ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Ah Liselim Vah Liselim
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Edip Akbayram

Best Memories

Chris de Burgh

Orijinal Kayıt 21 Şarkı

Ajda Pekkan

Fecri Ebcioğlu Sunar

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Oktay TEKCAN logo
I STILL HAVEN'T FOUND WHAT I'M LOOKING FOR

Sabahlardan bir sabah, Levent durağında otobüs beklerken bir arkadaşla laflamaktayız. Laflamaktayız dememe bakmayın; ben konuşuyorum, o ise dinlermiş gibi yapıyor. Neşem yerinde olmalı ki, kızın beni dinlemediğini bile bile espriler yapıyorum...

İstanbul'u bilenler bilir... Beşiktaş ile Ulus Mahallesi arasında ring sefer yapan U2 numaralı bir belediye otobüs hattı vardır. Üniversitede ögrenciyken, bazen Levent durağında otobüs beklerdik. O duraktan gelip geçen otobüslerin bazıları da U2 hattında çalışmaktaydı. (Sanırım hala öyle)

Ve evet, Zincirlikuyu istikametinden gelen otobüs nihayet sağa dönüp Levent durağına yöneldiğinde hat numarasını görebildik: U2

"Hey şuna bak!" dedim. "YU TU hat numaralı otobüs. Ama bu bize yaramaz." (Bu hat sizi Boğaziçi Üniversitesi'ne götürmez, boşverin gitsin)

Arkadaş döndü ve boş boş baktı yüzüme. Bazı kızlar öyle bir bakarlar ki insana, kırların ortasında ilerleyen bir tren olduğunuz duygusuna kapılırsınız. Espriyi devam ettirdim: "Bir de Duran Duran'ın otobüsü var ama o her yerde durduğu için gelemedi bir türlü..."

Epey sonra öğrendim: U2 diye bir rock grubu olduğunu duymamıştı. Duran Duran ismi ise ona pek bir şey ifade etmiyordu zaten. Güzelim esprim güme gitmişti!


1976 sonbaharında davulcu Larry Mullen (doğumu 31 Ekim 1961), Dublin'deki 'Mount Temple Comprehensive School' ilan panosuna bir duyuru astı: grubuna katılacak elemanlar arıyordu. Kısa sürede bu ilana cevap verenlerle grup kuruldu: solist Paul Hawson (ki onu Bono Vox adıyla tanırız, doğumu 10 Mayıs 1960, Dublin), gitarist Dave Evans (onu da Edge adıyla biliyor olmalısınız, doğumu 8 Ağustos 1961, Essex, İngiltere), ve Adam Clayton (doğumu 13 Mart 1960, Chinnor, İngiltere). Önce kendilerine 'Feedback' , daha sonra 'The Hype' adını veren grup nihayet U2 adında karar kıldı. Bugün aynı ekip hala bir aradalar.

Bono Vox, Latince 'güzel ses' anlamına gelir. Dublin'de işitme araçları satan bir dükkanın adiydi ve Paul Hawson adını buradan aldı. David Evans'a Edge adını veren de Paul Hawson'dır. Muhtemelen, Dave'in hep 'uç noktalarda dolaşan biri' olduğunu düşündüğü için bu ismi vermişti.

U2 Adına gelince... Kimisi bu adın U2 Casus uçaklarından geldiğini, kimi de "you too" (sen de) ve "you two" (siz ikiniz) gibi konnotasyonları nedeniyle seçildiğini söylüyor. İşin doğrusu ise şöyle: Bu ismi bulan, yapımcı Steve Averill 2001 yılında Hot Press dergisindeki röportajında şöyle demişti: "Onlarla ilk karşılaştığımda ne yapmak istediklerini, ne tür bir grup olmak istediklerini tam bilmiyorlardı. Ama Limerick'teki yarışmada finale kalmışlardı ve bir isim seçmeleri gerekiyordu. Adam ise XTC gibi kısa, bir sürü anlama gelen ama aynı zamanda hiçbir anlama gelmeyen isimlerden hoşlanıyordu. Ben de onlara on isimden oluşan bir liste yaptım ve U2 listenin sonundaki isimdi. Grafik olarak güçlü bir isimdi ve özel bir anlama gelmeden pek çok şey ifade edebiliyordu. Biraz tartıştıktan sonra bu isim üzerinde karar kıldık."

