|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Internet hayatımıza gireli şunun şurasında kaç yıl oldu? Ama hayatlarımızın bu Internet yüzünden baştan aşağı değiştiğinin de hepimiz farkındayız.
Toplumsal yaşantımız ve aile hayatımız bambaşka şekiller almaya başladı. Bu gidişatı pek olumlu bulmuyorum ben. Ama benim fikrimin ne önemi var? İnsanlık kendi kazdığı kuyuya düşüyor, kendi layığını buluyor sonuçta.
Dünyayı anlamak iddiasındaki pek çok kişi Amerikan medyasını izler, bense sosyal meselelerin arka planını kavramak için İngiliz gazetelerini okurum. Amerikan medyasıyla İngiliz medyası arasındaki farkları bilemeyen ve "Aman yahu? Nasıl olsa ikisi de aynı şey değil mi?" diyen geri zekalılar şimdilik konumuzun dışında.. Bakınız mesela İngiliz gazetelerinden öğreniyoruz ki uzman psikolog Dr. David Smallwood, Facebook fenomenini mercek altına yatırmış ve kadınlar açısından ‘arkadaş bağımlılığı’ yarattığı gerekçesiyle uyarı ve eleştirilerde bulunuyor. ![]() Neymiş efendim?
Valla ne yalan söylemeli?
Hatta 25-49 yaşları arasındaki Internet kullanıcı grubu dikkate alındığında, İngiltere’de kadın Internet kullanıcı sayısı erkekleri geçmiş. Internet’in giderekk ‘daha feminen’ bir kimlik kazanıyor olması bilhassa sosyal network amaçlı sitelerde kendini gösteriyor. Facebook’un dünya çapında 60 milyondan fazla üyesi olduğunu ve milyonlarca yeni kullanıcıın buna eklendiğini düşünürseniz, Internet’in ‘sosyalleşme amacıyla’ kullanıldığı durumlarda insanları ne derece asosyal hale koyduğunu da görebilirsiniz. İngiliz psikolog David Smallwood, Facebook bağımlılığını aynen alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığına benzetiyor. Hatta kadınlar söz konusuysa bunu ‘alışveriş bağımlılığı’na benzetmek de mümkün. "Arkadaş toplama takıntısının diğer takıntılardan farkı, rekabetçi bir takıntı olması. Kadınlar kendilerine ‘kaç tane online arkadaşa sahip olduklarına bakarak’ değer biçiyorlar. Oysa bütün bu ‘arkadaş toplama’ sürecinde kadınlar kişiliklerini eğip bükmek suretiyle kendileri olmayan başka bir kişiliğe bürünüyorlar." diyen Smallwood’a göre madalyonun öteki yüzü daha acı verici: Başka bir kullanıcı sizin ‘arkadaş olma’ talebini reddettiğinde bunun sizde bir tür ‘çöküntü’ yarattığını da ekliyor. Evet, popülerlik sevdası çok uzun zamandır insanların başına dertler açıp duruyor. Başka insanların bizi ne kadar sevdiğini görmek ve göstermek istiyoruz. Yoksa kendimizi değersiz hissediyoruz. Kadınların alışveriş çılgınlığına kendilerini kaptırması da bunun bir göstergesi aslında. Diğer insanlara ne kadar ‘başarılı bir insan olduğunu’ göstermek ihtiyacındaki kadınlar kredi kartlarına abanıyorlar mesela... İçinde yaşadığımız sistem, isterseniz MATRIX deyin buna, bize bunları dayatıyor. Oysa bilmemiz gerekiyor ki popülerlik yarışında kendinizi ne kadar parlasanız da sizden daha popüler birileri olacak. Ne kadar alışveriş yaparsanız yapın, sahip olamayacağınız daha bir sür şey kalacak! Facebook’taki arkadaş listenizi ne kadar genişletseniz de, kendinize güveniniz tam olmayacak. Ama siz istediğiniz kadar bu kandırmacaya devam edebilirsiniz. Hayatta başarılar!.. |