![]()
Sabahlardan bir sabah, Levent durağında otobüs beklerken bir arkadaşla laflamaktayız. Laflamaktayız dememe bakmayın; ben konuşuyorum, o ise dinlermiş gibi yapıyor. Neşem yerinde olmalı ki, kızın beni dinlemediğini bile bile espriler yapıyorum...
İstanbul'u bilenler bilir... Beşiktaş ile Ulus Mahallesi arasında ring sefer yapan U2 numaralı bir belediye otobüs hattı vardır. Üniversitede ögrenciyken, bazen Levent durağında otobüs beklerdik. O duraktan gelip geçen otobüslerin bazıları da U2 hattında çalışmaktaydı. (Sanırım hala öyle)
Ve evet, Zincirlikuyu istikametinden gelen otobüs nihayet sağa dönüp Levent durağına yöneldiğinde hat numarasını görebildik: U2
"Hey şuna bak!" dedim. "YU TU hat numaralı otobüs. Ama bu bize yaramaz." (Bu hat sizi Boğaziçi Üniversitesi'ne götürmez, boşverin gitsin)
Arkadaş döndü ve boş boş baktı yüzüme. Bazı kızlar öyle bir bakarlar ki insana, kırların ortasında ilerleyen bir tren olduğunuz duygusuna kapılırsınız. Espriyi devam ettirdim: "Bir de Duran Duran'ın otobüsü var ama o her yerde durduğu için gelemedi bir türlü..."
Epey sonra öğrendim: U2 diye bir rock grubu olduğunu duymamıştı. Duran Duran ismi ise ona pek bir şey ifade etmiyordu zaten. Güzelim esprim güme gitmişti!
Bono Vox, Latince 'güzel ses' anlamına gelir. Dublin'de işitme araçları satan bir dükkanın adiydi ve Paul Hawson adını buradan aldı. David Evans'a Edge adını veren de Paul Hawson'dır. Muhtemelen, Dave'in hep 'uç noktalarda dolaşan biri' olduğunu düşündüğü için bu ismi vermişti.
U2 Adına gelince... Kimisi bu adın U2 Casus uçaklarından geldiğini, kimi de "you too" (sen de) ve "you two" (siz ikiniz) gibi konnotasyonları nedeniyle seçildiğini söylüyor. İşin doğrusu ise şöyle: Bu ismi bulan, yapımcı Steve Averill 2001 yılında Hot Press dergisindeki röportajında şöyle demişti: "Onlarla ilk karşılaştığımda ne yapmak istediklerini, ne tür bir grup olmak istediklerini tam bilmiyorlardı. Ama Limerick'teki yarışmada finale kalmışlardı ve bir isim seçmeleri gerekiyordu. Adam ise XTC gibi kısa, bir sürü anlama gelen ama aynı zamanda hiçbir anlama gelmeyen isimlerden hoşlanıyordu. Ben de onlara on isimden oluşan bir liste yaptım ve U2 listenin sonundaki isimdi. Grafik olarak güçlü bir isimdi ve özel bir anlama gelmeden pek çok şey ifade edebiliyordu. Biraz tartıştıktan sonra bu isim üzerinde karar kıldık."
Grubun ilk başarısı, 1978'de Limerick'teki St. Patrick gününde (ki bugünün İrlandalılar için anlam ve önemini lütfen bilenler bilmeyenlere anlatsın) düzenlenen bir genç yetenekler yarışmasını kazanıp 500 pound'luk ödülü cebe indirmeleriydi. Jüri üyeleri arasında yer alan Jackie Heyden, CBS Records şirketinde çalışıyordu ve bu gruptan çok etkilenmişti. İlk demo kayıtlarını da o ayarladı.
Eylül 1979'da üç şarkılık U23 adında bir plak yaptılar. Şarkıların adına bir bakar mısınız? Out of Control, Boy/Girl, ve Stories for Boys.
1980'den itibaren de yoğun turnelere başladılar. "Boy" adlı İlk albümlerinin kaydını da bu yoğun turne programının arasında sıkıştırdılar.
U2 grubunun adını duyurduğu ilk ses getiren albümü 1983 tarihli "War"dur. O albümden çıkan 'New Year's Day' 45'liği İngiltere listelerinde bir numaraya kadar çıktı. (Benim de duyduğum ilk U2 şarkısı budur. Çok canlı bir rock sound'u yakalamış olduklarını iyi hatırlıyorum.) Ondan sonra da gelsin Amerika ve Avrupa turneleri. Bu turneler sırasında kaydedilen konser albümü "Under A Blood Red Sky" (Koleksiyonunda bu albüme sahip olan arkadaşlar varsa, uygun bir fiyat karşılığında talibim)
1985'ten itibaren U2'yi bir takım sosyal ve politik içerikli konserlerde görüyoruz: Wembley Stadındaki Live Aid konserine katıldılar. (Bu konserdeki performansları da müzikseverlerin hafızalarında derin bir yer etti: 'Bad' şarkısını uzatarak 12 dakika söylediler. Bono, sahnedeki arkadaşlarını orada bırakıp seyircilerin arasında kızlarla dans etmeye koyuldu. Zaman yokluğundan 'Pride' şarkısını söyleyemediler. Ve Bono o noktada "Ben artık bu işleri bıraksam iyi olacak..." diye düşünmeye başladi) 1986'da İrlandalı işsizler yararına Self-Aid konserlerine çıktılar. Aynı yıl Uluslararası Af Örgütü yararına 'Conspiracy of Hope' turnesine katıldılar.
Mart 1987'de çıkan "The Joshua Tree" albümleri -ki en başarılı albümleri sayılabilir- satışa çıktığı gün gerçekleştirilen satış rakamı itibarıyla İngiltere rekoru kırarken, 22 ülke listelerinde bir numaraya yükseldi. Tanıtım turnesinde 100'den fazla konsere çıktılar. Turnenin Amerika ayağında grubun Colorado ve Arizona'daki show'ları ve Amerika izlenimleri filme alındı ve "Rattle and Hum" adlı film ve aynı adlı konser albümü 1988'de çıktı.
1990'ların ortalarında Bono vaktinin büyük bölümünü başka müzisyenler ve filmler için şarkılar yapmaya ayırdı. Paris'teki 1995 MTV müzik ödülleri töreninde, Fransa Cumhurbaşkani Jacques Chirac'a hakaretler etti. Özellikle Afrika'daki sağlık koşullarının iyileştirilmesi ve az gelişmiş ülkelerin ekonomik durumlarının geliştirilmesi için bir takım çalışmaları ve gelişmiş ülkeler zirvesinde protokolü hiçe sayarak yaptığı 'sarsıcı' eylem ve konuşmaları basından ve televizyondan duymuş olabilirsiniz.
Ama Bono'yu ciddiye aldıkları da bir gerçek. Baksanıza adamın bu amaçla görüştüğü kişiler listesi Papa John Paul, Başkan George W. Bush, eski Başkan Bill Clinton, ABD Hazine Bakanı Paul O'Neill, BM Genel Sekreteri Kofi Annan diye gidiyor.
|