ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Hayalet Görünce
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Sezen Aksu - SERÇE

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys


KENTLİLERİN PASTORAL YAŞAM ÖZLEMİ

Geçtiğimiz günlerde, köylerine ait bir kısım araziler üstünde tatil sitesi kurulmasına karşı çıkan, Ege sahilimizdeki Yukarıveren köyü sakinlerini temsilen, köy muhtarı Muharrem Yörük ile görüştük.

Doğa, insan ve hayat hakkında ilginç fikirler edinmemize yardımcı olan ilginç bir sohbet çıktı ortaya.

* * *

Gazoz Ağacı: - Muhtar Bey, selamünaleyküm! Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Muharrem Yörük: - Ve aleykümesselaaam! Hoşgeldiniz. Hadi sor.

G.A.- Muhtar emmi, nedir bu mesele? Şehirden gelen adamları aranızda istemiyormuşsunuz.. Öyle mi?

M.Y.- Biz burada ne güzel kendi halimizde yaşıyorduk. Şehirlerden geldiler ve bize neyi nasıl yapmamız lazım geldiğini anlatmaya kalktılar, sanki biz bilmiyormuşuz gibi. Kendilerini daha akıllı ve bilgili sanmaları yok mu? Ne kadar rezil durumlara düştüklerinin farkında değiller.

G.A.- Bu yüzden mi istemiyorsunuz onları burada? Ama bu yeterli bir sebep mi?

M.Y.- Kasıntı ve burnu büyük adamlar olmaları kendilerine zarar. Ama mesele bu kadar da değil.

G.A.- Hah, ben de onu soruyorum ya..

M.Y.- Kalkmış oradan gelmiş, diyor "pastoral yaşam". Yok neymiş? "Ben doğaya dönecem!" Nah dönersin sen doğaya!

G.A.- Oooooh! Muhtar, sen bayağı dolusun galiba.. Niye öyle diyorsun ki?

M.Y.- Sen alışmışsın şehir yaşantısına. Steril bir hayat yani.. Pastörize.. Sivrisinekten tırsarsın, tezek kokusu duyunca miden bulanır. Ne sanıyorlar köylük yerdeki hayatı? Televizyondaki margarin reklamları gibi bir şey mi?

G.A.- Biraz kızgınlık ve aşağılama var bu laflarda, muhtar.. Şehir yaşantısından kaçıp, biraz huzur arıyor olamaz mı insanlar?

M.Y.- De get ulan! Oturduğu yerde huzur bulamayan suçu dötünde bulmasın! Sonra o kıçlarını kaldırıp kendilerini yollara vuruyorlar "Ben özgürüm" falan diye. Neymiş? İç huzuru, sağlıklı yaşam.. Sen daha sütün rengini bilir misin?

G.A.- Sağlıklı yaşam, doğal ürünler.. Bunlar hep şehirli insanların özlemini çektiği şeyler ama..

M.Y.- Giymiş kıçına yeşil don, ayağına almış Amerikan ayakkabı.. Neymiş? Beyimiz yürüyüş yapacak.. Doğal yaşam diye geliyorlar, burada doğanın ağzına ediyorlar. Buraları da bozup kendi şehirlerine benzetmek istiyorlar. Yahu madem o kadar seviyorsun şehrini, mahalleni.. kendi evinde otursana.. Kendi mahalle kahvene gitsen ya..

G.A.- Sizce bu adamların kendi hayatlarında ne sorunları var da....

M.Y.- Onu diyorum ya!.. Hayattan zevk almayı bilmiyorlar. İç huzuruyla bazı şeyleri yaşamamışlar zamanında.. Bir ömür hile hurdayla geçmiş, emekli olunca veya elleri biraz para görünce "saadeti yaşamak için tabiatla birlikte olmak lazım" diye buralara geliyorlar. Ulen senin kendi için sentetik olduktan sonra, etrafın doğal olmuş sana faydası ne?

G.A.- Size kendi ahlak değerlerini mi empoze ediyorlar?

M.Y.- Buyur?

G.A.- Yani sizin her gün yaptığınız işlere "ayıptır" falan diye müdahale ediyorlar mı?

M.Y.- Bu mevzuuya hiç girmeyelim. Kim terbiyeli, kim terbiyesiz ben söylemeyeyim.

G.A.- Şehirli kadınların biraz açık saçık giyinmesi mi rahatsız etti yoksa sizi?

M.Y.- Kendi herifi izin verdikten sonra, bana ne yahu karı nasıl giyinmiş.. Kocası olacak kavat düşünsün.

G.A.- Sizin hanımlar da bu şehirli hanımlara bakıp bakıp size darılıyor olmasınlar, muhtar? O yüzden mi kızıyorsunuz şehirlilere?

M.Y.- Heh heh heee.. Yani bana desen ki "Dediklerin yalandır".. eyvallah.. Ona bakarız yalan mı, doğru mu diye.. Şimdi sen öyle bir laf ediyon ki.. Şehirden gelenler bizim örfümüzü, töremizi bozamaz.. İş ki onların sağlığı, siniri bozulmasın buralarda. Hayal alemine dalıp buralara geliyorlar.. Kendi kendilerine imal ettikleri meselelerini burada çözeceklerini sanıyorlar. Buralara gelince bir de bakıyorlar, buraları sandıkları gibi bir yer değil. Ondan sonra da ne kendileri huzur buluyor ne de başkasına huzur veriyorlar. Bizim meramımız işte bunu demektir beyim.. Sen aracı ol, lafımızı ilet..

G.A.- Peki muhtar.. Çok sağolasın.. Kalasın sağlıcakla. Bu dediklerini aynen yazacağız..

S.A.- Allah razı olsun.. Hadi selametle..

  YAŞAM
Kompüter Eşkıyaları
Dondurma Yemek
Ne İş Olsa Yapar mısın?
  MÜZIK
Bella Ciao
All Hung Up
How Deep is Your Love
  EDEBIYAT
Asparagas Nasıl
Farkı Neyse Verelim
Postmodernizm Nedir?
  CINSELLIK
İnsan Neden Evlenir?
Aşkınızı Sokun
Kadınlar Ne İster?
  SINEMA
Turkish Star Trek
Sinemaya Gitmek
Mahremiyet

20. Sanat Yılı

Gülden Karaböcek

Zeki Müren

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı