Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Kırklareli ilimize bağlı şirin bir ilçemiz olan Vize'nin meselelerini irdelemek istedim bu yazıda..
Efendim? Bu konu ilginizi çekmiyor mu?
Vize konusu, yurtdışına seyahat etmek isteyen Türklerin muhatap olduğu en can sıkıcı sorundur.
Nedir bu vize? Amaç ve anlamı nedir? Bağımsız her devlet, kendi ülkesine gelecek yabancıların ziyaret şartlarını istediği gibi düzenler. O devletin bürokrasisi öyle münasip görmüşse, bazı yabancı ülkelerin vatandaşlarını kendi sınırlarından kontrolsüz geçirebilir, sadece kimlik bilgilerini kontrol edebilir veya kendi konsolosluğundan alınacak özel bir 'ziyaret izni' anlamına gelen vize talep edebilir. Burada gözetilecek husus, o ülkenin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara aykırı uygulamalarda bulunmaması; vize uygulamasını seyahat özgürlüğünü veya temel insan haklarını ihlal edebilecek şekilde sürdürmemesidir. Fakat bu yukarıdaki ilke 'prensipte' kalır ve gerçek hayatta genellikle gözetilmez! Eskiden, mesela soğuk savaş döneminde, 'vize' politik bir ilke olarak uyarlanabiliyordu. Karşı taraf sizin vatandaşlarınıza vize uyguluyorsa, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesine göre siz de o ülke vatandaşlarına vize uygulardınız. Veya kendi ülkenize HİÇ giriş izni vermezdiniz.
Yugoslavya Cumhuriyeti ise o zamanlarda, söz gelişi, Türk vatandaşlarına vize uygulamazdı (çünkü Yugoslav vatandaşları Türkiye'ye vizesiz gelebiliyordu) ama Yunan vatandaşlarından vize talep ederdi (çünkü Yunanistan, Yugoslav vatandaşlarından vize talep ederdi.) O günler ilginç günlerdi. İngiliz vatandaşları ABD'ye vizesiz girebilirken, Fransız ve Alman vatandaşları vize almak zorundaydı. (Ama başvuran hemen her Alman ve Fransız vatandaşına Amerikan vizesi verilirdi zaten) 1980'lerin sonuna doğru, Sovyetler Birliği vatandaşlarının yurtdışına çıkışları çok büyük kısıtlamalara tabiydi. Öyle ki, Sovyet makamları bir Sovyet vatandaşına 'yurtdışına çıkış izni' (iç vize) vermişlerse, bu izin belgesini Batılı bir ülke konsolosluğuna ibraz eden bir Sovyet vatandaşı kolaylıkla vize alabiliyordu. Niye? Çünkü Batılı ülke konsolosluğu şöyle düşünüyordu: "Bu adama kendi makamları yurtdışına çıkış izni vermişse, geri döneceği KESİN demektir. O halde vize vermekte beis yoktur." O kadar ki, Gorbaçev'in Fransa'ya yaptığı bir ziyaret esnasında gazeteciler ona "Bırakın Sovyet vatandaşları özgürce Batı'ya gelsin. Onları niye engelliyorsunuz ki?" demişti. Gorbaçev bu soruya çok sinirlenmişti. Sovyet rejimi çöküp 'Rusya Federasyonu' kurulunca, eskiden 'Sovyet vatandaşı' olan o insanlar seyahat hürriyetine kavuştu. Ama sonra daha komik bir şey oldu. "Bırakın Batı'ya özgürce seyahat etsinler.." dedikleri o insanların kendi ülkelerine gelmesini istemez oldu Batılılar. Bugün sıradan bir Rus vatandaşının Schengen, Birleşik Krallık veya ABD vizesi alması imkansız değilse bile ÇOK ZORDUR. Peki Türklerin durumu nedir? Eski güzel günlerde, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuyla Batı Avrupa'ya vizesiz seyahat edilebiliyordu. (Yanlış hatırlamıyorsam Türkiye, Roma Anlaşmasını imzaladıktan yani 1963 yılından sonra bu uygulama başlamıştı) Gerçi o günlerde Türk vatandaşlarının yurtdışına çıkışları (ekonomik ve bürokratik sebeplerden dolayı) ÇOK ZORDU. Ekim 1980'de