| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Siyaseten doğru (Politically Correct) kavramı ilk olarak Amerika'da ortaya çıktı. İfade özgürlüğünüzü kullanırken, toplumun diğer kesimlerini aşağılarmış gibi görünebilecek veya yanlış anlamlara meydan vermesi muhtemel kelime ve deyimlerden kaçınmanız gerekiyordu.
Yanılmıyorsam şimdilerde colored people diye bir terim icad ettiler, beyaz olmayan herkesi: zencileri, Asyalıları ve Hispanikleri tanımlıyor..
Derken derken 'politically correct' kavramının içi dolmaya başladı. Yalnızca ırkları değil; sosyal tabaka, meslek grubu ve cinsel eğilimlerine bağlı olarak insanları tanımlarken de kullanılan sözcük ve deyimlerin aşağılayıcı ve hakaretamiz unsurlar içermemesi, yanlış anlamalara yer vermemesi ve önyargılı bir bakış açısı yansıtmaması gibi nedenlerle yeni bir jargon oluşmaya başladı. Buna 'siyaseten doğru ifade' (politically correct expression) diyorlar.
Laf aramızda bu işi de kendimize uydurduk.
Zaten 'ne anlama geldiği belli olmayan ve duruma göre nereye istenirse oraya çekilen tarzda' konuşmaya bayılırız.
Alt alta dizildiğinde hiçbir anlam ifade etmeyen ama ilk duyulduğunda kulağa 'dolu ve anlamlı' gelen sözlerden bahsediyorum. Tekrarlana tekrarlana bu lafların içi çabucak boşalıyor.
Böyle lafların üzerinde biraz düşünseniz hiçbir anlama gelmediğini kolaylıkla farkedeceksiniz. Buna rağmen siz de bu tarzda konuşmazsanız sanki çok cahil ve kaba bir görüntü verecekmişsiniz gibi bir izlenim oluşuyor sanki..
Bu tür laflar kısa sürede çok popüler oluyor ve kısa bir süre sonra bir de bakıyorsunuz herkes papağan gibi bu lafları tekrarlamaya başlamış.
Al mesela: "Ben insanları çok severim...."
Bu lafı ikide bir söyleyen kişilerin büyük çoğunluğu, tinerci bir çocuk ya da çöpleri karıştıran bir Çingene gördüğünde "Ayyyy, iğreeenç..." diyerek başını çevirir.
Hele de bunların arabasına, herhangi bir eşyasına kazayla zarar verilse, hemen başlarlar: "Bunu yapanları asmak lazım!" diye..
"Ben çözümden yana olan bir insanım...."
"Çünkü neden.." Bu lafın aslı (doğrusu) İngilizce'den gelmedir... Bir yargı cümlesi kurarsınız, sonra "Neden?" diye sorarsınız... Sonra da "Çünkü" diye devam edersiniz. (Özellikle sunum yaparken, ders anlatırken falan en aptalların bile anlaması için geliştirilmiş bir taktiktir.. "Why? Because..." ) Türkçe'ye geçince "çünkü neden" (because why) oldu.. Hem şeklini hem anlamını yitirdi...
"Kimse kusura bakmasın..." Eskiden, Osmanlı-Türk nezaketinden süzülüp gelen bir "Kusura bakmayın" sözü vardı. Bir dostunuza, arkadaşınıza, konuğunuza, müşterinize veya ihtiyacı olan herhangi birine yardım ettiğinizde veya bir hizmet sunduğunuzda "Elimden ancak bu kadarı geliyor. Yapabildiklerimin eksikleri veya yanlışları olabilir ama iyiniyetimden ve samimiyetimden emin olmanızı ve hatalarımı görmezlikten gelmenizi rica ediyorum" gibi bir anlama gelirdi.
Sonra ne olduysa oldu, inandırıcılıktan uzak ve yapmacık bir 'mazeret bildirme' cümlesi haline geldi.
Bunu 3. şahıs dilek kipinde çekerek "Kimse kusura bakmasın.." diyenler
"Ben yapacağımı yaparım, diyeceğimi derim. Bu nedenle sakın beni eleştirmeye kalkmayın!"
gibi agresif bir anlam yüklemiş oluyorlar. Bu anlam da beni gıcık ediyor, itiraf etmeliyim.
Bunu söyleyen veya yazan kişinin 'göstere göstere ağır bir kusur işlediği ve bunun farkında olmasına rağmen en ufak bir utanma duymadığı' izlenimine kapılıyorum.
Modern ve kibar bir üslup kullanacağız diye, meslek ve pozisyonların adlarını da değiştirdiler: Sanat Yönetmeni = Bu da bana 'Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni'ni hatırlatır. Sakın "Neden?" diye sormayın. Belli olmuyor mu? Departman Yöneticisi = Bildiğin Bölüm Müdürü yani... Ama 'Apartman Yöneticisi' gibi geliyor kulağa.. Hani şu aidatları isteyen, kapıyı-bacayı yaptıracağı için hep para topladığı halde üst kattaki komşunuzun havlayan köpeği karşısında hep aciz kalan şahsiyet... Tasarımcı = Çok tasalanan ve bunu meslek edinmiş biri gibi değil mi? Terimlerdeki bu çarpıtma ve süsleme, mesleki deformasyonları örtmekte kullanılıyor herhalde.. Modernleşmekten(!) anlaşılan bu olsa gerek. Tabii ki bu mesleklerden olan arkadaşlara bu yukarıda belirttiğim süslü laflarla değil de 'olduğu gibi, kelimenin gerçek anlamıyla' hitab ederseniz kaba ve cahil adam muamelesi görürsünüz:
Bu şahısların 'kibar' olarak tanımlandığı yerde ben kaba olayım daha iyi!.. |