ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Milletçe Kafayı Yedik
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

The Best of MFÖ

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Fecri Ebcioğlu Sunar
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
'EFSANE' GIRGIR'IN TARİHÇESİ

Türk mizah yayıncılığı içinde Gırgır ilk büyük dergi sayılmaz. Daha önceleri Akbaba ve Marko Paşa gibi 'ses getiren' mizah dergileri vardı.

Türk karikatür sanatı olarak da Gırgır ilk 'çarpıcı' örnek sayılmayabilir. Sözgelişi Cemal Nadir Güler'in yarattığı karikatür tiplerinin de kendi devirleri içinde bambaşka bir dinamizmi vardı.

Gırgır dergisini benzersiz kılan unsur ise 'televizyon toplumu'nun esprisini yakalamış olmasıdır. Bir mizah dergisi olarak yazıdan ziyade karikatüre ağırlık verirken, bir yandan da o dönem için çok çarpıcı ve dinamik bir dil kullanıyordu. Bu dil açıkçası pek seçkin ve edebi bir dil sayılmazdı ama çok canlı ve enerjik bir dildi.

Gırgır yalnızca bu dili kullanarak 'toplumsal muhalefet olarak mizah' yapmakla kalmayacak aynı zamanda 'tabuları deviren' bir cüretkarlığın simgesi olacaktı. 2000'li yıllar Türkiye'sinin mizah dergilerine bıraktığı en büyük miras da budur.

Şekilsel anlamda 2000'li yıllar Türkiye'sinde halen yayınlanmakta olan mizah dergilerinin basıldığı kağıt cinsi, sayfa sayısı ve boyutu bile Gırgır'ın yarattığı tarzın bugüne yansımalarıdır.

Gırgır Türk okuruyla ilk olarak 'Gün' gazetesinin mizah köşesi olarak tanıştı. Oğuz Aral'ın hazırladığı bu köşe büyük ilgi görünce ilkin aynı gazetenin parasız eki olarak dağıtılmaya başladı.

26 Ağustos 1972 tarihinden itibaren ise bağımsız dergi olarak yayınlanmaya başladığında "Can sıkıntısını, aşk yarasını, karı koca kavgasını, şip şak keser. Her derde devadır, Gırgır da gırgır" şeklindeki slogan da başlığın hemen yanında yerini aldı.

Gırgır bir köşe olmaktan çıkıp dergiye dönüştüğünde de başında yine Oğuz Aral ve kardeşi Tekin Aral vardı. Bunlara Nuri Kurtcebe, Eflatun Nuri gibi çizerler katıldı. Fakat dergi sayfalarını doldurmakta zorlanınca kapılar amatör çizerlere açıldı.


Bu sürece yakından tanık olmuş Necdet Şen'in
"Gırgır bir okul muydu?" başlıklı yazısı için TIK'layın

Gırgır olgunlaşırken...

Gırgır'ın ilk dönemlerdeki mizah anlayışı genellikle cinselliğe ve çıplaklığa dayanan bir çizgi izler. 1970'lerin ortalarından itibaren ise siyasi mizah unsuru ağırlık kazanmaya başlar.

Bunu da Türkiye'nin o günkü toplumsal yapısındaki değişimlere paralel olarak düşünebiliriz. Türkiye'de günlük siyaset giderek daha fazla konuşulur olmaya başladıkça Gırgır da bu trende uyacaktı elbette.

Bir yandan kapakta bolca Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan çizilmeye başlanırken iç sayfalarda ise zamlar ve zorlaşan ekonomik koşullar hakkında espriler boy göstermeye başlayacaktır.

İşte bu dönemde Gırgır, okumakla arası pek iyi olmayan Türkiye gibi bir ülkede 500 binlik satış rakamlarına ulaşacak ve DÜNYANIN EN ÇOK OKUNAN 3. MİZAH DERGİSİ ünvanını elde edecektir.

Bölünmeler ve kopmalar

Gırgır'ın büyük başarısı, önce rakip yayın kuruluşlarını benzer dergiler çıkarma arayışına itti. Bu süreçte Çarşaf dergisi piyasada boy göstermeye başlarken, Tekin Aral inisiyatifinde Fırt dergisi piyasaya çıktı ki bu ikincisi Gırgır'ın kardeş yayın organı niteliğindeydi.

İlk ayrılık Mikrop dergisiyle geldi. Gırgır içinden çıkan bir grup Mikrop dergisini çıkarmayı denediler. Ne yazık ki bu girişim uzun ömürlü olamadı.

