ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Çin İşleri Ne İş
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ajda Pekkan

Zeki Müren
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
NE İŞ OLSA YAPAR MISIN?

Bir üniversite sınavının daha geride kaldığı şu günlerde, sınava giren yüz binlerce genç boş gözlerle duvarlara bakıp, makus talihini ve belirsiz geleceğini düşünüyor.

Hayatına yön vermeye çalışan yüz binlerce genç insan, en üretken, en coşkulu, en duyarlı, en uçarı günlerini ders çalışıp, test çözerek tüketti.. Hem kendileri, hem de aileleri bütün bir yılı stres ve sinir harbiyle geçirdi.. Yaşamlarındaki bütün renkleri, bütün hazları erteleyip tek bir hedefe kitlendi..

Ve sınav bitti, görev tamamlandı.
Peki rahata erdiler mi sizce?

Hiç sanmam! Zira sınava girip başarısız olanlar, aynı savaşı gelecek sene de vermek zorunda kalacak.

Gerek OKS ve gerekse ÖSS sınavlarında SIFIR ÇEKEN öğrenci sayısı hızla artıyor. Eğitim sistemimizin nereye gittiği ortada.. Daha başka yorum yapmaya gerek var mı?

Sınavı kazananların durumu da pek iç açıcı değil. Bir çoğu istemediği bölüme girmenin huzursuzluğuyla kıvranırken, bir kısmı da mezun olduktan sonra nasıl iş bulacağının telaşına düşecek.

Tablo bu kadar net ve hazinken, çözüm üretmek adına biz ne yapıyoruz? "Üniversiteye türbanla girilsin mi, girilmesin mi?" tartışmalarını temcit pilavına çevirip afiyetle yiyoruz!

Osman Altuğ'un da saptadığı gibi, aslında bu tartışmanın vardığı nokta: "Üniversitelerin yetiştireceği işsizler türbanlı mı olsun; yoksa türbansız mı olsun?" noktasıdır. Malumdur ki varılan bu nokta, hem üniversitelerin sorunlarına, hem de işsizlik sorununa epeyce sapa kalmaktadır. Abestir.

Eskiden elimizde bir züğürt tesellimiz vardı. Diploması olsun ya da olmasın, zorda kalan herkes 'Ne iş olsa yaparım abi' mesleğine göre ayar ediyordu kariyer planlamasını. Ancak kötü haber şu ki, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde bu meslek de tarihe karışacak gibi görünüyor.

AB ülkeleri sadece üretilen mallarda değil, üretimin her aşamasına katkıda bulunan meslek erbaplarında da bir takım standartlar gözetiyor. Hal böyle olunca, tezgahtarından taksi şoförüne, remayözcüsünden son ütücüsüne kadar herkesin bir ehliyete sahip olması gerekiyor.

Malumunuz, 3 Ekim 2005'te Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik müzakereleri başlayacak. AB uzmanlarına göre bu süreçte ara meslekler önem kazanacak, bazı üniversite diplomaları geçerliliklerini yitirecek.

Durum bu minvalde seyrederken, mesleki eğitime ve meslek liselerine gereken önemi vermeyen Türkiye epeyce çuvallayacak.

Haydi, 'çuvallamak' tabirini 'biraz ağır' bulanlar ve tabloyu daha net görmek isteyenler için bir de örnek vereyim:
Almanya'da 320 tür meslek okulu var. Türkiye'de ise, imam hatip liseleri dahil sadece 60 tür meslek okulu var.

Mahalle bakkalından daha kolay açılan ve kalitesi mezunlarından menkul olan üniversitelere kapağı atabilmek umuduyla bu yıl tam tamına 1 milyon 700 bin kişi sınava girdi. Sınava girenlerin çoğu, sistem onlara başka bir alternatif sunmadığı için kerhen üniversiteli olmayı seçiyor.

İşgüzarlık edip, görünen köye kılavuz olacağım!

Artık ilköğretim çağındaki çocuklar ve hatta zihinsel engelliler bile biliyor ki, bu ülkede üniversite bitirmek meslek sahibi olup, para kazanmak için yeterli değil. Birçok üniversite mezunu, diplomasını 'ne iş olsa yaparım abi' mesleğinde kullanmak üzere çerçeveletiyor. Ve AB onu da elimizden alacak.

  SİNEMA
Vizontele Tuuba
Star Wars
Biz Bunun
  YAŞAM
Çevreciler
İstikamet Gökçeada
İnsanoğlunun
  EDEBIYAT
Halk Dalkavukluğunun
Belki Yollarımız Kesişir
62'den Tavşan Yapmak
  MÜZIK
We are the World
When the Rain
Balkan Sendromu
  CİNSELLİK
Nikahta Keramet
Erkeklik Ölürken
Venüs & Kadın Güzelliği

Boney M

Neşe Karaböcek

A Glimpse of

Nil Burak - Tatlı Tatlı