Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
FOS ÇIKACAK BİR BALON
Televizyonlardaki bireysel emeklilik reklamları, televizyonu parçalama isteği uyandıracak hale geldi bende.
Düşük zeka seviyesine yönelik aptalca mizansenler, kof sloganlar. Sanırım geri zekalı bir müşteri kitlesini cezbetmeye çalışıyorlar.
Dünyanın durumu, memleketin halleri ve de hayat gailesi derken zaten serseme dönmüşüz.. Bir de işin yoksa bu saçma sapan reklamları seyret!
Bireysel emeklilik işine soyunan şirketlerin bu işe ayırdıkları reklam bütçesine bakılırsa, bu işte 'iyi para' kokusu aldıkları belli oluyor. Kapitalizm insanın 'sosyal güvenlik' ihtiyacını da sömürmenin yollarını arayıp buluyor işte.
Televizyon reklamlarının sefaleti ve iğrençliği konusu başka bir alem. Sadece o reklam senaryolarının salaklığı üzerine bile bir sürü yorum yazılır.
Ama ben şimdilik 'bireysel emeklilik' ve buradan yola çıkarak 'sosyal güvenlik' kavramını biraz irdelemek niyetindeyim müsaadenizle.
Siz belli bir süre boyunca düzenli olarak ödeme yaptıktan (prim yatırdıktan) sonra ömür boyu düzenli gelir imkanına kavuşacaksınız. Ayrıca başınıza gelebilecek sağlık sorunlarının masrafları da sigorta şirketleri tarafından karşılanacak.
Sigorta şirketi açısından durum şöyle: Belli bir miktarda kişiden sigorta primi tahsil edilecek. Zorunlu giderler düşüldükten sonra, sigortalılara 'sözleşmenin gereğine uygun' ödemelerde bulunulacak ve de bütün bunlardan sonra kasada ayrıca para kalacak. (Yani kar edilecek)
Prim ödemeye devam edecek müşteri/sigortalı sayınızı sürekli artıramadığınız durumda, zarar (ve sonunda iflas) etmeye mahkumsunuz demektir.
"Ama sigorta şirketleri zaten kar ediyor" demeyin. Şu anki yürütülen sigorta faaliyetleri 'kısıtlı bir süre' için hazırlanan poliçelere dayanır. Yani arabanızın kaskosunu veya evinizin yangın sigortasını yenilemek için her yıl ödeme yaparsınız zaten. "On yıl prim ödedikten sonra artık prim ödemeyeceksin ama on yıldan sonra aldığın her arabanın kaskosunu yapmaya devam edeceğiz" diye bir uygulama yoktur.
Özel sigorta şirketlerini savunanların bu konudaki argümanı şöyle:
"Prim toplama yoluyla oluşturulacak fon ilave kaynak yaratarak ekonomide canlanma sağlayacaktır. Sigortalılara yapılacak ödemeler giderek artan bu fonlardan sağlanacak. Dolayısıyla sigorta şirketlerinin tek kazanç kalemi 'prim tahsilatı' olmayacağı için, böyle bir sorun (sigorta şirketlerinin bu işten zarar etmesi) yaşanmaz."
Ama kazın ayağı öyle değil!
Birincisi, fon oluşturulup sermaye geliri elde edilebilmesi 'istikrarlı' bir ekonomik büyümeyle mümkün. Bir gece içinde trilyonların buharlaştığı, milyar dolarların yurtdışına transfer edildiği ekonomilerde zor iş bu.
İkincisi, mevzuatı alengirli bu ülkede sigorta şirketlerinin aslında kar edip 'valla zarar ettik' diye yakınması her zaman mümkün. (Şeffaflıkmış yok efendim bağımsız denetim kuruluşlarının denetleyeceği bilançolarmış.. Siz inanıyor musunuz bunlara? )
Üretim artmadan kaynak falan yaratılmaz (basit matematik ve mantık kuralı). "Ekonomiye kaynak yaratılıyor" lafını duyduğunuz zaman şüphelenin. Birileri başka birilerinden 'kaynak transfer ediyor' demektir ki günlük konuşmalarda bu durum 'şavullamak', 'tokatlamak', 'silkelemek', 'hortumlamak' vs vs. gibi kelimelerle ifade edilir.
Ve üçüncüsü... ABD'de 1935 tarihli özel Sosyal Güvenlik yasasıyla kurulan Sosyal Güvenlik İdaresi'nin (Social Security Administration) bazı bültenlerini ve bu konuda hazırlanmış bazı üniversite tezlerini okudum. Kapitalizmin mabedi Amerika'da bile -ekonomik gelişmenin en hızlı ve olumlu cereyan ettiği yıllar da dahil olmak üzere- 'emeklilik ve sosyal yardım fonları' masrafları karşılamaya yetmiyor.
Makro ekonomideki 'giderlerin gelirlerden hep daha fazla artması' kuralını hatırlayın...
Sosyal Güvenlik reformu lafını yıllardır onlar da edip duruyorlar ama önerilen her yenilik girişimi aslında başka bir sorun getiriyor.
Çünkü temel sorun hep aynı: Eğer 'kar etmek' amacıyla bu işe girşiyorsanız orta vadede bu tür bir finansman modeli iflasa mahkum.
Batmaz denilen nice devletlerin, kurumların, şirketlerin yok olup gittiğini gördük! Giderek acımasızlaşan ve garipleşen bir dünyada üstüne üstlük burası da Türkiye! Ne bankerzedeler, bonozedeler, bankazedelere rastladık bu ülkede. Sigorta şirketleri son derece salakça reklamlarıyla beynimizi yıkama aşamasındalar şimdilik. Yakın gelecekte 'bireysel emeklilik'zedeler mi göreceğiz peki? Tepemizde akbabalar gibi dönüp durmalarının sebebi bu olmasın sakın? Not: Gelecek yazıda Sosyal Güvenlik Neden Özelleştirilemez konusuna değinmeye devam ediyoruz. Maksat yalancıların yalanları ortaya çıksın, gerçekler ortaya dökülsün, gözler açılsın! |