Grubun ilk başarısı, 1978'de Limerick'teki St. Patrick gününde (ki bugünün İrlandalılar için anlam ve önemini lütfen bilenler bilmeyenlere anlatsın) düzenlenen bir genç yetenekler yarışmasını kazanıp 500 pound'luk ödülü cebe indirmeleriydi. Jüri üyeleri arasında yer alan Jackie Heyden, CBS Records şirketinde çalışıyordu ve bu gruptan çok etkilenmişti. İlk demo kayıtlarını da o ayarladı.

Eylül 1979'da üç şarkılık U23 adında bir plak yaptılar. Şarkıların adına bir bakar mısınız? Out of Control, Boy/Girl, ve Stories for Boys.

1980'den itibaren de yoğun turnelere başladılar. "Boy" adlı İlk albümlerinin kaydını da bu yoğun turne programının arasında sıkıştırdılar.

U2 grubunun adını duyurduğu ilk ses getiren albümü 1983 tarihli "War"dur. O albümden çıkan 'New Year's Day' 45'liği İngiltere listelerinde bir numaraya kadar çıktı. (Benim de duyduğum ilk U2 şarkısı budur. Çok canlı bir rock sound'u yakalamış olduklarını iyi hatırlıyorum.) Ondan sonra da gelsin Amerika ve Avrupa turneleri. Bu turneler sırasında kaydedilen konser albümü "Under A Blood Red Sky" (Koleksiyonunda bu albüme sahip olan arkadaşlar varsa, uygun bir fiyat karşılığında talibim)

1985'ten itibaren U2'yi bir takım sosyal ve politik içerikli konserlerde görüyoruz: Wembley Stadındaki Live Aid konserine katıldılar. (Bu konserdeki performansları da müzikseverlerin hafızalarında derin bir yer etti: 'Bad' şarkısını uzatarak 12 dakika söylediler. Bono, sahnedeki arkadaşlarını orada bırakıp seyircilerin arasında kızlarla dans etmeye koyuldu. Zaman yokluğundan 'Pride' şarkısını söyleyemediler. Ve Bono o noktada "Ben artık bu işleri bıraksam iyi olacak..." diye düşünmeye başladi) 1986'da İrlandalı işsizler yararına Self-Aid konserlerine çıktılar. Aynı yıl Uluslararası Af Örgütü yararına 'Conspiracy of Hope' turnesine katıldılar.

Mart 1987'de çıkan "The Joshua Tree" albümleri -ki en başarılı albümleri sayılabilir- satışa çıktığı gün gerçekleştirilen satış rakamı itibarıyla İngiltere rekoru kırarken, 22 ülke listelerinde bir numaraya yükseldi. Tanıtım turnesinde 100'den fazla konsere çıktılar. Turnenin Amerika ayağında grubun Colorado ve Arizona'daki show'ları ve Amerika izlenimleri filme alındı ve "Rattle and Hum" adlı film ve aynı adlı konser albümü 1988'de çıktı.

1990'ların ortalarında Bono vaktinin büyük bölümünü başka müzisyenler ve filmler için şarkılar yapmaya ayırdı. Paris'teki 1995 MTV müzik ödülleri töreninde, Fransa Cumhurbaşkani Jacques Chirac'a hakaretler etti. Özellikle Afrika'daki sağlık koşullarının iyileştirilmesi ve az gelişmiş ülkelerin ekonomik durumlarının geliştirilmesi için bir takım çalışmaları ve gelişmiş ülkeler zirvesinde protokolü hiçe sayarak yaptığı 'sarsıcı' eylem ve konuşmaları basından ve televizyondan duymuş olabilirsiniz.

