| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Star Wars EPISODE III - Revenge of the Sith filmini seyrettim.
Eh o zaman da şöyle sormak lazım: "Bu dandik ve melun herifi başkan seçen basiretsizler kimmiş acaba?"
(Ve aslında bütün bu mizansen, Roma tarihinden aparılmış bir kompozisyona benziyor: Krallık devrinden sonra Cumhuriyet ilan edilen Roma'da, M.Ö. 1.Yüzyılın ortalarından itibaren İmparatorluk rejimine geçilmiştir.
"Mutlu bir Altın Çağ" olarak hatırladıkları o "Cumhuriyet" dönemini tekrar inşa etmek, çok uzun yıllar boyunca Batı dünyasının düşü oldu. O kadar ki, Fransız devriminin ardından Cumhuriyet ilan edildiğinde, Fransız devrimcileri kendilerini Romalı cumhuriyetçilerle özdeşleştiriyorlardı. Bu konuyla ilgili geniş bilgi için Burak Eldem'in FRATERNİS adlı kitabını okumanızı öneririm.)
Bu filmin ilk gösterimine katılan bazı arkadaşlarla yapılan ayaküstü röportajları televizyondan seyrettim. Kimisi diyor ki "Filmin son yirmi dakikasında ağladım.. Çok etkilendim. Yapılan 6 Star Wars filmi içinde en iyisi bu!"
(Bu 'son yirmi dakikada ağlamak' esprisini Spielberg'in yorumundan almışlar. Spielberg ise bu laflarla sadece arkadaşı George Lucas'a kıyak çekiyordu. Gösterime girdiği ilk günde 50 milyon dolar hasılat kaldıran bir filmden bahsediyorsak, sizin de Steven Spielberg gibi arkadaş ve dostlarınızın olmasını dilerim. Sırtınız hayatta yere gelmez o zaman.)
İtiraf ediyorum: Ben yaşlanmış, duygusuzlaşmış ve huysuz bir adamım.
Daha çocuk yaşındayken kendi başına sofistike robotlar yapıp süper uzay gemilerini olağanüstü beceriyle kullanabilecek kadar zeki ve yiğit bir galaktik kahramanın (Anakin Skywalker) bu kadar aptalca ve çocukça bir mantık yürütebilmesini ve yaptığı dangalakça hatalar yüzünden Darth Vader haline düşmesini komik bile bulamıyorum.
Burada üstad Selahattin Duman'ın mevzuuya el atmasını bekliyorum. Muhtemelen şöyle bir yorum yapacaktır:
18 Mayıs 2005 tarihli Washington Post gazetesinde Stephen Hunter imzasıyla yayınlanan 'Sith': The Promise Fulfilled başlıklı yazı benim düşüncelerimi yeterince yakından anlatıyor. Böyle düşününen tek adam olmadığıma sevindim.
Filmin sonlarına doğru Anakin Skywalker çok ağır yaralanıyor. Yanıklar içinde kalıp kollarını ve bacaklarını kaybediyor. Onu yaşatmak için o yaşam ünitesi kostümün içine sokuyorlar.
İşte 1977'den beri bakıp bakıp Filmin sonunu söyledim diye bozulmadınız değil mi?
(Filmin sonunu HALA bilmeden bu filme giden sevgili kardeşlerimin yanaklarından itinayla makas alırım. Hele filmin sonunu zaten bilmeyenler arasında 'Ben Star Wars fanatiğiyim..' diye hava basanlar varsa onların enselerine ayrıca tokat atarım.)
İlk gördüğümde birisi benimle dalga geçiyor sandım. (Bu ihtimalin üstünde hala ciddiyetle duruyorum) Ben çizgi-roman kahramanı olamadım ama sanırım bana ait bir takım hususlar çizgi-roman kahramanı olmuş.
Vay canına! Şuna bakın sevgili arkadaşlarım:
Çizgi-roman kahramanı arkadaşımız bana pek benzemiyor. Onun siyah ve uzun saçları var, benim hızla dökülen kumral-sarı saçlarım. Onun bıyıkları var, bense sakal ve bıyıkları keseli bir yıldan fazla oldu.
Bir de... Bu arkadaşımız uhrevi nidalar kullanıyor (bakınız çizgi-romanın birinci karesi) ben daha dünyevi bir üslup benimsiyorum. Fakat kahramanımızın etrafındaki adamların ona gösterdiği tepkiler, benim yazılarımı okuyan SİZ'lerin tepkilerine çok benziyor olmalı diye düşündüm.
Peki sizce Orta-Asya mahreçli Türk yiğitlerinden biri Darth Vader'le karşılaşsa, kim galip gelir? İlk yarı kaç kaç biter?
|