| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
1987 yılını hatırlıyor musunuz? Siyasi yasaklar kalksın mı kalkmasın mı diye sonbaharda referandum yapılacak, Demirel meydanlara dönmüş. Galatasaray ise Jupp Derwall'in teknik direktörlüğünde, 14 yıl aradan sonra şampiyonluğa koşuyordu ve gün onların günüydü.
Bense o zamanlar yirmi yaşında bir çaylak. Bıraksalar, memleketin hatta dünyanın bütün sorunlarını çözerim. Yeter ki bana meseleleri kavrayacak kadar zaman ve sorunları çözmek için yetki versinler. Kralını tanımam. İşte bu pozlarda bir üniversite ögrencisiyim.
Fakat nedense, bütün dünyanın sorunlarını çözebilecek kadar akıllı olan ben, kızların ipe sapa gelmez, tutarsız ve mantıksız davranışlarını çözebilmiş değildim. Dedik ya, çaylağız o zamanlar. Sanki kadınları anlamak mümkünmüş de, bu sadece bir zaman meselesiymiş gibi, bugün bakıldığında aptalca ve komik görünen düşüncelerim var. Zaten gençlik- delikanlılık dediğin de başka nedir ki?
Ve ortalıkta bir feminizm lafıdır gidiyor. Bu lafı ilk o zaman, 1987 ilkbaharında duymuştum. Bu feminizm dalgası nedir anlayabilirsem kızların mantıklarını da çözebilirim belki, diye bir fikir oluştu bende.
O zamanlar nerden bileyim kadın milletinin herhangi bir mantık sistemiyle alakası bile olmadığını?..
Kantinde, bahçede, ders aralarında ne zaman bir grup bir araya gelsek, lafı döndürüp dolaştırıp kızlara soruyordum:
Kızlar ise "Valla ben feminist değilim ama.." diye başlayıp, hiç biri ötekine benzemeyen abuk sabuk laflarını peşpeşe diziyolardı.
Bu macera beni taa Duygu Asena'nın 'Kadının Adı Yok' kitabını okumaya kadar götürdü. Bunu söylerken utanıyorum şimdi, ama anlayin kafayı ne kadar yemişim o zamanlar.
Benim bu durumlarım bir taraftan da erkek arkadaşlara espri konusu oldu:
"Oğlum, göster bakalım, hamamda feministler nasıl bayılır?"
"Feministler ihtilal yapıp memleket idaresine el koyunca, meclisin duvarına 'Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Kadın Milletinindir' yazarlar artık!"
"Zaten hakimiyet onlarda değil mi oğlum? Hah Hah Haa..."
Özel ders verdiğim bir de çocuk var o sıralar. İyi niyetli temiz bir oğlan bu. Dalyan gibi de delikanlı, Paşabahçe basketbol takımında oynuyor bir yandan. Sıkı sporcu, üstelik de hasta cimbomlu.
Bir gün ders seansımızın sonunda sohbetteyiz bu arkadaşla. Okul nasıl gidiyor, takımda ne yapıyorsun vb. Ben o sıralar kafayı yemişim ya, tuttum sordum: "Sizin okulda da feministler var mı?"
Çocuğun suratı bir anda allak bullak oldu. Şaşırdı. Donakaldı. Galiba kavgada bile söylenmemesi gereken bir laf ettim, tutulası dilim, diye düşünürken çocuk cevabı yapıştırdı:
Nasıl gülmeye başladım, koptum resmen. Aradan kaç yıl geçti, hatırladıkça hala gülerim.
Demek ki neymiş?
Türk gençliğine spor yapma imkanı verilirse, feminizm gibi yıkıcı, bölücü ve zararlı faaliyetlerin de önü alınmış olur.
Bunu da yazalım aklımızın bir kenarına!
|