Günümüz toplumlarının hepsinde de kadın-erkek eşitsizliğinin hala var olduğunu görmek için dahi olmak gerekmez. Aslında 'demokrasi... demokrasi...' diye sayıkladığımız şey, fallokrasi'den başka bir şey değildir.
Her nasılsa eline kalemi geçiren bir şeyler yazıyor, neticede kuyudaki taşı çıkarmak işi benim gibilere düşüyor. Yazıklar olsun!
Senin aklın yetiyorsa ne bileyim kuş yaz, böcek yaz.
Hiçbir şeye kafan basmıyorsa, diğer aptalların yaptığı gibi futbol yaz!
Ama ciddi konuları da işin erbabına bırakın yahu!
Bugün kadınlar her ne kadar geçmişe oranla çok daha fazla alanda söz sahibi olsa da, bu durum züğürt tesellisinden öteye geçememektedir.
Gelişmiş ülkelerde, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere nazaran kadın hakları daha fazladır. Lakin dünya gelişmiş ülkelerden ibaret değildir. Bugün hala, otur deyince oturması, kalk deyince kalkması, serkeşlik edince dövülmesi gereken (!) kadınlar var...
Acaba anlaşılmayan nokta nedir? Bunlara karşı koymak mı yoksa tevekkül edip bütün bunlara suç ortağı olmak mı?
Erkekler kendilerini dev aynasinda görmekten vazgeçene, kadınlar kendi haklarına sahip çıkana bitmez bu dava..
Eski çağlarda doğurganlığı nedeniyle kadının, soyun devam ettirilmesindeki rolü bilindiği için, o çağlardaki sanatçılara kadın cinselliği ilham vermiştir ve hayal güçlerini etkilemiştir...
Ne var ki bu doğurganlık kadının başına bela olmuştur. İnsan yavrusu, diğer canlıların yavruları gibi doğar doğmaz yürüyemediği için, kadın avlanmaya gidememiş ve erkeğin eline bakmaya mecbur olmuştur. Bu mecburiyet sebebiyle kadın, erkeğin gönlünü hoş tutmak için her an sevişmeye hazır pozisyonlar yaratmaya başlamıştır. Bu yüzdendir ki canlılar arasinda kızışma mevsimi belli olmayan tek tür insandır.
Gordon Childe ve Elise Boulding gibi tarihçilere göre tarım, kadınlarin icadıdır.
Daha sonraları iplik eğirme ve dokuma yapmayı da kadınlar keşfetmiştir... Bu teknikleri çocuklara (nesillere) kadınların öğretmesi bir yana, bilinen ilk ilahlar da tanrıçalardır.
Bu anaerkil dönemde herhangi bir savaşın varolduğuna dair belirti bulunmamıştır.
Ne var ki insanoğlu anaerkil dönemden ataerkil döneme geçince kıyamet koptu! İlişkiler bozuldu ve savaşlar başladı.
Neden?
Çünkü erkekler rahat durmadı... Kafaları kaba güçten başka bir şeye basmıyordu... Toprağa, güce ve kana doymadılar. Önceleri doğayı koruyarak yaşayan toplumlar, doyumsuzluk yüzünden doğayi gözardı etmeye başladılar. Ormanlari ya da hayvanları yok etmekten sakınmadılar. Erkekler savaşırken, kadınlar da evlerine hapsedildiler.
Peki modern tarihte ne oldu?
Bu dönemde başrolü fetihler, savaşlar, esaretler, talanlar, kısacası kaba güç oynadı. Sanayii devrimiyle birlikte aylaklık lanetlendi ve kadınlar ev işlerinde aylak işgücü olarak görüldü. Oysa ev işlerine harcadıklari mesai, erkeklerin ücret karşılığında çalıştıkları zamandan daha fazlaydı. Üstelik ev işlerinin yıllık izinleri de yoktur. Ne yazık ki kayıtdışı ekonomiye girdiğinden; çeki, senedi, bordrosu, sendikası olmadığından ev kadınlığı her zaman hor görüldü.
Bugün evlerine hapsolan kadinlar, medyanin mesaj bombardımanına tutuluyorlar. Eğer kadın gençse; iskelet kadar zayıf, dişi, aptal, güzel ve modanın yakın takipçisi olmalı. Genç değil de orta yaşlıysa, erkeğinin ve evinin hizmetçisi olmalı... Böyle imajlar empoze ediliyor.
Evet kadınlar eşittir ama biraz daha aşağıdadırlar.. Fikirleri önemlidir ama devleti, savunma politikalarını ya da uluslararasi siyaseti yönetecek kadar değil... Arada bir akıllısı da çıkar ama duyguları akıllarını kullanmaya izin vermez... Özgürdürler ama sadece kendi evlerinin içinde ya da reklamlarda...
Üfff, sinir basti ya! Gidin okuyun, okuyun da öğrenin!
Herşeyi de ben mi öğretecegim?