ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Sen Türkünü Söyle
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Arif Susam

Ümit Besen

Gökben

Zeki Müren

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ferdi Özbeğen

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Yıldırım Gürses
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SON OSMANLI VE DERİN HALK

Sinema nedir ve ne işe yarar?
Bakın bu önemli bir sorudur. Sizin sinemadan ne anladığınızı, sinema kavramına nasıl yaklaştığınızı ortaya koyar.

Sinemanın bir sanat dalı olarak mı yoksa bir propaganda aracı olarak mı kullanılması daha doğrudur? Şüphesiz bu soruya herkes kendi fikrince cevap verecektir.

Seyrettiğiniz bir sinema filmi hakkında yazı yazmak zor bir şey değildir. Bu konuda alacağınız okur tepkileri ise, ülkemizde cehalet denizinin ne kadar derin olabileceği konusunda size çok belirgin örnekler gösterir.

İyi anlatılmış bir hikaye, sağlam bir görsellikle desteklendiğinde çok inandırıcı bir gerçekliğe dönüşür. Propaganda denilen şey de zaten budur.

Üstelik Türkiye'de hayalle gerçeği, kurguyla gerçek hayatı, hatta teoriyle pratiği birbirinden ayırmakta zorluk çeken bir çok insan var.

İşte bu yüzden bir sinema filmini 'sanatsal' açıdan incelemeye kalktığınızda, bu insanlar kendi 'propagandalarına' veya 'gerçekliklerine' hakaret edildiği fikrine kapılıyorlar.

Hangi filmin iyi hangisinin kötü sayılması gerektiğine karar verirken filmin kimin propagandasını yaptığına dikkat etmemiz gerekiyor anlaşılan? Yoksa vatanhainliğiyle suçlanıveririz alimallah!

Sırf 12 Eylül döneminin eleştirisini yapıyor diye Eve Dönüş filminin ne kadar kötü olduğunu söyleyemezsiniz mesela...

Aklı başında insanlar ve eleştirmenler bir şekilde sindirilince, yapımcılar da 'daha kötü filmler yapmak için' kendilerinde cesaret buluyorlar. Ortaya da 'Emret Komutanım/Şah-Mat' veya 'Maskeli Beşler Irak'ta' gibi şeyler ortaya çıkıyor.
(Bunlara sinema filmi demeye klavyem varmadığı için ŞEY diyorum)

Biz de "Türk sineması gelişiyor" diye alkış tutacakmışız öyle mi?

Türkiye'de derin devlet tartışması yapılır durur. İtirazımız yok, herşey tartışılsın. Ama artık Derin Halk konusunu da enine boyuna tartışmaya başlamamız gerekiyor.

"Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Bu vatan için kurşun sıkan şerefli bir iş yapmıştır" diye diye geldiğimiz yer ortada. Şiddeti yücelten bir toplum olduk, hiçbirimizin cangüvenliği kalmadı.

Çocuklarımız ve gençlerimiz ellerine silah alıp takır takır insan öldürüyorlar. Kimisi 'kahraman' muamelesi görürken, büyük çoğunluğu yeniden suç işlemek üzere -ve artık kan kokusunu tatmış ve sevmiş canavarlar olarak- aramıza salınıyorlar.

"Ne oldu da biz böyle bir toplum olduk? Bizi bir arada tutan ortak bağlarımızı bir bir kesip atıyoruz. Sonumuz ne olacak?" diye kara kara düşünüyor aklı erenlerimiz. Bu gidişe bir çare bulunmazsa sonumuz kötü, orası kesin.

Şimdi de Son Osmanlı filmi hakkında herkes bir şeyler söylüyor. Suat Yalaz'ın yarattığı bir çizgiroman kahramanı bir kez daha beyazperdede.

Filmi izleyenler genellikle olumlu görüş bildiriyorlar. Buraya kadar güzel.

Oysa bu film "ezildiği ve haksızlığa uğradığını düşünen bir halkın, Batılılara (Hıristiyanlara? Türk düşmanlarına?) Osmanlı tokadı atarak yüreğini soğutma çabası" galiba... En azından "yükselen milliyetçilik dalgasından rant elde etmek isteyen film yapımcılarının" bir gayreti olduğunu söyleyebiliriz.

Söz konusu filme Almanya'da "yaş sınırlaması" getirilince derin halkımız bu sefer de
"O tokadı neden attığımıza baksınlar! İşlerine gelmediği için bizi sansürlüyorlar Türk düşmanları..." diyor.

