ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Yanlış Numara
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Yıldırım Gürses

Başrolde Emel Sayın

Neşe Karaböcek

Samime Sanay

Arif Susam

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SİYASETEN DOĞRU İFADE

Siyaseten doğru (Politically Correct) kavramı ilk olarak Amerika'da ortaya çıktı. İfade özgürlüğünüzü kullanırken, toplumun diğer kesimlerini aşağılarmış gibi görünebilecek veya yanlış anlamlara meydan vermesi muhtemel kelime ve deyimlerden kaçınmanız gerekiyordu.

Mesela artık zencilere 'zenci' denmeyecekti.
Bu sözcük 'aşağılama' içeriyordu. Onun yerine önce 'siyah' demeyi denediler. Bu sözcüğün de negatif ve karanlık anlamlar içerebileceği düşünülerek Afro-Amerikan denilir oldu.

Yanılmıyorsam şimdilerde colored people diye bir terim icad ettiler, beyaz olmayan herkesi: zencileri, Asyalıları ve Hispanikleri tanımlıyor..

Derken derken 'politically correct' kavramının içi dolmaya başladı. Yalnızca ırkları değil; sosyal tabaka, meslek grubu ve cinsel eğilimlerine bağlı olarak insanları tanımlarken de kullanılan sözcük ve deyimlerin aşağılayıcı ve hakaretamiz unsurlar içermemesi, yanlış anlamalara yer vermemesi ve önyargılı bir bakış açısı yansıtmaması gibi nedenlerle yeni bir jargon oluşmaya başladı. Buna 'siyaseten doğru ifade' (politically correct expression) diyorlar.

Bu kavram Türkiye'ye de geldi. Zaten gerek sözlü ve gerekse yazılı olarak kendini ifade etme yeteneğinden nasipsizliğimiz bir yana, bir de dikkatli ve 'politically correct' konuşmak bizi büsbütün geriyor. Şekilden şekle giriyoruz kimi zaman.

Laf aramızda bu işi de kendimize uydurduk.
(Türkiyelilik diye bir kavram bile icad etmedik mi mesela?)

Zaten 'ne anlama geldiği belli olmayan ve duruma göre nereye istenirse oraya çekilen tarzda' konuşmaya bayılırız.

Alt alta dizildiğinde hiçbir anlam ifade etmeyen ama ilk duyulduğunda kulağa 'dolu ve anlamlı' gelen sözlerden bahsediyorum. Tekrarlana tekrarlana bu lafların içi çabucak boşalıyor.

Böyle lafların üzerinde biraz düşünseniz hiçbir anlama gelmediğini kolaylıkla farkedeceksiniz. Buna rağmen siz de bu tarzda konuşmazsanız sanki çok cahil ve kaba bir görüntü verecekmişsiniz gibi bir izlenim oluşuyor sanki..

Bu tür laflar kısa sürede çok popüler oluyor ve kısa bir süre sonra bir de bakıyorsunuz herkes papağan gibi bu lafları tekrarlamaya başlamış.

Al mesela: "Ben insanları çok severim...."
(veya eğer medyatik bir kişiyseniz bunu şimdiki zamanda söyleyeceksiniz: "Ben insanları çok seviyorum...")

Bu lafı ikide bir söyleyen kişilerin büyük çoğunluğu, tinerci bir çocuk ya da çöpleri karıştıran bir Çingene gördüğünde "Ayyyy, iğreeenç..." diyerek başını çevirir.

Hele de bunların arabasına, herhangi bir eşyasına kazayla zarar verilse, hemen başlarlar: "Bunu yapanları asmak lazım!" diye..

"Ben çözümden yana olan bir insanım...."
"Ben..." diye başlayıp "..bir insanım" diye biten laflara zaten baştan beri gıcığım. Ama en gıcık olduğum versiyon herhalde bu.
(Genellikle iş hayatında kullanılır)
Ne yani? Ben çözümsüzlükten yana olan bir hayvan mıyım, hıyar?

"Çünkü neden.."
İki lafı bağlayamayanların sıklıkla başvurduğu saçma sapan bir deyimdir. Özellikle ilk cümlelerini tam bitiremeyen, bunun için uygun fiili bulamayan kişiler, paldır küldür girdikleri ikinci cümleyi birinciye bağlamak için son bir gayretle "çünkü neden" derler.

