| ANA SAYFA | ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
"Gırgır yeniden yayın hayatına dönüyor" haberi bazı kesimleri heyecanlandırmış olabilir. Hatta bu heyecanlı okurlardan biri, haberi veren gazetenin Internet sitesine bıraktığı yorumda "Özlemiştik yav" demiş. Bkz. http://www.hurriyet.com.tr
Ah evet, gazetelerin Internet sayfalarında yer alan haberlere bırakılan okur yorumları alt alta konup da okunduğunda çoğu kere 'yorumladıkları' haberden daha ilginç, daha yaratıcı ve hatta daha komik olabiliyorlar. (Bu da başka bir yazının konusu olur herhalde)
Kendi adıma notumu hemen vereyim: Ben bu filmi görmüştüm!
Okurda uyandırmaya çalıştığınız nostaljik duygular, siz farkında olmadan yüksek bir beklenti dalgasını beraberinde getirir ve bu beklenti dalgası da 'yeniden yayın hayatına döndüğünü' iddia eden gazete veya dergiyi ezer geçer.
Türk medyasında yapılan 'ölüyü diriltme' operasyonlarını daha önce de gördük. Mesela Tercüman gazetesinin ve Nokta dergisinin yayın hayatına dönüşlerini(?) yakından izledim. Sonuç her ikisi için de hüsrandı.
Gırgır dergisi için durum farklı olabilir miydi? Derginin ilk iki sayısını para ödeyerek satın aldım ve bu sorunun cevabını aradım.
Bu dergi, adını Gırgır değil de başka bir şey, örneğin Mırmır olarak seçseydi, hakkında herhangi bir yazı yazılmasını kesinlikle haketmiyor olacaktı. Penguen, Leman ve Uykusuz dergileri şu an itibarıyla 'kentli ve okuyup yazmasın bilen' gençliğin derdini anlamayı ve dilini konuşmayı beceriyor. Hakkını da verelim, 'toplumsal muhalefet unsuru olarak' mizah yapmasını da çok iyi başarıyorlar. Gene de, yukarıda saydığımız 'önde gelen' mizah dergilerinin aralarındaki her bir İYİ çizere karşılık –acemi çizerler hariç- en az bir KÖTÜ çizer barındırdıklarını; iyi yazar/kötü yazar rasyosunun ise daha da olumsuz olduğunu belirtmek lazım. Eğer bu mizah dergileri bir zamanların Gırgır'ı gibi, usta ve tecrübeli mizahçıların gençlere 'bilgi ve birikimlerini aktardığı' bir okul olabilseydi, şüphesiz ki genç mizahçıların kendilerini geliştirmeleri konusunda daha umutlu olabilirdik. Ancak ne yazık ki usta-çırak ilişkisi artık pek iyi işlemiyor herhalde. Ya da belki 'demokratik çalışma ortamı içinde usta-çırak ilişkisi de çoktan unutulmuş gitmiştir, kimbilir. Bu itibarla, tecrübeli ve usta mizahçıların yeni mizahçılar yetiştirmek ve birikimlerini bir sonraki kuşağa aktarmak konusunda Oğuz Aral kadar başarılı olmadıklarının altını çizelim. Yukarıda adını saydığımız üç mizah dergisi dışındakileri 'okunmaya değer' bulmadığım için onların adını anmayı bile gereksiz buluyorum. Ancak madem ki bu yazının ilham kaynağı oldular, şimdiki Gırgır dergisine bir kıyak çekmek isterim. Şimdiki Gırgır dergisini çıkaran ekip "Evet ama nerede yanlış yaptık? Eksiğimiz nedir?" diye meraklanıyorsa, tecrübeli bir mizah okuru olarak işte onlara görüş ve tavsiyelerim. (Bir zahmet burayı TIK'lasınlar) |