış değil..."
Entel kısmısı çeşit çeşittir, der dururum ya.. Bunların en uçuk olanlarına sosyolog diyorlar. Neymiş bu sosyologların hikmeti? diye soracak olursanız, efendim bu sosyologlar "Cemiyet hayatı niçin böyle değişti? Bundan sonra daha neler göreceğiz? Başımıza taş yağacak mı?" gibi soruların cevaplarını arıyorlar.
Peki bulabiliyorlar mı bu soruların cevaplarını?
Adamı güldürmeyin kardeşim, entel tayfası kendi evinin yolunu bile zor bulur!
Entellerin lafına bakmayın, Sebahattin abinize kulak verin. Bir şey biliyoruz ki anlatıyoruz burada: Aile müessesesi çöktü! Başımıza gelen her türlü felaketin asıl sebebi budur... Aşımızı, işimizi ve eşimizi sapıttık.
Eskiden bu işler böyle değildi haliyle... Aileler bir araya gelir, herhalde biliyorsunuz aile toplumun temelidir, evlatlarının eş ve iş seçimlerini aklı selim ve sağduyu dairesinde tayin ederlerdi. Bu suretle ailelerin sermayeleri bölünmez, aile şirketleri ihya olur ve dahi memlekette ahalinin başı dik dururdu.
Ne zaman ki "Aşktır-meşktir, gençler gönüllerine göre davranıp eşlerini kendileri seçsinler.." dendi, ipler orada kopmaya başladı. Yahu 18-20 yaşındaki genç çocuk hangi akıl ve tecrübeyle kendi eşini seçecek ki? Ancak kendi çükünün keyfine göre gönlü kime kabarıyorsa ona meyledecek.. Yahut gidip Arçelik robotuna soracak bu işleri..
Sonra da oturur düşünürsünüz işte, niçin artıyor boşanma oranları?
Niçin geçinemiyor karı-kocalar?
Bakın şu resme: Eski güzel günlerden kalma bir aile müessesesi!
İnsanların gülen yüzlerine, keyiflerin ne kadar gıcır olduğuna dikkat ediniz bir defa...
Hayati ve Hayriye Kondur çifti, kızları Mürüvvet'i; aile dostları Niyazi beyin oğlu Muhlis'le evlendirmişlerdi. Sonra da çocuklarına ortak işyeri açtılar, böylece ortaya çıkan aile müessesesi hem sağlam hem de verimli oldu. Ailenin sermayesini de elin oğluna (veya elin kızına) yedirmemiş oldular.
Resimde soldan sağa Muhlis, Mürüvvet (ön tarafta bu mutlu çiftin mutluluk ve neşe kaynağı yavruları, aşklarının meyvesi) Ali İhsan, oturanlar Hayati Bey ve Hayriye Hanım, ayakta sigarasını keyifle tüttüren ise Niyazi Bey'den başkası değil. İşbu resim Muhlis ve Mürrüvvet çiftinin işlerini büyüttükten sonra açtıkları yeni yazıhanelerinde çekilmişti.
O işyeri ki, herkes birbirine gönül bağıyla bağlı... Kimse kimsenin küpesine veya haline-tavrına gıcık olduğu için yeni arayışlara girmiyor...
Aile müessesesi ve mutluluk içiçe geçmiş, işte resim karesi şeklinde karşımızda.
Hani böyle ibretlik resimleri 'Peşin Satan-Veresiye Satan' resimleri gibi bugünün mutsuz ev ve işyerlerine asıp sergilemek lazım ki, hayatın gerçekleri kafalara iyice dank etsin!
İşte bu toplumsal tahlili de enteller yapamaz... Onların fikirleri bulanık, akılları oynaktır çünkü. Gözlerinin önünde cereyan eden olayları zihinleri almadığı içindir ki bugünlere geldik.
Çekirdek aileyi ayçekirdeği veyahut kabak çekirdeği gibi çitliyorlar, ondan sonra Internetlerden kendine yeni bir eş, yeni bir iş arar durursun böyle...
Huzur ve mutluluğu bulabileceğin yerler de var mı peki bu Internette? Onları da bulsana!