Memleketin ekonomisi bir kere daha şapa oturdu. Bu işlerden anladığını iddia eden ne kadar uzman varsa şaşkınları oynuyor.
Kendilerine mikrofon uzatıldığında konuya hakim adam pozları kestiklerine bakmayın. Nasıl bir tufaya geldiklerinin kendileri de farkında değiller.
Oysa bundan bir süre öncesine kadar bunların gözünde bön bir iyimserlik vardı:
- Aman efendim, bundan sonra kriz-mriz olmaz. Ekonomi sapasağlam!
- Aha işte enflasyon da düştü! Herkes hesabını ona göre yapsın...
- Mortgage yasası geliyor, herkes ev sahibi olacak...
- Dar gelirliye konut, işsizlere iş, evde kalmışlara koca... falan filan
derken işte takke düştü, keller göründü.
Şimdi buradan "Niçin böyle oldu?" edebiyatı yapmayacağım. Ben zamanında yazdım, bunun niçin böyle olacağını aylar, yıllar önce söyledim.
Meraklısı Ekonomik Göstergeler Ne Anlatır? ve Adını Doğru Koyun yazılarımı okusa yeter...
Gündelik yaşamın içinde savrulup duruyoruz. Bata çıka bir ömür geçireceğiz, sonra da çekip gideceğiz işte. Tıpkı bizden öncekiler gibi.
Bu aralar Roma tarihi okuyorum. Yüzyıllara yayılan bir perspektiften bakıldığında siyasi gelişmeler, ekonomik ve sosyal değişimler bambaşka bir gözle görülüyor. Benim de ister istemez aklıma takılıyor:
Bundan iki bin yıl sonra dönüp de 20 ve 21. Yüzyıl tarihini incelemek isteyenler neler okuyacak acaba?
"20. Yüzyılın sonlarında teknolojik gelişmeler başdöndürücü bir hıza ulaşmıştı. İnsanlar adeta akşamdan sabaha cep telefonu, çok kanallı televizyon ve INTERNET denen olguyla tanıştı. Böylece insanlar arasındaki iletişim ve bilgi paylaşımının çok hızlı olacağı, bunun sonucunda insan uygarlığının hızla aydınlanacağı ve yükseleceği sanılmıştı.
Oysa bütün dünyada hızlı nüfus artışı ve buna bağlı olarak artan yoksulluk ve cehalet bütün dünyada yükselişe geçmişti. INTERNET ve medya, iletişim ve bilginin değil, ironik bir şekilde, tam tersine cehaletin yayılmasını sağladı. Böylece bir anlamda uygarlıkların çöküp karanlıklara gömülmesini hızlandırdı.
Medya ve bilişim dünyası, para ve şehvet peşine düşmüş kitlelerin mahvolmasını çabuklaştırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Bu kitleler, hayatlarını kolaylaştıracağını düşündükleri teknoloji nimetlerine dört elle sarılırken, hayatlarının tam aksi yöne ilerlediğini, yani giderek zorlaştığını görüyor fakat nedenlerini anlayamıyorlardı."
Neyse, canınızı sıkmayın. Nasıl olsa ölüp gideceksiniz, herkes gibi...
Ekonomik durumlar? Ah evet, siz orada kalmıştınız değil mi?
Nisan 1988'de Financial Times gazetesinde yayınlanan bir makale BIGGER FOOL THEORY konusunu ele alıyordu. (Ben Financial Times'ta yayınlanan makaleleri okumaya başladığımda, şimdilerde sağda solda ekonomi yorumu yapan saçları jöleli tıfılların bir çoğu kısa pantalonla dolaşıyordu. Bugün IMKB'de çalışan broker ve dealer'ların o sırada nereleriyle oynadıklarından ise hiç bahsetmeyelim)
Bigger Fool teorisi; o tarihlerde İngiliz sterlininin olması gereken değerden niçin daha yüksek bir paritede seyrettiğini açıklayan bir teoriydi. Çok da basitti aslında: "Sterlini hangi fiyattan alırsanız alın, sizden daha yüksek fiyat vermeye istekli 'daha büyük bir aptal' bulunacağı kesindir. Öyleyse Sterlin / Dolar paritesinin ne olması gerektiğini düşünmeyin, işinize bakın."
Kapitalizmin anavatanı İngiltere'nin anlı-şanlı iktisatçıları düşünüp taşınmış ve kendi para birimlerinin değerini oluşturan etkiyi, piyasada işlem yapan aptallara bağlamışlardı.
Bu teoriyi hafife almayın! Türk ekonomisinde uçurulan nice balonu açıklayan bir teoridir bu. O balonlar uçurulmuştur çünkü onları yiyecek 'daha büyük aptalların' ortalıkta bol miktarda bulunduğuna inanılmaktadır.
İşte o yüzden borsada, piyasalarda veya ekonominin genelinde yeni balonlar uçtuğunu görürseniz kendinize sorun: Kim daha salak?