Almanya ve Fransa (buna bağlı olarak Belçika ve Hollanda) Türk vatandaşlarına vize uygulamasını başlattı. Bunu 1982'de İsviçre, 1989 yılında İngiltere, 1990 yılında İtalya takip etti. Schengen anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle Portekiz ve İspanya da buna dahil oldu. Türk vatandaşlarına yabancı ülkelerden vize alma zorunluğu getirilmesi, maalesef bizim bürokrasiyi pek rahatsız etmedi. Dışişleri Bakanlığımızın ve 1980 sonrası hükümetlerimizin, bu durumun düzeltilmesi veya iyileştirilmesi konusunda hemen hiçbir çabaya girişmediğini söyleyebiliriz. Bunun temel nedeni, bana göre, söz konusu ülkelerin yeşil veya kırmızı Türk pasaportlarına vize uygulaMAMAsıdır. Üst düzey bürokratlara ve diplomatlara Türkiye Cumhuriyeti hükümeti 'ayrı' bir pasaport verir. Hal böyle olunca, bürokratlar ve politikacılar, sıradan vatandaştan daha ayrıcalıklı bir konuma gelir. Bu durumda, sözgelişi bir Alman veya Fransız vizesi almanın ne kadar zor ve Allah'ın belası bir iş olduğunu asla tecrübe etmemiş bir bürokrat veya politikacı, bu konuda vatandaşın çilesine bigane kalır. Bu arada, kendi vatandaşları arasında ayrımcılık yapıp kimine yeşil, kimine kırmızı pasaport verilmesinin de bir tür 'kast sistemi' oluşturduğunu belirtelim. Söz konusu ayrım, uygar ülkelerde yoktur. "Bizim ülkemizde herkes birinci sınıf vatandaştır.." diyen bir politikacıya, "E madem öyle, senin pasaportunla benimki niye farklı? Sen niye vizesiz seyahat ediyorsun da ben konsolosluk kapılarında sürünmek zorunda kalıyorum? İkimiz de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil miyiz? Hani ayrım yoktu?" deme hakkını kendimde görüyorum. Politikacılarımız ve bürokratlarımızın kendi halkına 'tepeden' baktıklarını ve kendilerini 'sıradan vatandaş' karşısında üstün ve ayrıcalıklı gördüklerini; yabancı ülkeler ÇOK İYİ görmüş ve bunu kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. Kırmızı ve yeşil Türk pasaportlarına vize muafiyeti getirip, normal Türk pasaportlarından vize isteyen ülkeler aslında şöyle demektedir:
Yukarıdaki kısım, iğneyi kendimize.. Çuvaldıza gelince.. Bugün aklıbaşında herkesin malumudur ki, Türk vatandaşlarına Schengen ülkeleri tarafından vize uygulanmasının baş sorumlusu Almanya Federal Cumhuriyeti'dir. Onların AB içindeki ezici patronluğu nedeniyledir ki, söz gelişi Bulgaristan veya Yunanistan veya Slovenya veya Danimarka veya Hollanda'ya gidişte Türk vatandaşlarının vize alması gerekmekte. Bugün bilgi çağını yaşıyoruz. Herşey kompüterize olmuş durumda. Durum böyleyken; Almanya, Türk vatandaşlarına 'insanlık dışı' eziyetler çektirmeden, onları aşağılamadan, onların seyahat hürriyetlerini çiğnemeden kendi sınırlarını kontrol edemiyor mu? Bu soruya 'Hayır edemiyor!' cevabını vereceksek, Almanya'nın gelişmişliğine ve uygarlığına YAZIKLAR OLSUN! 'Aslında edebilir, ama bunu istemiyor..' cevabını vereceksek o zaman da derim ki: Almanların insanlığına ve dostluğuna yazıklar olsun! Böyle bir dostunuz varken kim düşmana ihtiyaç duyar ki? Kendi ülkelerini ziyaret edecek (normal pasaport sahibi) Türk vatandaşlarından vize isteyen hiç bir ülke, Türkiye'ye dostluğu konusunda samimi değildir. Kendi ülkeleri Türkiye'ye vize uyguladığı halde ülkemize elini kolunu sallaya sallaya gelen yabancılara "Hoş geldiniz.." diyemiyorsam beni hoşgörsünler. |