ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Son Trendler
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ferdi Özbeğen

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Yıldırım Gürses

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan &
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BİZ İYİ İNSANLAR ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?

Biz iyi insanlar mücadeleyi kaybettik!
Dürüstlük ve aklın egemen olacağı barışçı ve adil bir dünya hayal etmiştik. Hoyratlık, bayağılık, cehalet ve aptallık bize galebe çaldı.

Bugün Türkiye'nin dominant kültürü lümpenliktir. Avamlıktır, bayağılıktır. Varoş veya gecekondu kültürü de diyebilirsiniz buna...

Bu kültür -ki buna ne kadar 'kültür' denilebilir orası belli değil- Türkiye'de siyasi iktidara da gelmiştir, sokakları da zaptetmiştir.

Toplumsal anlamdaki bu düzey kaybının ve bayağılaşmanın aslında 'iyi ve sağlıklı' bir durum olduğu, Türkiye'nin bu şekilde geliştiği ve demokratikleştiği vs. gibi palavraları bir takım 'liberal' görünümlü entellerden dinleyip duruyoruz.

Bunların bir kısmı, iktidar yalakalığını kendilerine çıkar sağlamak için yapıyorlar. (Emre Aköz buna tipik bir örnektir.)

Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben bu yalancılardan bıktım, usandım.

Gerçekleri 'kendi kişisel ve maddi çıkarları' için çarpıtmaktan çekinmeyen ve bunu yaparken 'demokrasi havarisi' pozlarına bürünen bu tipler genellikle Radikal gazetesinde veya Bugün, Zaman, Yeni Şafak gibi sair Fethullahçı cemaat varakalarında arz-ı endam ediyorlar.

Bu taifenin ne zaman adlarını duysam veya eskaza onlardan birine televizyon ekranında rastlasam "Gün, hırsızla uğursuzun" deyimi aklıma gelir. Maalesef namuslu ve dürüst gazetecilerin kovulduğu ve fakat ilkesiz ve çapsız isimlerin parlatılıp önplana çıkarıldığı günler yaşıyoruz.

Türkiye'de başların ayak, ayakların baş olması konusu eskiden beri konuşulur. Türkiye 'demokratikleşip geliştikçe' bu sorunun bertaraf edileceğini, çünkü Türkiye'nin kendi insan sermayesini daha akıllı ve rasyonel şekillerde yetiştireceğini ve değerlendireceğini ummuştuk.

Ortada büyük bir terslik var:
Türkiye gelişiyorsa, insan malzememiz niye bozuluyor? Veya şöyle soralım: İnsan malzememizin giderek bozulduğu bir durumda 'olumlu ve iyiye doğru' bir gelişmeden söz edilebilir mi?

Böyle bir soruya, başta Emre Aköz arkasından Nazlı Iıcak olmak üzere bilimum iktidar goygoycuları "Hayır, Türkiye'nin insan malzemesi eskiden daha kötü, kalitesiz ve ahlaksızdı. Şimdi herşey daha iyi bir yola girdi" yorumunu yapmaktan çekinmeyeceklerdir. Böylesine pervasız bir yalanı ortaya atarken en ufak bir utanma ve sıkılma emaresi göstermeksizin hem de... Bkz. Demokrasi, Halkımız Ve Gerçekler

Türkiye'nin insan malzemesini kötü bir şekilde değerlendirdiğini başka yazılarımda da irdelemiştim. Çocuklarımızı ve gençlerimizi doğru şekilde eğitecek bir eğitim sistemini kuramadık, oturtamadık.
Bkz. Ah Liselim Vah Liselim

Eğitim sistemimiz ve yukarıda da hal-i pür melalini açıkladığımız medyamız elele verdiler ve pırıl pırıl gençlerimizi köreltip yozlaştıracak yöntemler uyguladılar. Bkz. Yeni Nesil Daha mı Zeki?

Burjuvazimiz de eğitim sistemimize el attı ama, kapitalistleşmeyi de doğrudürüst beceremediğimiz için, onların ortaya attığı çözümler de yetersiz ve yanlış. Bkz. Memleket Nasıl kalkınır? Çünkü burjuvazinin tek kaygısı kar etekti. Türk insanı, insan olarak onların umurunda bile değildir. Bkz. Komprador Kafasından Türkiye'ye Fayda Yok

Kapitalist gelişme modellerinin ana amacı, maddi refahın sağlanması ve arttırılmasıdır. Bunun üstyapısı 'liberal demokrasi' ise, bireyin önündeki engellerin kaldırılması ve böylece elverir ki 'İnsanların kendi hayatlarını daha özgürce yaşamalarını ve kendilerini geliştirebilecek ortamlara kavuşmalarını' hedefler.

Oysa bu amaç tek başına ele alındığında, toplumsal gelişimin yönünü ve motorunu belirlemeye ve harekete geçirmeye yeterli değildir. İnsanların mutlu ve anlamlı hayatlar yaşayabilmesi, ait oldukları toplumla ilişkilerini 'olumlu' yönde değerlendirebilmeleri için bundan daha fazlasına ihtiyaç var.

