|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Anlayıp kabul etmek epey uzun sürdü ama artık itiraf etmemizin zamanı geldi: Biz iyi insanlar mücadeleyi kaybettik!
Dürüstlük ve aklın egemen olacağı barışçı ve adil bir dünya hayal etmiştik. Hoyratlık, bayağılık, cehalet ve aptallık bize galebe çaldı.
Çevrenize bir baksanıza! Sizce haksız mıyım?
İnsanlığın daha iyiye gittiğini düşünmek için ne gibi sebepleriniz var?
On İki Maymun filmini hatırlıyor musunuz?
![]() "Ne on iki maymunu? Bütün dünya Maymunlar Gezegeni'ne döndü" derseniz siz de haklısınız... Filmde, Bruce Willis gelecekten bugünkü dünyaya gönderilir ama yanlış zamana gönderilir. Onu deli zannedip tımarhaneye tıkarlar filmin başlarında. Bir psikolog ise ona inanmaya başlayacaktır ama... Neyse filmin gerisini anlatması uzun sürer şimdi. Kısa keseyim: Filmin bir yerinde bu psikolog hanım bir seminer vermektedir. Ve seminerinde Cassandra'dan bahseder... Kimdir bu Cassandra? Ve bütün bu anlattıklarımla ne ilgisi var? Arz edeyim efendim... Cassandra'nın adı Homeros'un İlyada'sında geçer. Yunan mitolojisinde yer alan ilginç bir öyküdür. Efsaneye göre, kendisi Truva Kralı Priam'ın en güzel kızıdır. Tanrı Apollon ona 'geleceği görme' yeteneğini verir. Bir taraftan da ona aşık olur. Ancak Cassandra, Apollon'u sadece bir 'öğretmen' olarak gördüğü için onun aşkını reddeder.
Gururlu Tanrı Apollon, bir ölümlü olan Cassandra'nın bu tavrı karşısında sinirlenir ve onu cezalandırmak amacıyla, daha önce verdiği yeteneği ters çevirir: Cassandra gene geleceği görme yeteneğine sahip olacaktır ama dinleyenler onun yalan söylediğini düşünecek ve ona asla inanmayacaktır. Apollon'un Cassandra'ya verdiği ceza budur. Biraz düşünecek olursanız, bunun aslında çok korkunç bir ceza olduğunu sezebilirsiniz. Nitekim, efsaneye göre Cassandra, Tahta Atın içinde gizlice Truva'ya girecek askerleri ve Truva Savaşı'nın sonuçlarını görmüş ve söylemiştir. Ama Apollon'un cezasından kaçış yoktu, Cassandra'ya kimse inanmadı! Hayal edin mesela: Sevdiklerinizin ne zaman, hangi kaza veya aksilik sonucu öleceğini, yaralanacağını gününe, saatine kadar biliyorsunuz ama bunu durdurmak için yapabileceğiniz hiç birşey yok. Kimse size inanmıyor, deli veya yalancı olduğunuzu düşünüyorlar. Okumuş-yazmış, akıl ve vicdan sahibi bir sürü iyi insan; insanlığın bekası, iyiliği ve mutluluğu için yıllarca kendini paraladı. Elinde imkanı olanlar yazdılar, çizdiler... Sonuçta ne oldu peki? Deli veya yalancı muamelesi gördüler. Horlandılar, aşağılandılar. Sonuçta cehalet ve aptallık her yanımızı sardı işte. Bir kanser gibi insanlığı kemiriyor. Biliyor Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı yazımda da değinmiştim. Kendimi Türkiye'deki bir avuç aydın gibi yenilmiş hissetmem, kendimi Cassandra gibi hissetmem işte bundandır... Kimbilir hangi Apollon'un tavuğuna kışt dedik de bunlar geldi başımıza? Madem olan oldu, öyleyse Alev Alatlı'nın 'Rüya' romanında dediği gibi: |