Bir delikanlının hislenme derecesi ne olmalıdır? Mühim mevzuudur bu.
Sanılır ki delikanlı adamın yüreği taştan olur, katiyyen ağlamaz. Külliyen yanlış. Etrafta delikanlıyız diye dolaşan külhanbeylerine kanmayın. Ekseriyeti koftidir, kaba kuvvetten başka bir şey bilmez.
Oysa delikanlı dediğin, yüreğinin sesini dinleyen, vicdanına kulak veren adamdır en başta. Şimdi bir takım kıtipiyoz tosbağalar bunu 'yumuşaklık' zannetmesin. Biz burada bileği kadar yüreği de sağlam olan kişilerden bahsediyoruz, delikanlı diye.
Nereden icab ettiyse, eski albümlere bakıyordum geçen gün. Hey gidi günler hey!
Bak işte şu resme..
Yeşil Haydar, şairdi bu, duyarlı adamdı. Biraz solculuk vardı bunun tabiatında, ama hissiyatı derin bir insandı. Halden anlardı.
Bana demişti ki bir keresinde:
"Oğlum Sebahattin, numara yapma! Sen bu Müzeyyen'i seviyorsun. Onun da sende gönlü var, git kıza açıl... Derdini anlat.."
Ah işte buraya gelince Sebahattin Abiniz gözyaşlarını tutamadı.
Bakın işte, bu Müzeyyen hanımefendi. Göztepe'de köşkleri vardı, zengindi bunlar. Hani kapılarının önünden geçmeye utanırdım, öyle bir şey.
Bana haber yollamıştı
"Beni istiyorsa elini çabuk tutsun..." şeklinde.
Neticede o iş olmadı.. Bu da gitti Cemil'e vardı.Tilki gibi bir adam. Kumar borcu yüzünden vurdular tilkiyi, o da Müzeyyen'i bir başına bırakıp göçtü gitti dünyadan işte..
Bu soldaki Müzeyyen'in babası Fuat Bey.. Demokrat Parti'den Mebus olmuşluğu var.
Yazları Kalamış'ta kulüpte eğlenir. Vur patlasın, çal oynasın. Masondu aynı zamanda. Sosyete işte.
1960'ta kısa bir tevkifatı oldu, ondan sonra toparlayamadı. Mal gitti, mülk gitti.
Müzeyyen desen, zaten gitmişti..
Sincap derdik biz buna, adı Tahsin.. Müzeyyen'in küçük kardeşi..
Ona abilik etmişliğim vardır.
Yeri geldi, cebine para da koyduk.
Bankerlik edecem diye, bir takım alengirli işlere girdi çıktı. Üç kağıtçılık yaptı.
Ocaktan bazı arkadaşlara ters yapmış bu.. Benim haberim olmadı, yoksa kulağını çekerdim. Hafif bir dayakla kurtulurdu. Bizim çocuklar biletini kesivermişler bir akşamüstü.
Çok üzüldüm çok. Müzeyyen'in yüzüne bakamadım sonra.
Ah be Palamut Kasım... Bari sen olaydın şimdi de, iki çift laf edeydik.
Pasajda çalardı, bizi görünce muhabbete balıklama atlardı. Çok sabahlamışlığımız vardır birlikte. Beni iki kere karakoldan bile kurtarmıştı.
Çok içerdi, eceli de oradan geldi.
Ben Müzeyyen için kahrolurken bir akşam meyhanede, yanıma oturmuştu.. "Arkadaşım, üç günlük dünyada değer mi hiç surat asmaya. Al bu kadeh benden olsun.." demişti. Öyle tanışmıştık.
Şen bir kahkahası vardı, ama biz bilirdik, içinden yanardı o...
Kavanoz dipli dünya!.. İyi insanlardan kaç kişi kaldık ki şurada?..
Kusura bakmayın sevgili kardeşlerim, Sebahatin Abiniz biraz efkarlı.. Artık sormayın niye..