Müzik dünyasına adımını 1970 yılında attı ve İngiliz art-rock grubu Genesis'in yedek davulcusu oldu. O sıralar, Genesis'in solisti Peter Gabriel olup, 1974 yılında gruptan ayrılıncaya kadar, grup İngiltere ve Amerika'da sadece mütevazı bir başarı elde edebilmişti. Peter Bey birden solo kariyer yapmaya karar verip de Genesis'i yüzüstü bırakıverince, solistsiz kalan topluluk 400 civarında adayın performansını dinledi sonra da yedek davulcu Phil Collins'e şans tanımaya karar verdi. Ve bingo!
Sonuçta Genesis'in sound'u daha basit bir forma bürünerek, Phil Collins'in derinden gelen etkileyici sesine odaklandı. Then There were Three albümü 1978'de altın plak kazanırken, bunu izleyen Duke albümünün satışları daha da yüksek rakamlara ulaştı. (Bir de bazı ukalalar şöyle der: 'Genesis mi? Ah evet, solistleri Peter Gabriel iken severdim onları.. Sonra bozuldular..' Bense Genesis'i ilk dinlediğimde solistleri tabii ki Phil Collins'ti. Peter Gabriel ise konuyla alakası olmayan üçüncü bir şahıstı sadece.)
Phil Collins ilk solo albümü Face Value'yu 1981 yılında yaptı ve bu albüm gelmiş geçmiş bütün Genesis albümlerinden daha başarılı oldu. 1975 yılına kadar davulun arkasında oturan adam, önce başarılı bir vokalist olmuş şimdi de şarkı yazarı olarak dikkatleri çekmeye başlamıştı. İlerki yıllarda bir röportajda kendisine sorulan "Genesis'teki müziğinizi mi yoksa solo yaptığınız müzikleri daha çok beğeniyorsunuz?" sorusuna Phil Bey şöyle cevap verecekti: "Genesis'in kendi tarzı var. Bense kendi yapmak istediğim müziği yapmak isteyince solo albüm yapıyorum. İkisi yanyana gidiyor işte.."
80'i yıllar boyunca Phil Collins, Genesis albümlerinin başarısıyla kendi solo albümlerinin başarısını arasındaki dengeyi sağlamayı başardı.
Daha sonra aynı şarkının 1988'de yeni bir versiyonunu da çıkardı. Genesis'in 1987 tarihli 'Invisible Touch' albümünde yer alan "Tonight..Tonight" şarkısı da sound olarak bu şarkıya benzer: davul ağır bir ritmle başladığı şarkıyı finalde kreşondaya bağladığında, Phil Collins'in şarkıda anlatmakta olduğu hikayede de duygu yoğunluğu doruk noktaya ulaşmış olur.
Phil Collins'in müzik çalışmaları yalnızca Genesis veya solo albümleriyle de sınırlı kalmadı. John Martyn, Robert Plant, Frida, Eric Clapton, Brand X ve Howard Jones gibi sanatçılarla birlikte çalıştı. Against All Odds filminin soundtrack'ını yaptı. Bu olaydan birkaç hafta sonra da, Miami Vice dizisinin bir bölümünde konuk oyuncu olarak yer almasının ardından, film yapımcıları ona rol teklifleri götürmeye başladılar. 1987'de tren soyguncusu Buster Edwards'ı canlandırdığı 'Buster' filmi olumlu eleştiriler aldı.
1993'te çıkardığı Both Sides albümü keskin duygulara dönüş anlamında Face Value albümündeki gibi derin bir şiirsellik içeriyordu. Röportajlarında 'mutlu bir evliliği' olduğunu söyleyen Phil Collins (ikinci evliliğiydi), eski ilişkinin yaralarını güçlü ve etkili şarkı sözleriyle gene açmıştı.
Kısa bir süre sonra, çok daha genç bir kadınla ortalıktan kaybolmasının ardından, (kamuoyunda ve basında daima takdir ve sempatiyle bakılan) ikinci evliliğinin de bittiğini duyurması, Phil Collins'in imajını çok olumsuz etkiledi.
İngiliz basını ve kamuoyu bu olayda Phil Collins'in karşısında yer alınca, adamımız da tası tarağı toplayıp İsviçre'ye yerleşti. İngiliz müzik medyası da, Both Sides albümünün şiirsel yoğunluğunu kendi işine geldiği gibi değerlendirdi.
Üstat, 1995'te Genesis'ten tamamen ayrıldığını duyurdu ve 1996'da Dance into the Light adlı solo albümünü çıkardı. Bu albüm pek tutulmasa da, albümü tanıtım turneleri çok başarılı geçti ve Phil Collins bozulan karizmasını tekrar onardı. Disney yapımı 'Tarzan' filminde söylediği "You'll Be In My Heart" baladı, o yıl En İyi Özgün Şarkı Oscar'ını aldı.
In the Air Tonight şarkısında uzun süredir beklenen bir hesaplaşma anlatılır. Adamımız Phil, uzun zaman önce olmuş kötü (kriminal?) bir olayın mağduru ve/veya şahididir. Hesaplaşma yeri her neresiyse (bir mahkeme salonu da olabilir pekala) artık iyi adam ve kötü adam orada karşılaşmışlardır.
Artık hesaplaşma vaktidir!...
How can I just let you walk away, just let you leave without a trace
How can you just walk away from me,
So take a look at me now, oh there's just an empty space
I wish I could just make you turn around,
So take a look at me now, well there's just an empty space
But to wait for you, is all I can do and that's what I've got to face
Take a look at me now |