ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Batılı Harbi Konuşunca
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SEVGİLİ HEMŞEHRİLERİM

Şişli - Osmanbey - Taksim - Tünel - Karaköy güzergahı yürüyüş için eğlencelidir. Yol boyunca enteresan şeylerle karşılaşma şansınız vardır.

Şişli - Kurtuluş - Feriköy - Dolapdere güzergahını izleyecek olan arkadaşlarımızın MACERALI bir yolculuk yapacakları ise neredeyse kesindir. Şu İstanbul şehri cansıkıntısına bire bir yahu..

  On déballe des vérités
  Sur des gens qu'on a dans le nez,
  On les lapide.
  Mais on le fait avec humour
  Enrobé dans des calembours
  Mouillés d'acide...
  On rencontre des attardés
  Qui pour épater leurs tablées
  Marchent et ondulent

"Hacı hacıyı Mekke'de, deli deliyi dakkada bulurmuş.."
diye bir laf işitmiştim bir keresinde...
(Buradaki dakka, Bangladeş'in başkenti Dakka değil, alooo... Dakika manasında yani.. Uyandırayım..)


Harbiye'deki bir fotoğrafçının vitrininde evlere şenlik bir nikah fotoğrafı gördüm. Gelinle damat gerdek gecesinin provasına fotoğraf stüdyosunda başlamışlar, diyeyim siz anlayın.

Size de göstermek isterdim ama hain fotoğrafçı o resmin bir kopyasını bana satmayı reddetti.

"Neden istiyorsunuz o resmi?" diye sorduğunda
"INTERNET'te yayınlayacağım.." demese miydim acaba?)


Tam oradan çıktım, iki adım atmama kalmadı temiz giyimli bir delikanlı koluma yapıştı: "Bir arkadaşıma çok benziyorsun.. Tam da onu bekliyordum.. Sen o musun?"

Üstübaşı da temiz tertipli, tinerciye veya şarapçıya benzemiyor. "Hayır, ben senin beklediğin arkadaşın değilim..." cevabımı yeterince inandırıcı bulmamış olmalı ki kolumu bırakmak istemedi.
"Senin arkadaşının adı ne?" dedim, el cevap (sıkı durun): PERSİ.

Evet, adamın arkadaşının adı PERSİ imiş.. Çocuk kesinlikle sarhoş değildi ve ben o kelimeyi net olarak böyle duyduğuma eminim.
(Biz de burada yazarız diye geçiniyoruz, elalem ayaküstü neler yazıp oynuyor.. Vallahi uydurmuyorum, bunları uyduracak yetenek bende ne gezer?)


Star Wars filminin (hani 1977 tarihli en birinci ve en harbi olanının) bir yerinde Obiwan Kenobi ile Luke Skywalker kendilerini Alderaan gezegenine götürecek kiralık bir uzay gemisi aramak için bir bara gelirler. Bilahare orada Han Solo ile tanışacak ve Millenium Falcon'u kiralayacaklardır.

Bar sahnesini hatırlıyor musunuz? Aman Yarabbi, o ne curcunadır... Galaksinin dört bir yanından ipini koparıp gelen ne kadar acayip yaratık varsa hepsi de oradadır.. Hah, ben ne zaman Beyoğlu'na çıksam 'kendisini Alderaan gezegenine götürecek bir gemi ararken karmaşık ortamlara düşmüş olmanın şaşkınlığı içindeki Luke Skywalker' gibi hissederim.

Beyoğlu'nun sahaflarında, meyhanelerinde vs. bir sürü macera geçmiştir başımdan ama bunları anlatıp dengenizi bozmanın gereği yok şimdilik.

Ama gene de, Tünel'den Karaköy'e inen yokuşta farklı tarihlerde şahit olduğum iki olayı anlatasım geldi:

Bir keresinde muhafazakar görünüşlü Karadenizli bir vatandaşımız "Cerane nerededur?" diye sormuştu bana. Ceranenin 'kerhane' olduğunu anlamamış ve yürüyüp geçmiştim. Jeton çok sonra düşmüştü.

Karlı bir kış gecesinde ise taşralı bir genci beş metre ilerdeki büfenin komisine "Büyüğüm geldi, nereye yapayım?" diye bağırarak sorarken görmüştüm.

Not: Def'i hacetinizi nerede gidereceğinizi ve nerede seks yapacağınızı bana sormayın lütfen! (Çok mu denyo bir görüntü veriyorum etrafa, bilmem ki.. Adım da PERSİ değil üstelik)


Karaköy altgeçidinde Milli Piyango satan genç bir kız vardır. "Ağğllmahsanısssss çığğkmaaaaaaas!" diye işveli işveli bağırır. Böyle yapınca çekici olduğunu düşünüyor galiba. O da bana Yonca Evcimik'i hatırlatır: Hani bakınca seksi mi yoksa komik mi olduğuna bir türlü karar veremezsiniz...

(Çocuk sesiyle konuşup sık sık "Ayyyyyy canıııımmmmm.." falan diyen, bu sayede canayakın ve sevimli olduğunu zanneden kızlar ise kötü bir sitcom'un kahkaha efektleri kadar itici gelirler bana. Bunu da söylemiş olayım da içimde kalmasın)


Muppet Show'u hatırlar mısınız?
Süper bir şeydi yahu!..

Her daim locada oturup gösteriyi hababam aşağılayan o iki ihtiyarın gerçek halleri İstanbul'da mevcut!

Birisi Çemberlitaş'taki nargile kahvemin tuvaletçisi, (Bkz. resimde soldaki figür) diğeri de Şişli'deki bir apartmanın kapıcısı.
Bu kadar mı benzerlik olur kardeşim?

Bir de Muppet laboratuarının şaşkın ve sakar asistanı Beaker vardı.(Bkz. sağdaki resim)

Miik miik miik diye sesler çıkarır ve ne dediği asla anlaşılmazdı.

Mustafa Sandal'ın İngilizce şarkı söylerkenki hali bana işte o asistan Beaker'i hatırlatıyor.

Ya da Türk Telekom reklarında oynayan Cem Yılmaz'ın babası şeklinde düşünebilirsiniz.

Bu yazı da bir şeye benzemedi!
Adamda akıl mı bırakıyor bu şehir?

  CINSELLIK
Anlayan Anlar
Anlamayana
İnsanlığın
Boynuz Modaymış

  MÜZIK
Çok Geç Olmadan
I Know What It is
Billie Jean
  EDEBIYAT
Kadın Dergileri
Mizah Dergilerinde
Okur Yazar ilişkileri
  SINEMA
Emmanuelle
James Bond'un
Go Rattle or G.O.R.A.
  YAŞAM
Kompüter Eşkıyaları
Dondurma Yemek
Ne İş Olsa Yapar mısın?

Başrolde Emel Sayın

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Yıldırım Gürses

Fransızca & İtalyanca