Daha sonra Pişmiş Kelle dergisi çıktı ama onun da uzun vadede başarı şansı olmayacaktı.

Gırgır'dan ilk ve en önemli kopuş Limon dergisidir. O tarihlerde Güneş gazetesi piyasada kendine yeni mecralar ararken yeni bir mizah dergisi çıkararak Gırgır'a rakip olma kararını verdi. Gırgır'dan kopan Gani Müjde ve Mehmet Çağçağ önderliğindeki grup Limon dergisini böylece kurdular. Sonradan LeMan adını alacak bu dergi daha sol bir muhalefet anlayışını benimsedi.

İlerki yıllarda Leman dergisi de benzer bir bölünmeye uğrayacak ve Penguen dergisi ortaya çıkacak, Penguen dergisinden kopan bir grup ise Uykusuz dergisini kuracaklardı ki, bu üç dergi bugün Türk mizah dünyasının en büyük üç dergisi konumundadır.

Limon dergisini oluşturmak üzere Gırgır'dan kopan grubun ardından Gırgır dergisinin yaşayacağı ikinci bölünme 1989'da yaşanır. O dönem Türk medyasına patron girmiş olan Asil Nadir Gelişim yayınlarının sahibi olmuştur ve Gırgır'dan kopan bir diğer kitle bu grup bünyesinde Hıbır dergisini çıkarmaya başlar.

Bu dergi, bağlı bulunduğu Asil Nadir'in sahip olduğu İnterpress yayın grubunun içine düştüğü parasal sıkıntılar dolayısı ile gruptan ayrılarak bir süre HBR Maymun adı ile yayımlanmaya devam etmiştir.

Gırgır'ın sonu olaylı oldu

Gırgır'ın bir üst katında yayınlanan haftalık 'Gölge Adam' gazetesinin sahibi Ertuğrul Akbay bir gün alt kattaki dergiye gelir ve artık bu derginin yeni sahibinin kendisi olduğunu söyler.

Bunun dergiyi susturmak için gerçekleştirilen planlı bir operasyon olduğu yolunda söylentiler vardır.

Rivayete göre Gölge Adam gazetesi bu olaydan kısa bir süre önce 'Horoz' ismiyle bir mizah eki yayınlamaya başlamış ve amatör gençleri merdivenden alıp bu dergiye çizer yapmaya başlamıştır. Planlanan Gırgır operasyonu sonrası Gırgır çizerleri işi bırakırsa Gırgır'ın bu acemi çizerlerle devam ettirileceği düşünülmüş olmalıdır. Zaten olan da budur.

Oğuz Aral ve ekibi topluca Gırgır'ı bırakırlar. Yeni patron Gırgır arşiviyle eski karikatür ve yazıların da kendisine ait olduğunu iddia ederek eski materyelleri yeniden yayınlar. Orijinal Gırgır tiplerini yeni çizerlere çizdirerek devam ettirmeyi bile dener. Bu tartışmalar mahkemelere taşınacaktır.

Fakat bir şey kesindir: Herkesin bildiği Gırgır artık ölmüştür.

Oğuz ve Tekin Aral, bölünmelerden arta kalan dar kadroyla Avni adındaki dergilerini çıkarmaya koyulurlar. Artık piyasada efsanevi Gırgır yoktur ve daha başka bir çok dergi bulunmaktadır.

Ancak bu dergilerin toplam tirajı eski Gırgır'ın tirajından daha azdır. Diğer yandan Türkiye de giderek değişmektedir. Gırgır'ın yakaladığı 'televizyon toplumu' esprisi, artık 'çok kanallı televizyonların ortaya çıktığı' Türkiye'de geçerliğini kaybetmiş görünmektedir.

1990'lar başladığında Oğuz Aral'ın yeni dergisi Avni de maalesef tutunamaz ve kapanır. Geride kalan ise Gırgır 'efsanesi'dir.

  EDEBIYAT
Meşhur Olma Sevdası
Halk Dalkavukluğunun
Ben Her Zaman
  MÜZIK
One Way Ticket
Those were the Days
Still Got the Blues
  CINSELLIK
Nikahta Keramet
Bindik Bir Seksüele
Ayrılık Kapıyı Çalınca
  YAŞAM
Eleştiri Niçin Gerekli?
Liderlik ve Karizma
Gazoz Ağacı'nın İşlevi:
  SINEMA
Ben Ne Anlarım
Edebiyattan
Ayşecik ve
Turkish E.T. - Badi

Yıldırım Gürses

Best Memories

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Gökben