Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
KİMSEYE ŞEREF KAZANDIRMAZ Türkiye'nin aydın ve eğitimli kitlesi çok uzun yıllardır hükümetlerin baskısına maruz kaldı. Türk aydınları soğuk savaş dönemi faşizmini de yaşadı, şimdiki postmodern dikta özlemi içindeki rejimi de biliyor. Aydın ve eğitimli insanlarımız hükümet baskılarından ayrı olarak sokaktaki halkın hoyrat tavırlarını ve aşağılamalarını da çekti. Türkiye'deki halkın ortalama okumuşluk süresi beş yıl bile değildir. Cehaletin çok yaygın olduğu bu topraklarda, gazetelerin üçüncü sayfaları halkın ruh sağlığının da ne kadar bozuk olduğunu her gün haykırır durur. Böylesi bir Türkiye'de halkın aydın düşmanlığının nedenlerini görmek hiç de zor değildir.
Neticede Türkiye'nin hal-i pür melali ortada! Din ağırlıklı bir dikta rejimine doğru hızla gidiyoruz. Ve cahil halkın büyük kesimi bunun 'demokratikleşme ve gelişme' olduğunu zannediyor, komediye bakın!
Öyle bir devirde yaşıyoruz ki insanlar modern teknolojinin tüm imkanlarından yararlanabildikleri bir çağda bilimsel gerçeklere en ters şekilde davranıp konuşabiliyorlar. Mesela 3G teknolojisiyle cep telefonu kullanıp LCD ekrandan uydu televizyonlarını seyredebilen insanlar hala iki kelimeyi yanyana getiremiyor, anadillerini hatasız konuşamıyorlar. Modern tıbbın bütün imkanlarından yararlandığı halde evrim teorisi gibi bilimsel gerçeklere karşı çıkabilen irrasyonel insanlardan bahsediyoruz burada!.. Bilimsel gerçeklere ve rasyonel düşünce tarzına bu kadar uzak ve bu kadar ters düşen halk kitlelerin seçtiği hükümet ve belediyelerin marifetlerini yıllardır ibretle izliyoruz. THY'nin emanet edildiği cahil zihniyet, apronda deve kesmeyi marifet sayıyor. Bu arada uçaklar bakımsızlıktan düşüyormuş, ne gam? Bu mantalitenin yönettiği demiryollarında trenler devrilir. Bu mantalitenin kontrolündeki deniz otobüsleri gider, demirlemiş halde duran şileplere çarpar. Bu irrasyonel ve cahil insanlar, kendilerine emanet edilmiş vapur iskelesini bile batırmayı becerdiler. Bütün bunları gördük, yaşadık... Bu mantalitenin hüküm sürdüğü Türkiye'nin kıyıları ve ormanları yakıldı, yağmalandı. Havası kirletildi. Çevresel tahribat en yüksek boyutlara ulaştı! Bu felaket hala devam etmekte... İşlerinde ehil olmayan cahil insanlara iktidar ve yetki verildiğinde ne kadar irrasyonel, vicdansız ve tahripkar oldukları ortada!
Aslında böyle felaketlerin hiç yaşanmaması gerekiyordu!
Aklıbaşında herkesin zaten bildiği bu gerçekleri sıraladıktan sonra artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Aydın olmanın sorumluluğunu taşıyan akıl ve vicdan sahibi insanların yapması gereken en birinci şey bu haksızlık ve akıldışılığa karşı durmaktır! Aydın kişi, siyasi iktidarlarla çıkar ilişkisi içinde olmayı ahlaksızlık ve alçaklık addeden kişidir. Değil mi ki aydın olmak 'düşünsel bağımsızlık' ve 'ilkesel tutarlılık' gerektirir; iktidar yalakalığına soyunmak kadar aydın sorumluluğuyla çelişen bir zavallılık olamaz! Aydın kişi, iktidarların tahakkümüne karşı insani değerlere sahip çıkan kişidir. İktidarlara soytarılık, yalakalık yapmaz! Aydın kişi insanlığın vicdanıdır, özgür düşüncenin takipçisidir.
Nasıl ki kralların ve padişahların dalkavuklarına ve soytarılarına kimse saygı duymamıştı, bundan sonra da böyle olacak! İktidarlar gelir, iktidarlar geçer! Geride kalan yalakalar arasında hiçbiri 'şerefli' olmayı başaramadı.
Bugün Türkiye'de iktidara yalakalık yapanlar, harici ve dahili bedhahlarla menfaat ilişkisi içine girenler; yarın insanlığın vicdanında "korkak ve şerefsiz" olarak mahkum olacaklarını bilsinler. Ey yandaş medya, bunu böyle yaz:
Vicdan sahibi bir aydın olarak bu gerçeği hatırlatmayı bir borç bilirim!.. |