Geçen hafta kavli karar ettik, fırtına da çıksa, soğuktan bir tarafımız donacak bile olsa haftasonu Ada'ya gidip iki kadeh parlatacağız. Delikanlı adam acı patlıcan değildir ki kırağı çalmasın! Velakin söz ağızdan çıkmışsa gereği yapılır. Odur. Olmaz yani başka türlüsü.
Hüseyin daha Perşembe günü sukoyverdi.
"Abi, bizim evin mutfağı yaptırılacak.
Usta bulup getirmem lazım.."
Hey Yarabbim, daha dün cin olmuş da bugün adam çarpacak. Soğukta kalırsa altını tutamıyor tabii, ben bilmez miyim. Su koyvermek derken meselenin aslını diyorum yani.
Yahu Hüseyin dedim, hazır tesisatçıyı bulmuşken senin musluğun contalarını da değiştirsin, baksana yenge helak oldu senin çarşafları değiştirmekten.
Delikanlıyız diyoruz, şu yanımızda dolaştırdığımız adamlara bak!
Bekir efendi hazretleri eyyamcının önde gideni. "Hayırlısı neyse olur. İnşallah maaşallah.." diyerek kıvırtıyor.
Ben anladım, son dakikada mazeret uyduracak taifedendir muhterem. Şimdiden yerini yapıyor haliyle.. Netekim son dakikada haberi geldi ki, böbrek sancısı tutmuş. Karısı evde ıhlamur kaynatıyor. Bak bak..
Eh be adam, madem son dakikada tırsıp palavra sıkacaksın, mevzuu ilk defa dillendirilirken sazan gibi çıkmasaydın ortaya?
Cevahir sağlam çıktı! Sabahtan arabasına atlamış gelmiş. Saat dokuzda kapımdaydı "Hadi abi kahveni içtiysen yola düşelim.." diyerek.
Münir de kıyak adamdır, harbi adamdır bak. Eski bahriyeli. Ne hava durumu, ne karı durumu, ne de para durumu bu adamı maksadından alıkoyar vesselam. Daha sabahtan telefonu çaktı "Sebahattin abi, ben hazırım. Nevale olarak ne istersin söyle, hemen yaptırayım. Giderken yanımızda bulunsun..."
Böyle delikanlı arkadaşların olsun, beş yüz milyar borcun olsun şu alemde be!
Kaldı geriye Sarı Mahmut..
Geçenlerde ikinci hanımı aldı bu. O dakikadan itibaren itibarı sıfırladı. Ortamlarda sert adam diye dolanırdı, şimdi karısının ağzının içine bakan kılıbığın biri oldu çıktı.
Eyvallah, Allah gönlüne göre versin. Allah müstekahını versin.. Bu karı da malını mülkünü cukkalayıp seni kapının önüne koyduğunda gelir ağlarsın. Asıl o zaman koyacağım ben lafımı sana!
Daha önceden "İlla ki bana da haber verin giderken" dememiş olsa, ona haber bile vermezdik. Otursun yeni karısının dizinin dibinde...
Gelgelelim delikanlılık aleminde eski dostların ricası emir hükmündedir. Açtım buna telefon, dedim nedir? Geliyor musun?
"Sen de kimsin be?" demez mi bana telefonda, zibidi.. Cep telefonunda adım çıkmıyor mu ulan? Çakmadın mı arayan kimdir?
Ses etmedim önce, durdum şöyle bir. Yeni karısı akıl mı bıraktı ki adamda? şeklinde. Fakat ayılamadı bizim dürzü.
Neden sonra diyor ki, gözlüğüm gözümde yoktu, okuyamadım ismini telefonun ekranında..
Ulan gözlüğünü takmayınca kulakların da sağır mı oluyor? Alamadın mı sesimi? Bakanlık müsteşarı arayacak değil ya seni pazar günü?
Vaziyete uyanınca "Dur ben bir sorayım.." diye müsaade istedi. Hanımına soracak zaar. Merak ediyorum yani, evde helaya giderken de hanımın kaş göz işaretine göre mi hareket ediyorsun?
Az sonra aradı mümaileyh
"Kusura bakma, bizim torun gelmek istemiyor.."
Ulan lafa bak! Senin torunu soran kim?
(Torun dediği de, şimdiki hanımdan. Üvey torun yani)
Geliyorsan sen geleceksin, torun torba ağzı yapma yahu.. Gelmeye paçan sıkmıyorsa da, mazeret beyan ederken karşındaki adamı hıyar yerine koymayacaksın.
Neticede; Münir, ben ve Adanalı Cevahir -ki bak eski delikanlılardan kaç kişi kalmışız- çıktık seferimize. Batan güneşe karşı ikişer kadeh parlatıp eski günlerden bahsettik.
Kurtlar kocayınca köpeklere maskara olur derler. Kocayınca maskara olmayan adama da delikanlı denir işte. İtirazı olan, derdini evdeki karısına anlatsın. Bize sökmez!