Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Çıkan kısmın özeti şöyle: Üçüncü Dünya Savaşı çoktan başladı!
![]() İlk iki Dünya Savaşı, ulus devletlerin oluşturduğu ittifakların düzenli orduları arasında geçmişti. Bu nedenle, soğuk savaş yıllarından da kalma bir şartlanmayla, Üçüncü Dünya Savaşı'nın -eğer çıkacaksa- politik bloklar arası bir nükleer savaş şeklinde olacağını sanmıştık.
Şu ana kadar 'savaş' konusunda bilinen, doğru olduğu varsayılan pek çok ilke, prensip, kural ve kavram; bu yeni savaşın nedenlerini, yapısını, yöntem ve amaçlarını açıklamakta eksik kalıyor. Hatta yanıltıcı oluyor. Bugün 'asimetrik savaş' dedikleri olguya yarın kimbilir hangi kavramı yakıştıracaklar? Kafası karışmış ve iyice sersemlemiş geniş bir güruh, bütün bu olan bitene slogan atarak değiştirebilecekleri bir piyesmiş gibi bakıyor. Hani yaşlı teyzeniz eski bir Türk filmini seyrederken, artistlere verir veriştirir: "Yapma kız.. Oğlan yalan söylüyor..vs vs"
Aynen yukarıdaki örneğe benzer şekilde romantik yazarlarımız işin içinde girip ahkam kesmeye başlayınca, durum sürrealist bir komediye dönüşüyor iyice. "Bize 'romantik hayalciler' dediler, dalga geçtiler. Şimdi ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkıyor.. vs. vs." diyen ve hala olup biteni anlayamayan insanlar bunlar. (Onları gördüğünüzde incitmeyin.. Şefkatle yaklaşın.. Dış dünyanın kötülüklerinden uzak tutalım bu romantikleri) Dostoyevski'nin 'Budala'sı gibidir onlar.
Çünkü yeryüzünün sınırlı kaynaklarının altı milyar kişiyi barış ve refah içinde yaşatmaya yetmeyeceği görülmüştür. Olan bitenin aslı budur. "Ne yanlış? Ne doğru? Kim haklı, kim haksız?" gibi soruların bu büyük denklemde pek de önemi kalmadı. Okyanuslar devasa gel-gitlerle yükselip alçalırken, içindeki balıkların
Bu sırada orkinoslar çıkıp "Bize romantik yakamoz çocukları dediler.. Şimdi ne kadar haklı olduğumuz açığa çıktı işte.." der mi? O zaman SAZANLARA ne oluyor ki?
O savaşlarda kim haklıydı, kim haksızdı? Şu an önemi var mı? Geçen asırlarda yapılmış savaşların etik anlamlarını biz nasıl umursamıyorsak, nasıl ki o olaylar bizim için sadece tarih kitaplarındaki bazı paragraflardan ibaretse; şu anda dünyanın giderek içine girmekte olduğu büyük savaş da öyle olacak. Savaş bittiğinde, 'tarihi' kazananlar yazacaklar. Tabii ki kendi bildikleri ve gördükleri şekilde... En geç iki nesil sonra da, savaşın sebeplerini kimse hatırlamıyor olacak. Bu savaşın kazanan tarafı sonunda kim olacak? Bunu bilemiyorum. Ama şimdiden bazı 'kaybedenler' olduğu kesin: Özgür ve rasyonel düşünmek isteyenler, insanlığın ANCAK BU SAYEDE daha güzel günler görebileceğini hayal edenler şimdiden savaşı kaybetti. Üzülerek itiraf ederim ki, aralarında ben de varım. İnsanı insan yapan şeylerin başında İNSAN AKLI geldiğini düşünüyorduk.
İnsanın yaşamak için AKLA İHTİYACI OLMADIĞINI savunanlar galebe çaldı oysa.
Yarın 'kazananların' yazacağı tarih kitaplarında, bizim gibi insanların hiç onaylamayacağı şeyler yazıyor olacak. Peki ne yapılabilir? İnsanoğlunun giriştiği en çılgın maceralardan biri oynanıyor ve sizin en ön sıralardan biletiniz var.
"Bana ne bu olan bitenden? Anlasam ne olacak ki? Ben kendi dalgama bakarım.."
- Hepimiz ölümlüyüz. Er veya geç, şu ya da bu şekilde öleceğiz.
- Çocuklarınız da öyle... Hatta onların çocukları da öyle.. - Bir nesil sonra, sizi kimse hatırlamayacak! Kim olduğunuz, neler düşündüğünüz falan, bir nesil sonra (hatta belki çok daha kısa bir süre içinde) tamamen önemsiz ve gereksiz bir ayrıntı olacak. (Böyle ayrıntıları aklınızda tutmak zahmetine siz girmediğinize göre, sizden sonrakiler niye girsin?) - Ama üzülmeyin! Ölüm korkusu, yaşayanlara mahsus bir kuruntudur.
Sonra dünyaya ne mi olacak? Amma da yaptınız ha! Daha demin "Bana ne yahu? Ben dalgama bakarım.." demiyor muydunuz? Hadi sizi merakta bırakmayayım, dünyaya ne olacağını söyleyim:
|