Türkiye'deki lumpenleşme kültürü(?) ile atbaşı giden çarpık kapitalizm, toplumsal sorumluluklarını yerine getirmek adına, sivil toplum kuruluşlarını sahneye çıkarıyor. Oysa sivil toplum örgütleri olarak lanse edilen bu girişimlerin esas amacı toplumsal muhalefeti bölmek, etkisizleştirmek ve kitleleri uyuşturmaktır. Bkz. Sivil Toplum ve Örgütleri

Dolayısıyla bu sistemden iyi ve yararlı sonuçlar elde edilmesi mümkün değildir. Çünkü bu sistem yalanlar ve yanılsamalar üzerine bina edilmiştir.
Bkz. Kapitalizm Sağlığa Zararlı       Bkz. Benim Borcum Yoktur

O yüzden de, bu sistemin önerdiği reçetelerin hiçbiri sağlam ve tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Aksine toplumsal ve ekonomik sorunları daha karmaşık hale getirir. Hatta çok daha büyük sorunlar yaratır.
  Bkz. Özel Güvenlik Ve Paralı Askerler
     Bkz. Ekonomik Göstergeler Ne Anlatır?
         Bkz. Sosyal Güvenlik Neden Özelleştirilemez?
             Bkz. Bireysel Emeklilik: Fos Çıkacak Bir Balon?

Türkiye'deki toplumsal gelişimin bu sakatlığından bir yerde hepimiz sorumluyuz. Çünkü zamanında aydınlarımızı ve okumuş insanlarımızı dışladık ve olara çok cefa çektirdik.
  Bkz. Aydınlarımız ve Aziz Halkımız
     Bkz. Biliyor Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Bugün Türkiye'yi sarmış olan boğucu ve tahripkar atmosferden çıkış yolunu gene biz kendimiz bulmak zorundayız. Çünkü dışarıdan birileri gelip de bizi kurtaracak değildir.

Bu anlamda bireysel olarak kendniz bir çıkış yolu bulabileceğiniz ve böylece kendinizi kurtarabileceğiniz fikrine kapılabilirsiniz.
Yeterince para kazanabilirseniz, şehirden tecrit edilmiş özel güvenlikli sitelerde yaşayabileceğinizi, çocuklarınızı Amerika'da okutup yabancı bir ülkede kendinize mutlu ve sağlam bir hayat kuracağınızı hayal ediyorsunuz belki de?

Şansınızı denemekten geri kalmayın, umarım başarırsınız.
Ama sizin adınıza iyimser değilim doğrusu...
  Bkz. En Akıllısı Sizin Kadar Aptaldı
     Bkz. Acı Gerçekler ve Hayatta Başarılar

Evet ama nasıl ve nereden başlamalı?

Bu kadar lafın üstüne benim önerdiğim bir reçete var mı?
Atmamız gereken ilk adım "anlamaya çalışmak" olmalı. Hiç olmazsa 'anlamaya' çalışabilirsiniz. İnsanı 'insan' yapan akıl, onu ANLAMAYA zorlar çünkü... İnsan aklını tekrardan önplana çıkaran bir düşünce tarzını benimsemek gerekiyor. Bkz. Sonra Ne Olacak?

Daha sonraki adım ise, ortalığı saran bilgi kirlenmesini önleyecek bir takım filtrelerin oluşturulması olacaktır.
Bkz. Entellektüel Kimdir? Ne İş Yapar?

Giderek tekelleşen ve insanı insan yapan değerlere karşı kayıtsız kalan global medya karşısında sağlam bir duruş sergilenecekse, görev hepimize düşüyor! Bu hepimizin sorumluluğu...

  • Para ve ün gibi dünyevi nimetleri kazanmanın dışında ve ötesinde bir misyon ve vizyona sahip olabilecek miyiz?
  • Karşımızdaki insanları ve olayları anlamak konusunda iyiniyetimizi ve soğukkanlılığımızı koruyabilecek miyiz?
  • Nezaket ve bilgiyi aynı potada harmanlayabilecek miyiz?

  • Alternatif ve GÜVENİLİR iletişim kanalları oluşturabilecek miyiz?
  • Bize dayatılan kalıpların dışında özgün ve gerçek bir duruş sergileyecek miyiz?

Yoksa -şu ana kadar yaptığımız gibi- global sistemin bizim için öngördüğü 'uysal tüketici' profiline uygun davranıp 'plastik muhalefet ve polemiklerle' zaman mı geçireceğiz?

Dikkat: Bu saydıklarım çoktan seçmeli test soruları değildir!

Bunlara vereceğimiz cevaplar, önümüzdeki yıllarda hayatımızı doğrudan etkileyecektir.

Ve biz bu sorulara uygun cevaplar vermezsek, başka birileri bizim adımıza bu soruları kendileri cevaplayacaklar. Ama bizi hiç hesaba katmadan... Tıpkı şu ana kadar yapageldikleri gibi...

  MÜZIK
Bella Ciao
I Want to Know
Esmeray-Unutama Beni
  CİNSELLİK
Eski Aşk Yenisine Engel
Delilah
İnce İş Çevirmek
  SİNEMA
Bruce Lee
Türk Seks Filmleri
Star Wars ve
  YAŞAM
Türkiye AB Üyesi
Hayatınız
Sevgili Hemşehrilerim
  EDEBIYAT
Cilalı İmaj Devri
Zeki Müren
Empati, Sempati

The Best of MFÖ

20. Sanat Yılı

Fecri Ebcioğlu Sunar

Best Memories

Gülden Karaböcek

Kibariye - Kimbilir

Ajda Pekkan'dan

Her Dem Yeni Türkü

Ajda Pekkan

Zeki Müren

Al Bano-Romina Power

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Arif Susam