Geçenlerde aynı liseden mezun olduğum arkadaşlarımla bir araya geldik ve geçmiş günleri yadettik. Beraber eski resimlere baktık, anılar canlandı.
Bunlar olup biterken, cevval bir arkadaşımız 80'li yılların şarkılarını CD'ye çekmiş getirmiş. Bize DJ'lik yapıp fondan müzikleri verdikçe bambaşka alemlere yuvarlandık, yıllar öncesine ışınlandık adeta.
Billy Joel Uptown Girl şarkısını söylemeye başladığında ben artık kopmuştum.
Kendi fakir mahallesinde oturup, kentin daha varlıklı kesimlerinden gelip kendisine aşık olacak bir kız hayali. Hem hayatınız kurtulacak, hem de gerçek aşkı bulacaksınız. Oh ne ala memleket! Keloğlan masalı gibi bir şey işte..
Uptown Girl şarkısını ilk dinlediğim zamanlarda henüz 'varoş' kelimesini duymamıştım. 'Gecekondu mahalleleri' diye bir terim kullanılırdı. Türkiye'nin şehirleşmesinin gelip dayandığı bugünkü noktada, İstanbul'daki yapıların %60'ı ruhsatsız... Yani kaçak.. Bütün İstanbul olmuş size kocaman bir varoş.
Varoşlardaki gençlik ise artık arabesk dinlemiyor. Sınıf atlamaya hevesli genç kızlar ve oğlanlar dandik pop ve fantazi müzikler dinleyip ömürlerini boşa harcamaya devam ediyorlar. Kral TV'de alttan geçsin diye abuk sabuk SMS mesajları göndermeyi bıraksalar belki de anlayacaklar ki atlayabilecekleri 'zengin bir sınıf' kalmadı neredeyse.
She's been living in her uptown world
I bet she never had a back street guy
I bet her mama never told her why
I'm gonna try for an uptown girl
She's been living in her white bread world
As long as anyone with hot blood can
And now she's looking for a downtown man
That's what I am
And when she knows what she wants from her time
And when she wakes up and makes up her mind
She'll see I'm not so tough
Just because I'm in love with an uptown girl
You know I've seen her in her uptown world
She's getting tired of her high class toys
And all her presents from her uptown boys
She's got a choice
Uptown girl
You know I can't afford to buy her pearls
But maybe someday when my ship comes in
She'll understand what kind of guy I've been
And then I'll win
And when she's walking she's looking so fine
And when she's talking she'll say that she's mine
She'll say I'm not so tough
Just because I'm in love with an uptown girl
She's been living in her white bread world
As long as anyone with hot blood can
And now she's looking for a downtown man
That's what I am
Uptown girl, she's my uptown girl
You know I'm in love with an uptown girl
My uptown girl
You know I'm in love with an uptown girl
Ha bir de hip-hop ve rap müzik var, 'varoş' kelimesiyle özdeşleştirdiğim. Le-Man dergisinde Melike Acar isimli yetenekli ve zeki bir çizer var mesela. Bu rap'çilerden bazılarının öykülerini çizgi-röportaj-hikaye şeklinde yazdı. Ben de oradan öğrendim.. Rapstar Ceza diye biri varmış mesela -ki bu tür müzikleri dinliyor olmak zaten başlıbaşına bir ceza- "Mücadele ettim, yılmadım.. Müziğimle bu yere geldim.." falan gibi bir takım laflar paralıyor.
Melodi ve ritm kullanmadan birilerine küfür ve hakaret etmek 'şarkı söylemek' oldu ve buna 'müzik' deniyor ha? Bu yetmiyor, artık kimlerle ve nelerle mücadele(?) ediliyorsa, bu 'müzik' vasıtasıyla bir yerlere(?) geliniyormuş, baksanıza.
Evet arkadaşlar, hadi selam duralım: Varoş kültürü her tarafı kuşattı ve kendi yarattığı tahribatı farketmeden 'mazlum' pozlarına yatıyor. Olup bitenin aslı budur.
Bu saatten sonra kaliteli ve anlamlı müzik dinlemek isteyen mağdur ve mazlum insanlar underground ortamlara çekilecek ve ortalık bir takım gürültücü ve tahripkar adamlara kalacak demek ki?..
Bana gelince...
Ben 'Uptown Girl' şarkısına dönüyorum. Dışarılarda bir yerde 'daha iyi bir dünyanın var olduğuna' inandığımız o masum günleri özledim çünkü.