Bu lafın aslı (doğrusu) İngilizce'den gelmedir... Bir yargı cümlesi kurarsınız, sonra "Neden?" diye sorarsınız... Sonra da "Çünkü" diye devam edersiniz. (Özellikle sunum yaparken, ders anlatırken falan en aptalların bile anlaması için geliştirilmiş bir taktiktir.. "Why? Because..." ) Türkçe'ye geçince "çünkü neden" (because why) oldu.. Hem şeklini hem anlamını yitirdi...

"Kimse kusura bakmasın..."
Yok, günahı başkasına bulmayalım.. Bu laf Türk icadıdır, sahibi biz olduğumuza göre istediğimiz gibi bozabilir miyiz peki?

Eskiden, Osmanlı-Türk nezaketinden süzülüp gelen bir "Kusura bakmayın" sözü vardı. Bir dostunuza, arkadaşınıza, konuğunuza, müşterinize veya ihtiyacı olan herhangi birine yardım ettiğinizde veya bir hizmet sunduğunuzda "Elimden ancak bu kadarı geliyor. Yapabildiklerimin eksikleri veya yanlışları olabilir ama iyiniyetimden ve samimiyetimden emin olmanızı ve hatalarımı görmezlikten gelmenizi rica ediyorum" gibi bir anlama gelirdi.

Sonra ne olduysa oldu, inandırıcılıktan uzak ve yapmacık bir 'mazeret bildirme' cümlesi haline geldi.

Bunu 3. şahıs dilek kipinde çekerek "Kimse kusura bakmasın.." diyenler "Ben yapacağımı yaparım, diyeceğimi derim. Bu nedenle sakın beni eleştirmeye kalkmayın!" gibi agresif bir anlam yüklemiş oluyorlar. Bu anlam da beni gıcık ediyor, itiraf etmeliyim.

Bunu söyleyen veya yazan kişinin 'göstere göstere ağır bir kusur işlediği ve bunun farkında olmasına rağmen en ufak bir utanma duymadığı' izlenimine kapılıyorum.

* * *

Modern ve kibar bir üslup kullanacağız diye, meslek ve pozisyonların adlarını da değiştirdiler:

Sanat Yönetmeni = Bu da bana 'Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni'ni hatırlatır. Sakın "Neden?" diye sormayın. Belli olmuyor mu?

Departman Yöneticisi = Bildiğin Bölüm Müdürü yani... Ama 'Apartman Yöneticisi' gibi geliyor kulağa.. Hani şu aidatları isteyen, kapıyı-bacayı yaptıracağı için hep para topladığı halde üst kattaki komşunuzun havlayan köpeği karşısında hep aciz kalan şahsiyet...

Tasarımcı = Çok tasalanan ve bunu meslek edinmiş biri gibi değil mi?

Terimlerdeki bu çarpıtma ve süsleme, mesleki deformasyonları örtmekte kullanılıyor herhalde.. Modernleşmekten(!) anlaşılan bu olsa gerek.

Tabii ki bu mesleklerden olan arkadaşlara bu yukarıda belirttiğim süslü laflarla değil de 'olduğu gibi, kelimenin gerçek anlamıyla' hitab ederseniz kaba ve cahil adam muamelesi görürsünüz:
Ayyy iğreeeeeenç... Karşıma geçmiş cahil cahil konuşuyor, kaba adam! Görgüsüz şey n'oolacak! Ben hoşgörülü bir insanım ama kimse kusura bakmasın, böyle insanları toplumdan tecrit etmek lazım! Dağbaşında mı yaşıyoruz?

Bu şahısların 'kibar' olarak tanımlandığı yerde ben kaba olayım daha iyi!..

  EDEBİYAT
Doğru Cevabın
Muhabbet Nasıl Yapılır?
Ben Böyle Yazarım
  SİNEMA
Son Osmanlı
Grease
Sinemaya Gitmek
  CİNSELLİK
Cinsel Performansınız
Medyamız Buyuruyor:
İnsan Neden Evlenir?
  YAŞAM
Dünyanın En Büyük
Ufukta Görünen Şey Demokrasinin Dibi mi?
Avrupalıdan Delikanlı
  MÜZİK
Oçi Çornye
The House of
Joe Dassin

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Chris de Burgh

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power