Hayalle gerçeği karıştırmak, kendisini bir hayal kahramanıyla özdeşleştirmek ve bunu bir tür 'yabancı düşmanlığına' bağlamak, işte ancak bu kadar 'öz' ifade edilebilirdi.

Cüneyt Arkın'ın 1970'li yılların sonlarında çektiği avantür filmleri de aşırı şiddet içerdiği gerekçesiyle Almanya'da 16 yaş altı gençlere yasaklanmıştı. Oysa Türkiye'de böyle bir kısıtlama yoktu.

Şimdilerde çok kişi unuttu 12 Eylül öncesi ortamda gençlerin ellerine silah alıp takır takır insan vurduğu o günleri... Oysa otuz yıl önce seyrettiğimiz bir filmin yeniden yapmıyla karşı karşıyayız. Ürpermem bundan.

Son Osmanlı adı Mohikanların Sonuncusu adlı eserden esinlendi.
(Bu nedenle Suat Yalaz'ı eleştiriyor değilim. O kadar çarpıcı bir isimdi ki bu 'The Last Boy Scout' 'The Last Samurai' gibi pek çok film ve romanın adına esin kaynağı olmuştu.)

Son Osmanlı filmini seyrederken kendimize belki de şöyle sormalıyız:

  • Yandım Ali, niçin SON Osmanlı'ydı?
  • Ona buna Osmanlı tokadı çakarak, fikrini beğenmediğimiz adamları kurşunlayarak 'kahraman' olunan bir düzen niçin hep hüsranla SON buluyor?
  • Bizim yüreğimizi soğutmak işi niçin 'hayal ürünü' sinema filmlerine kalıyor?
  • SON'umuzu hazırlayanlar, hep bu türden 'külhanbeyi' kahramanlar olmuyor mu?

Derin halkımız 'kafasını çalıştırma' işini bir becerebilse, bu konuları da düşünmeye başlayacak inşallah! Ama biz görür müyüz, orası ayrı...


Sinema konusunda kendisini bilgili sanan çok ukala vardır.
Şimdi burada biri çıkar der ki: "The Last of the Mohicans filmi 1992 yılında çevrildi. Suat Yalaz ise 'Son Osmanlı-Yandım Ali' karakterini o tarihten daha önce yarattı."

O ukalalara cevabım hazır:
Fenimore Cooper'ın 1826 tarihli The Last of the Mohicans romanı Amerikan edebiyatının klasiklerindendir. İlk olarak 1920'de, daha sonra 1936'da filme alınmıştı.

1920 tarihli Mohikanların Sonuncusu filmi için bkz. http://www.imdb.com/title/tt0011387/

1936 tarihli Mohikanların Sonuncusu filmi için bkz. http://www.imdb.com/title/tt0027869/

Türk seyircisi olarak bu eseri BBC'nin hazırladığı 1971 tarihli dizi film olarak TRT televizyonlarında seyrettiğimizde ise, şimdiki 'hem ukala hem cahil' veletlerin hiç biri doğmamıştı henüz.
1971 tarihli dizi için bkz. http://www.imdb.com/title/tt0066678/

O tarihlerde BBC televizyonu 19.Yüzyıl edebiyatını klasiklerini televizyon dizisi olarak çeker, TRT televizyonu da bunları gösterirdi.

Tek televizyon kanalına sahip Türkiye'de o zamanki televizyon seyircilerinin sinema ve edebiyat kültürü, şimdiki tıfılların hayal bile edemeyeceği düzeydeydi.

  SİNEMA
Cats Müzikali
Grease
Turist Ömer
  YAŞAM
Tahin Helvası
Alın Size Test
INTERNET'te Müzayede
  MÜZIK
Joe Dassin - Salut
Rockwell - Knife
Tamirci Çırağı
  CİNSELLİK
Anlayan Anlar
Anlamayana
Zibidi Kimdir?
Aşkınızı Sokun
  EDEBIYAT
Aziz Nesin - O. Pamuk
Televizyon Dizileri:
Siyaseten Doğru İfade

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Kibariye - Kimbilir

20. Sanat Yılı

Fecri Ebcioğlu Sunar

Best Memories

Gülden Karaböcek

Ajda Pekkan'dan

Al Bano-Romina Power