Ama Bono'yu ciddiye aldıkları da bir gerçek. Baksanıza adamın bu amaçla görüştüğü kişiler listesi Papa John Paul, Başkan George W. Bush, eski Başkan Bill Clinton, ABD Hazine Bakanı Paul O'Neill, BM Genel Sekreteri Kofi Annan diye gidiyor.


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 3.CD'sinde yer almaktadır.

I STILL HAVEN'T FOUND
WHAT I'M LOOKING FOR

  I have climbed highest mountain
  I have run through the fields
  Only to be with you
  Only to be with you

  I have run
  I have crawled
  I have scaled these city walls
  These city walls
  Only to be with you

  But I still haven't found what I'm looking for
  But I still haven't found what I'm looking for

  I have kissed honey lips
  Felt the healing in her fingertips
  It burned like fire
  This burning desire

  I have spoke with the tongue of angels
  I have held the hand of a devil
  It was warm in the night
  I was cold as a stone

  But I still haven't found what I'm looking for
  But I still haven't found what I'm looking for

  I believe in the kingdom come
  Then all the colors will bleed into one
  Bleed into one
  Well yes I'm still running

  You broke the bonds and you
  Loosed the chains
  Carried the cross
  Of my shame
  Of my shame
  You know I believed it

  But I still haven't found what I'm looking for

Şarkımız, dini bütün Katolik Bono'nun Hz.İsa'ya (ve dolayısıyla Tanrı'ya) umutsuz bir seslenişi olarak ele alınabilir.

"Utancımın Haç'ını taşıyorsun" dizesinden anlıyoruz ki, Hz.İsa'ya gerçekten inanmakta ve ona hayranlık duymaktadır. Ama "şeytanın elini" tuttuğundan da bahsederek, umutsuz bir arayış içinde olduğunun ipuçlarını da veriyor.

Aradığını bulmak için en yüksek dağlara da çıksa, gene de buldukları hala onu tatmin etmemiş olmalı..

Edge ise Aralık 1998 tarihli bir röportajda şöyle diyor:
"The Joshua Tree çalışmaları sırasında kilise müziği dinliyorduk... Orijinali daha gevşekti, neredeyse bir Jamaika ezgisi.. Bono melodiye başladı ve ben not defterime bir başlık atmıştım bile. Başta kimse bunu ciddiye almadı çünkü daha önce yaptığımız hiçbir şeye benzemiyordu. Ama bittiği zaman özel bir şey yaptığımız belli oldu. Gene de eleştirmenler bu şarkıyı beğenmediler..."

Aradığını bulamamış olmak.. Ama gene de inancını yitirmeden aramaya devam etmek..

İşte bu şarkıdan benim anladığım da bu. Belki de önemli olan bulmayı umduğunuz şey değildir, sizin onu aramakta olduğunuzdur.

Şarkının sözleri oldukça sade, o nedenle çeviriye gerek görmedim.


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 3.CD'sinde yer almaktadır.

  CİNSELLİK
Aşk-Meşk Yazısı
Kılavuzu Karga Olanın
Anlayan Anlar
Anlamayana
  SİNEMA
Korku Filmleri
Sinema:
Demem O ki - From Hell
  YAŞAM
Eğitim Şart
Kampanyalar
Halkla Bütünleşmek
  EDEBİYAT
Renaud Mon Héro
Televizyon Dizileri:
Siyaseten Doğru İfade
  MÜZİK
All Hung Up
How Deep is Your Love
Michel Fugain

Edith Piaf - SELECTION

The Beach Boys

BoneyM

Sezen Aksu - SERÇE

Beş Yıl Önce

Best of STYX

Gülden Karaböcek

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir