| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Şişli - Kurtuluş - Feriköy - Dolapdere güzergahını izleyecek olan arkadaşlarımızın MACERALI bir yolculuk yapacakları ise neredeyse kesindir. Şu İstanbul şehri cansıkıntısına bire bir yahu..
"Hacı hacıyı Mekke'de, deli deliyi dakkada bulurmuş.."
Size de göstermek isterdim ama hain fotoğrafçı o resmin bir kopyasını bana satmayı reddetti.
"Neden istiyorsunuz o resmi?" diye sorduğunda
Üstübaşı da temiz tertipli, tinerciye veya şarapçıya benzemiyor. "Hayır, ben senin beklediğin arkadaşın değilim..." cevabımı yeterince inandırıcı bulmamış olmalı ki kolumu bırakmak istemedi.
Evet, adamın arkadaşının adı PERSİ imiş.. Çocuk kesinlikle sarhoş değildi ve ben o kelimeyi net olarak böyle duyduğuma eminim.
Bar sahnesini hatırlıyor musunuz? Aman Yarabbi, o ne curcunadır... Galaksinin dört bir yanından ipini koparıp gelen ne kadar acayip yaratık varsa hepsi de oradadır.. Hah, ben ne zaman Beyoğlu'na çıksam 'kendisini Alderaan gezegenine götürecek bir gemi ararken karmaşık ortamlara düşmüş olmanın şaşkınlığı içindeki Luke Skywalker' gibi hissederim.
Beyoğlu'nun sahaflarında, meyhanelerinde vs. bir sürü macera geçmiştir başımdan ama bunları anlatıp dengenizi bozmanın gereği yok şimdilik.
Ama gene de, Tünel'den Karaköy'e inen yokuşta farklı tarihlerde şahit olduğum iki olayı anlatasım geldi:
Bir keresinde muhafazakar görünüşlü Karadenizli bir vatandaşımız "Cerane nerededur?" diye sormuştu bana. Ceranenin 'kerhane' olduğunu anlamamış ve yürüyüp geçmiştim. Jeton çok sonra düşmüştü.
Karlı bir kış gecesinde ise taşralı bir genci beş metre ilerdeki büfenin komisine "Büyüğüm geldi, nereye yapayım?" diye bağırarak sorarken görmüştüm.
Not: Def'i hacetinizi nerede gidereceğinizi ve nerede seks yapacağınızı bana sormayın lütfen!
(Çok mu denyo bir görüntü veriyorum etrafa, bilmem ki.. Adım da PERSİ değil üstelik)
(Çocuk sesiyle konuşup sık sık "Ayyyyyy canıııımmmmm.." falan diyen, bu sayede canayakın ve sevimli olduğunu zanneden kızlar ise kötü bir sitcom'un kahkaha efektleri kadar itici gelirler bana. Bunu da söylemiş olayım da içimde kalmasın)
Her daim locada oturup gösteriyi hababam aşağılayan o iki ihtiyarın gerçek halleri İstanbul'da mevcut!
Birisi Çemberlitaş'taki nargile kahvemin tuvaletçisi, (Bkz. resimde soldaki figür) diğeri de Şişli'deki bir apartmanın kapıcısı.
Miik miik miik diye sesler çıkarır ve ne dediği asla anlaşılmazdı.
Mustafa Sandal'ın İngilizce şarkı söylerkenki hali bana işte o asistan Beaker'i hatırlatıyor.
Ya da Türk Telekom reklarında oynayan Cem Yılmaz'ın babası şeklinde düşünebilirsiniz.
Bu yazı da bir şeye benzemedi! |