ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
İşi Olmayan Çavuşlar
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Ajda Pekkan

Zeki Müren

Boney M

Neşe Karaböcek

A Glimpse of

Fransızca & İtalyanca
Oktay TEKCAN logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
THE MUSIC PLAYED

Elime üç beş kuruş geçmişti, ben de arabanın ses tesisatını yeniledim. Arabayı yenileyemiyoruz madem, CD çalarlı bir otoradyo alalım, arkaya da şöyle güzel bir kolon takviyesi... Fonda şarkı çalarken ben de süper bir şekilde vokalimi koyarım. Sonra da yollar korksun benden!

"Sen sadece alt yazı geç, şarkının ne anlattığını açıkla. Sakın şarkıyı kendin söylemeye kalkma! Yoksa seni bırakıp kaçarlar..." dedi sözüne güvendiğim bir arkadaşım.
(Kendisi benim müzik zevkimi ve müzik bilgimi takdir eden akıllı bir hanımdır üstelik.. Benimle dalga geçtiğini hiç sanmıyorum!)

Vay canına! Sesim ve yorumum o kadar kötü demek ki?
"Berbat!" diye geldi cevap! Dost gerçekten acı söylermiş meğerse..

Başka bir arkadaşım da ben sarhoş olup kafayı gayet güzelleştirmiş bir halde şarkı söylerken o hallerimi cep telefonuyla filme çekmişti. Ne zaman canı sıkılsa benim o görüntüleri seyredip neşeleniyormuş. Öyle söylüyor. Bunu söylerken de pis pis gülüyor.

Benim bira içip şarkı söylerkenki görüntülerim yakında INTERNET'e düşerse acayip rezil mi olacağım? Yoksa bir anda meşhur mu olacağım? İşte bu soruların cevabını bulamadığı için arkadaşım o görüntüleri cep telefonunda saklıyor şimdilik.
(Ve inanın bana, benim rezil olmamdan çekindiğini hiç sanmam! Sadece meşhur olmamı istemiyor... Öyle değil mi Taner?)

A-ha, Oktay Bey o noktada dikkatli ol işte! Şarkılar, kendilerine ihanet edeni asla affetmezler. Müzik başladığında herşeyin yoluna gireceğini umarken mesela bakakalmışsın bırakıp giden manitanın ardından?

Ben kendi kendime konuşuyorum ama lafım size, müzisyen gençlik: Şarkıları iyi anlamak şarttır ama onları söylemeye kalkmak bambaşka sonuçlar doğurabilir. Şarkı söylemeye başladığınızda karizmayı çizdirebilir veya manitayı ürkütebilirsiniz. (Ama siz korkmayın, yazının son kısmını okuyun. Ne dediğimi o zaman anlayacaksınız.)

Müzik başladığında gerçekler ortaya çıkar!

Engelbert Humperdinck'in The Music Played şarkısında anlatılan hikaye özetle şöyledir: Adamımızla manitası arasında bir kavga yaşanmış ve eskiden 'aşkın' olduğu yerde şimdi sinirli bir sessizlik hakim olmuştur.

Adamımız doğru kelimeleri bulup söyleyebilse belki de kadın onu bırakmayacaktı diye düşünmektedir. Tam konuşmak üzere ona döndüğünde müzik başlar. Salondaki diğer sevgililer pistte dans ederken, kadın kalkmış ve kapıya doğru yürüyüşe geçmiştir.

Oysa kapıya uzanan yolda kadının eski bir arkadaşı beklemektedir ve ona kalmasını söyler. Kadın o adamın elini tuttuğunda müzik başlar. Engelbert anlamıştır ki bu ikisi 'arkadaş'tan daha öte bir şeydirler.

Evet, adamımız kendi gururuna sarılmışken, öteki adam sessizce kenarda beklemekteymiş meğer. Ve evet, söylemesi gereken sözleri daha önce söylemediği ve kalbinin sesini dinlemediği için ödemesi gereken bir bedel vardır adamımızın.

Ve aşkını kaybettiği sırada müzik çalmaktadır hala...

(Bu şarkıyı Boş Sokak adıyla Ajda Pekkan ve Nilüfer ayrı ayrı yorumladılar. Ajda Pekkan'ın yorumu Nostaljinin Sesi tarafından hazırlanan Ajda Pekkan Nostaljik CD'sinde yer almaktadır.)

THE MUSIC PLAYED

  An angry silence lay where love had been
  An in your eyes a look I've never seen
  If I had found the words you might have stayed
  But as I turned to speak the music played

  As lovers danced their way around the floor
  I sat and watched you walk towards the door
  I heard a friend of yours suggest you stayed
  And as you took his hand the music played.

  Across the darkened room the faintest sign I saw
  You'd been something more than friends before
  While I was hurting you by clinging to my pride
  He had been waiting and I drove him to your side

  I couldn't say the things I should have said
  Refused to let my heart control my head
  But I was made to see the price I paid
  And as he held you close the music played

  And as I lost your love ... the music played

Hint asıllı İngiliz şarkıcı Arnold George Dorsey
2 Mayıs 1946 tarihinde Madras, Hindistan'da doğdu. Leicester, İngiltere'de büyüdü. Daha sonraları Alman opera bestecisi Engelbert Humperdinck'in adını sahne adı olarak kullanmaya başladı.

* * *

Ulu bilge Dandoldenyus demiştir ki...
(Ne alaka ya? Espri olsun diye böyle yazdım bu paragrafın girişini... Dandoldenyus, şarkılardan ve aşklardan ne anlar?)

Şaka bir yana, Oktay kardeşiniz der ki, yani bu yazının illa ki ciddi bir mesajı olacaksa o da şudur:
"Eğer beraber söyleyeceğiniz bir şarkınız yoksa, o manitayla ne işiniz olur ki? Yanındayken kendi şarkınızı söyleyemeyeceğiniz kadını bırakın gitsin zaten..."

En maymun halinizi gördüğü zaman bile yanınızda kalacak birini aramıyor muydunuz? O zaman siz şarkınızı söylemeye bakın, gerisini boşverin...
Müzik başladığında gerçekler nasıl olsa ortaya çıkar!

  MÜZIK
Hotel California
Audrey Landers
Barbra Streisand
  EDEBIYAT
Beni İzlemeyi Bırakın
STYX - Grand Illusion: Hayatımız Bir Yalan mı?
Doğru Cevabın
  YAŞAM
Cinayet İnsanlığın
Diyet, Kalori ve
Düğününe Derneğine
  CİNSELLİK
Delilah
Ona Öyle Demezler
İnce İş Çevirmek
  SİNEMA
Emmanuelle
Korku Filmleri
Turkish E.T. - Badi

Edip Akbayram

Samime Sanay

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Arif Susam

Çeşitli Albümlerden

Beş Yıl Önce

Ajda Pekkan'dan